Yusuf Alpaslan Özdemir
Kitap, insanın hayatında neleri, nasıl değiştirir?
Her gün geçim derdiyle boğuşuyor, zamanın yetmediğinden yakınıyor, hayatımızın değişmesini bekliyoruz. Peki, hayatımızı değiştirecek imkânın bir kitabın sayfaları arasında saklı olabileceğini hiç düşündük mü? Bir kitap yeni bir meslek, bambaşka bir bakış, daha güçlü ilişkiler, hatta kendimizle ilgili şaşırtıcı bir keşif demek olabilir. Üstelik bunun için zengin olmak, saatlerce boş vakte sahip olmak gerekmiyor. Peki, okumaya ayırmadığımız zaman bize neler kaybettiriyor? Belki de hayatımızda eksik olan fırsat, sandığımız kadar uzakta değildir.
Hayat pahalı, geçim zor, insanın kafası binbir türlü dertle dolu. Sabah işe yetişmek, faturaları ödemek, çocukların ihtiyaçlarını karşılamak derken koca bir gün bitiveriyor. Böyle bir hayatta kitap okumaktan söz edince insanın aklına haklı bir soru geliyor: “Bunca derdin arasında kitap okumak neyi değiştirecek?”
Gel, birlikte düşünelim.
Diyelim ki yıllardır aynı işte çalışıyor, az kazanıyor ve ay sonunu güçlükle getiriyorsun. Her akşam yorgun argın eve dönüyorsun. Bir gün, kendine yarım saat ayırıp mesleğinle ilgili bir kitap okumaya başlıyorsun. İlk gün hiçbir şey değişmiyor. Bir hafta sonra da eline fazladan para geçmiyor. Peki, altı ay sonra?
Ya sabır’lar çoğalıyor dilinde. Ama bir de şöyle düşün. Belki yeni bir beceri kazandın ya da kazanacaksın, iş yerindeki bir sorunu çözmenin yolunu öğrendin, daha iyi bir işe başvuracak cesareti kendinde bulacaksın. Evet kabul ediyorum kitap sana kendiliğinden iş ya da para kazandırmaz. Öğrendiğini hayatına kattığında yeni imkânların kapısını aralayabilirsin. Üstelik kitapların insana katkısının meslek öğrenmekle sınırlı kalmayacağını da hesaba katmalısın.
Düşün ki çocuğunla sürekli tartışıyorsun. Onun seni anlamadığını, senin sözünü dinlemediğini düşünüyorsun. Bir gün çocuk gelişimi üzerine bir kitap okuyorsun. Çocuğunun öfkesinin ardında anlaşılma ihtiyacı bulunabileceğini, çocuğuna davranışlarında hayatındaki geçmişin çok daha fazla etkin olduğunu öğreniyorsun. Ertesi gün sesini yükseltmek yerine onu dinlemeyi deniyorsun. Sorun hemen çözülmese de elinde yeni bir yol/lar var.
Okumak insana olaylara başka açılardan bakmayı öğretir. Karşımızdakinin davranışını anlamaya çalışır, kendi tepkilerimizi sorgularız. Bu değişim aile ilişkilerimize, arkadaşlıklarımıza, iş hayatımıza kadar uzanabilir. Etrafımızdakileri anlamak her zaman kolaylaşmasa da onları dinlemek için daha fazla sebebimizin olması hiç de fena olmaz, ne dersiniz?
Hayatın ağırlaştığı, boğulacak gibi olduğumuz zamanlarda da kitaplar bize eşlik eder. İşsizlik, ayrılık, başarısızlık, hastalık… anlarında derdimizin dünyada bir tek bize ait olduğunu düşünebilir, hatta bunca insan içinde niye bizim başımıza geldiğine sitem edebiliriz. Müslümanca bir bakışta bunun mantıkî açıklamaları bellidir. Bir an insanlığın genelini düşünerek devam edelim bu kader meselesine… Sonra bir roman okuruz, benzer acılardan geçmiş insanların hikâyesiyle karşılaşırız. Bir hatıratta, çok zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan birinin mücadelesini görürüz. Somut bir örnek vereyim. Çağdaş Kore Edebiyatının ödüllü romancılarından Kim Ae-Ran’ın ‘Benim Mükemmel Hayatım’ adlı romanında normal yaşamı devam ederken bir anda yaşından çok daha büyük göstermeye başlayan, zamanla organlarını-son olarak gözlerini kaybeden bir gencin yaşadıklarına ve duygu dünyasına tanıklık ederiz. On yedi yaşındayken hastaneye yatırılan ve bir daha eski sağlığına kavuşamayan Arım, tüm olumsuzluklara rağmen mutlu olmayı ve çevresindekilerinin de acılarını hafifletmeyi başarmıştır. Okumayı hayatının merkezine koyan, kitaplarla derin bir bağ kuran hayatının baharında bir genç, üstelik görmemesine rağmen bunu başarmıştır. Mukayeseye girelim isterseniz. Kimin yaşadıkları daha zor, buna karşın görme gibi pek çok yetiden mahrum?
