1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. HUZURUN KAYNAĞI
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

HUZURUN KAYNAĞI

A+A-

Huy ve ahlak güzelliği huzur ve mutluluğun en önemli kaynaklarındandır. Olumlu düşünenle olumsuz düşünenin huzuru bir olmaz. Bakınca bardağın dolu tarafını görenle boş tarafını gören de bir olmaz. İnsanların, olayların ve her şeyin iyi yanlarını görenle, hep kötü yanlarını gören de bir olmaz. En güzel anların, mutluluk veren olayların bile üzülecek bir yanını bulan çok insan vardır. Hiç bir olumsuzluk bulamazsa, nimetin elinden gideceği endişesiyle tedirgin olan, huzursuz yaşayan çok insan vardır.

Oysa geleceği Allah’tan başka kimse bilmez. Bunu bile bile gelecek endişesiyle yaşamak, bu bilgiyi hazmetmemiş olmaktan ileri gelir. İyimserlik huzur verici, kötümserlik acı vericidir. İyimserlik, Yüce Allah’ın öğütlerini iyi öğrenmek ve o bilgiler ışığında uzunca bir süre iyimser olmaya çaba harcamakla kazanılabilir. Örneğin Bakara Suresinin 21. Ayetinde Yüce Allah: “Sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz” buyuruyor. Olumsuz bir durumla karşılaşınca, peşin hükümle hemen karamsar bir yaklaşım içine girmek, bizi gereksiz yere üzüyor.

Zümer Suresinin 53. Ayetinde ise: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir” buyruluyor. Yüce Allah, pişmanlıkla tövbe edip vazgeçmek, kul hakkı varsa ödeşmek şartıyla, günahlarımızı bağışlayacağını bildirmiştir. Ayrıca O, dünya hayatına yönelik hatalarımızın da çoğunu bağışlayıp, doğuracağı kötü sonuçlardan bizi koruduğunu haber veriyor: Şura suresinin, 30. Ayetinde, "Başınıza gelen musibetler kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder" buyruluyor.

Bazen araba sürerken kendi hatamız yüzünden gelişen ölümcül bir kazayı küçük sıyrıklarla atlatırız. Bazen görüne görüne yaklaşan bir afet veya bela, bize hiç zarar vermeden geçer gider. Bazen de bize çok zarar veren sigara, uyuşturucu, kumar vs. gibi bir bağımlılıktan, ya da korkutucu bir hastalıktan umulmadık bir şekilde, kolayca kurtuluruz. Bütün bunlar Allah’a sığınmak, tövbe etmek, dua etmek, Allah rızası için hayırlı işler ve iyilikler yapmak gibi, Allah’ın hoşnut olacağı davranışlarımız sebebiyle Yüce Allah’ın hatalarımızı bağışlamasıyla, Onun bir lütfu ve ihsanı olarak gerçekleşir.

Bir de ilahi sınav gereği Allah tarafından sabrımızı ve Allah’a bağlılığımızı ölçmek için gönderilen musibetler vardır. Bunların en ağırı peygamberlerin ve dinde yüksek seviyelere gelmiş bilge kişilerin başına gelmektedir. Onlar bu musibetlere sabır göstermekle daha yüksek derecelere ulaşırlar.  "Andolsun sizi biraz korku, biraz açlık biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele." (Bakara, 2/155).

Huy ve ahlak güzelliği bakımından ileri seviyelere ulaşmış kişiler elinden gelen çabayı gösterdikten sonra daima Allah’tan gelene gönülden razı olurlar. Böylece kendilerini faydasız endişe ve üzüntülerle ruh hastası haline getirmezler. Allahtan gelen her şeyi “Lütfun da hoş, kahrın da hoş” anlayışıyla karşılarlar. Fecr Suresinin 27, 28, 29, 30. Ayetleri de bu hoşnutluğu ve sonucunu bize şöyle haber veriyor: “Ey (İman konusunda) tatmin olmuş kişi! Rabbine, Ondan hoşnut kalmış ve Onu hoşnut etmiş olarak dön!  Has kullarımın arasına katıl ve gir cennetime!

“... Sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirlerden başkası Allahtan ümit kesmez” (Yusuf Suresi, 87). Ümitsizlik, insanı çaresizliğe ve bunalıma sürükleyen, yersiz bir duygudur. Nahl Suresi, 61. Ayette Allah: "Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekecek olsaydı, yer üstünde hiçbir canlı mahlûk bırakmazdı" buyuruyor. İnsan en çok zararı kendisinden görür. En çok zulmettiği varlık da yine kendisidir. Çünkü insan, başkalarına yaptığı zulüm ve haksızlıkların da daha dünyada iken bir cezasını görür. Bu cezaların çoğu dışardan fark edilmez. Hatta çoğunun sebeplerini insan kendi de hatırlamaz veya anlayamaz. Ayrıca bu zulüm ve haksızlıkların mahşer gününde de çok ağır cezası olacağından, zulmeden daima kendine zulmetmiş olur. Mahşerde herkes sebeplerini de görecek, bilecektir. Allah’a emanet olunuz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT