Prof. Dr. Recep Dikici

Prof. Dr. Recep Dikici

Kaçınılmaz görev

İslâmiyetin beş şartından biri olan zekât, hicretin ikinci yarısında Ramazan ayında farz oldu. Zekât, kutsal bir borçtur.

Acı azaplardan kurtulmak için, malların zekâtını, tarla mahsullerinin, sebze ve meyvenin uşrunu vermek şarttır. Zekât kırkta bir, uşur onda bir verilir. Namaz kılmayan, oruç tutmayan bir Müslümanın da zekât vermesi gerekir. Zekât vermeyen zengin, binlerce fakirin hakkını gasbetmiş olduğu için ve Allahü teâlânın emrini yapmadığı için, bunun hiçbir hayratı, hasenatı kabul olmuyor.

Senelerce zekât vermeyenlerin zekat borçları birikerek, bütün malını kaplar. Malı kendinin sanıp, müslümanların o malda hakkı olduğunu, hatırına bile getirmez. Kalbi hiç sızlamaz. Bu mala sımsıkı sarılmıştır. Böyle kimseler, Müslüman olarak tanınır. Fakat bunlardan, imânını kurtaran pek nadir olur.

Bir âyet-i kerimede (Bakara, 276): “Allahü teâlâ, faiz alan ve verenlerin mallarının hepsini yok eder. İzini, eserini de bırakmaz. Zekât verenlerin mallarını elbette arttırır” buyurulmaktadır.

Zâdü’l-mukvîn kitabında deniyor ki: “Önceki âlimler yazmış ki, beş şeyi yapmayan, beş şeyden mahrum olur:

1- Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını görmez.

2- Uşrunu vermeyenin, tarlasında, kazancında bereket kalmaz.

3- Sadaka vermeyenin, vücudunda sıhhat kalmaz.

4- Dua etmeyen, arzusuna kavuşamaz.

5- Namaz vakti gelince, kılmak istemeyen, son nefeste kelime-i şehadet getiremez.

Din Büyükleri buyuruyor ki: “Ey insan, dünyanın zevk ve safası peşinde, daha ne kadar koşacaksın? Bu kıymetli ömrü haramdan mal yığmakta, ne zamana kadar ziyan edeceksin? İslâmiyetin emir ve yasaklarına aldırış etmezsin! Azrâîl aleyhisselamın gelip canını zorla alacağı, ecel arslanı pençesini sana takacağı, can verme acılarının başına geleceği, şeytanın, imanını çalmak için kastedeceği, dostlarının, vah vah öldü, siz sağ olun, diye evladına taziye edecekleri vakti düşün! Ayrılık sesi gelip, bize yarayan bir şey yapmadın, hep beğenmediklerimizi işledin, biz de sana, senin bize yaptığın gibi yaparız, diyecekleri zamandan korkmuyor musun? Kabir ve ahiret suallerine ne cevap hazırladın? Kendine acı! Zira suale çekileceksin. Nitekim bir hadis-i şerifte, “Ey Âdemoğlu! Benim malım, benim malım dersin. O maldan senin olan, yiyerek yok ettiğin, giyerek eskittiğin ve Allah için vererek, sonsuz yaşattığındır” buyuruldu.

Ey mağrur zengin! Dünyanın çabuk geçip, gidici malı, parası, seni aldatmasın! Bunlar, senden önce, başkasının idi. Senden sonra da, başkasının olacak. Cehennemin şiddetli azabını düşün! Zekâtını vermediğin o mal, uşrunu vermediğin o buğday, hakikatte zehirdir. Malın hakiki sahibi Allahü teâlâdır. Cenâb-ı Hak, parayı cebinde taşıyan, fakat sevgisini kalbinde taşımayan kullarından eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Recep Dikici Arşivi

Bir mucize yaşandı

23 Ekim 2026 Cuma 13:58

Sonumuzu düşünmek

17 Ekim 2026 Cumartesi 15:00

Kutsal mekân

09 Ekim 2026 Cuma 09:38

Bir çözüm

07 Ekim 2026 Çarşamba 12:23

İstanbul'dan mektuplar

25 Eylül 2026 Cuma 19:29

Eli boş gitmişti

20 Eylül 2026 Pazar 11:51

Zehirlerini kusmaktadırlar

11 Eylül 2026 Cuma 15:51

Hamam sıcaklığı

08 Eylül 2026 Salı 14:02

Yol güzergâhındaki bir âlim ve bir sahabî

31 Ağustos 2026 Pazartesi 16:15

Nasip işi

21 Ağustos 2026 Cuma 14:07