1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Eski Milli Eğitim Bakanı Avcı'dan "Dijital Vatandaş" Uyarısı
Eski Milli Eğitim Bakanı Avcı'dan "Dijital Vatandaş" Uyarısı

Eski Milli Eğitim Bakanı Avcı'dan "Dijital Vatandaş" Uyarısı

TBMM Bilişim Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu Başkanı ve eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı:- "Dijital aile olmaz. Dijital yurttaşlık olmaz. Yurttaşlarımız dijitalleşirse ciddi bir tehlikeden, insanlığımızdan ciddi bir uzaklaşmadan söz ediyor

A+A-

TBMM (AA) - SİNAN USLU - TBMM Bilişim Teknolojileri Bağımlılığı Araştırma Komisyonu Başkanı ve eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, müfredatta yer alan "dijital vatandaş" kavramına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına uyarıda bulundu.

Avcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplantıda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından gelen yetkililerin sunumlarında "dijital vatandaşlık", "dijital yurttaşlık", "dijital aile" gibi yanlış kullanımlar olduğunu belirtti.

Bu kavramların, sunumlarda dijitalleşmeyi olumlulayan ve sanki çok gelişmiş bir aile yapısına işaret ediyormuş gibi kullanıldığını aktaran Avcı, dijitalleşmenin, Türkçe anlamıyla sayısallaşmanın, bilgisayar teknolojisine ve uyarlamalarına ait bir kavram olduğuna dikkati çekti.

Bu kavramın "vatandaşlık" ve "aile" kavramlarına uyarlanamayacağını vurgulayan Avcı, "Dijital aile olmaz. Aile dijitalleşirse ciddi bir tehlikeden söz ediyoruz demektir. Dijital yurttaşlık olmaz. Yurttaşlarımız dijitalleşirse ciddi bir tehlikeden, kayıptan, insanlığımızdan ciddi bir uzaklaşmadan söz ediyormuşuz gibi oluruz. Onun için bu tür kullanımlara dikkat etmek gerekir." diye konuştu.

Komisyon olarak çocukları ve gençleri "dijital vatandaş olmaktan korumayı" amaçladıklarının altını çizen Avcı, "Dijital vatandaş dediğimiz zaman tam korktuğumuz bu zaten yani çocuklarımızın özellikle gençlerimizin bu bağımlılıkla dijital varlıklar haline gelmeleri, dijitalize olmaları. Komisyon olarak Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu'na birinci önerimiz, lütfen dijital vatandaş tabirini kullanımdan tamamen kaldıralım. Bunu ancak bir ikaz, tehlike kavramı olarak kullanabiliriz." ifadelerini kullandı.

Avcı, komisyonun, çalışmalarını tamamladıktan sonra hazırlayacağı raporda bu konudaki yanlış kullanımlara ilişkin bir bölüm de olabileceğini söyledi.

- "Koordinasyon eksikliği var"

Komisyon çalışmalarının verimli geçtiğini aktaran Avcı, şöyle devam etti:

"Bilişim teknolojilerinin bağımlılıktan kaynaklı davranış bozukluklarına ilişkin değişik kurumlarımızdan çok güzel geri dönüşler ve değerlendirmeler alıyoruz. Gördüğümüz şu, Türkiye'de bu alanda neyin yapılması gerektiği ve nasıl yapılacağı konusunda kurumsal anlamda çok ciddi bir bilgi eksikliği yok. Hemen ilgili bütün kurumlar ne yapılması ve nasıl yapılması gerektiğini biliyorlar ve birçoğu da çok güzel işler yapıyorlar. Sorun bu kurumların yaptıklarından diğer kurumların haberdar olmaması. Bir koordinasyon eksikliği var. Buna bağlı ama daha önemli olan sorun da tüm bu yapılan güzel çalışmalardan kamuoyunun yeterince haberdar olmaması."

Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığında, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerde güzel çalışmalar yapıldığı ancak bu çalışmalardan, çalışmaların hedef kitlesinin çok fazla haberi olmayabildiğini anlatan Avcı, komisyonun bu noktada yapacağı en önemli çalışmanın, hedef kitlenin en uygun araçlarla en etkili ve anlaşılır biçimde yönlendirilmesi ve adreslerin net tanımlanması olacağını belirtti.

- "Kelimelere çok dikkat etmek lazım"

Teknoloji bağımlılığı başta olmak üzere her türlü bağımlılıkla mücadelede bazı kavramların içeriği çok iyi bilinmediği için özellikle aileler açısından engel oluşturabildiğine değinen Avcı, şunları kaydetti:

"Klinik, tedavi dediğiniz zaman aileler ürküyorlar yani çocuklarının herhangi bir hastalıkla damgalanmasından, bir tedavi sürecine girdiği takdirde bunun eğitimini, öğretimini ve yakın çevredeki itibarını olumsuz etkileyeceğinden endişe ediyorlar. O yüzden genellikle bu tür yöntemlere müracaatta biraz tutuk davranıyorlar. Onun için bu müracaatların olabildiğince özel hayatın gizliliği ilkesine uygun bir yöntemle düzenlenmesinde fayda var. Bu alanda kullanılacak kelimelerin de insanları ürkütmemesi gerekir. 'Sizi tedaviye alacağız' demek baştan bir defa birilerine itici, ürkütücü gelebilir. Onun için bu tür sosyal faaliyetlerin tanıtımında kullanılan kelimelere çok dikkat etmek lazım."




HABERE YORUM KAT