Bulgar yazar Gospodinov’un ‘Bahçıvan ve Ölümü’nde anlattığı ölümü, çaresizlik ve yalnızlık duygusunu, normal hayata devam edebilme mecburiyetinin ağırlığını okuyan ve iliklerine dek hisseden biri aynı kalabilir mi, en yakınındakilerin ölümü karşısında ne yapacağının ve düşüncesinin provasını yapmış sayılmaz mı, sahip olduklarının değerini ve şükrünü hissetmez olur mu?
Evet, kitaplar sorunlarımızı ortadan kaldırmaz ama sorunlarımızla baş etmenin yollarını düşünmemize yardım eder, başka hayatları tanıdıkça kendi yaşadıklarımıza farklı gözlerle bakabiliriz. Yaşadığımızı, değerlerimizi daha iyi anlamaya vesile olan derde de, sözcülerine de selâm olsun.
Para; varlığı bir dert, yokluğu ayrı dert
Peki, kitap okumak ekonomik açıdan zor durumdaki insanlar için ne kadar mümkün?
Her ay değil birkaç kitap satın almak, biri dahi geçimini güçlükle sağlayan bir aile için ciddi bir masraf olabilir. Kira, mutfak giderleri, faturalar… ortadayken kitap alışverişini öncelik hâline getirmek kolay değildir. Kimseye ekmeğinden kısmayı önermeye gerek yok, yararı da. Peki okumak için her seferinde para harcamak gerekmiyor desem. Halk kütüphanelerinden ödünç kitap alınabilir, arkadaşlarla kitap değiş tokuşu yapılabilir, sahaflarda uygun fiyatlı eserlere bakılabilir, telif süresi dolmuş kitapların yasal dijital kopyalarına internet üzerinden ücretsiz ulaşılabilir. Daha da sayabilirim ama bu kadarla iktifa edeyim.
Zaman bulmak ayrı bir meseledir. Uzun mesailerden çıkan, ev işi yapan, çocuk büyüten ya da yaşlı yakınlarına bakan insanlardan her gün bir saat okumalarını beklemek gerçekçi olmaz. Peki, günde on dakika? Hiç olmazsa bir podcast yayını? Otobüste, öğle arasında ya da uyumadan önce on dakika ayırabilen biri, bir haftada yetmiş dakikalık okuma süresi kazanır. Bu küçük başlangıçların zamanla alışkanlığa dönüştüğünü hesap edin bir de! Tamam, elbette herkesin hayatı aynı değil, insan kendi şartlarına uygun bir yol bulmalı. Beş sayfa okuyabiliyorsa beş sayfayla başlamalı. Okumayı bir yarışa çevirmeden, kendi hızında ilerlemelidir. Neden biliyor musunuz? Önemli olan kaç kitap bitirdiğimizden çok, okuduklarımızla ne yaptığımızdır. Bir bakmışsınız karşılaştığımız bir düşünce, gün içinde yaşadığımız bir olayı anlamamızı sağlamış.
Kitapların başka bir faydası da yanlış yönlendirmelere karşı daha dikkatli olmamızı sağlamasıdır. Her gün sosyal medyada sayısız iddiayla karşılaşıyoruz. Böyle bir ortamda duyduğumuz her şeyi araştırmak, kanıtla yorumu birbirinden ayırmak ve farklı kaynakları karşılaştırmak büyük önem taşıyor.
Düzenli okuyan insanlar, zamanla bir iddiayı sorgulama ve karşı görüşleri değerlendirme becerisini geliştirebilir. Elbette her kitap doğru bilgi içermez. Bu yüzden güvenilir kaynakları seçmek ve okuduklarımızı eleştirel bir gözle değerlendirmek gerekir.
Bir de kitapların hayatımıza kattığı genişlik var.
Hiç gitmediğin bir şehri okuduğun romanın sayfalarında gezebilir, hiç tanımadığın bir insanın duygularını anlayabilirsin. Siz bunları bir de şiirle, tarih kitaplaryla… düşünün ki hayatımız, başımızdan geçen olaylarla sınırlı kalmayacak; başka insanların tecrübelerinden yararlanıp üstüne üstlük görmediğimiz dünyaları tanıyacağız.
Ömrümüz bir tane, öğrenebileceğimiz ve tanıyabileceğimiz hayatlar ise sayısız.

Çok kitap okumak
Elbette çok kitap okumak insanı kendiliğinden iyi, anlayışlı veya başarılı yapmaz. Önemli olan, öğrendiklerimizle kendimizi sorgulamak, yanlışımızı fark ettiğimizde düzeltebilmek ve bilgimizi hayatı kolaylaştırmak için kullanmaktır. Kitap okumayı üstünlük göstergesine çevirmeye de gerek yok. Unutmamalıyız ki okumayı yeni yeni alışkanlık edinmiş birinin heyecanı, yıllardır okuyan birinin yeni öğrendiği bir şey karşısında duyduğu sevinç kadar değerlidir.
Dostum, güzel dostum, arkadaşım; belki de şimdiye kadar okumayı sevmediğini düşündün. Eline aldığın kitaplar ilgini çekmedi, bir ödev-mecburiyet neticesinde okudun, sayfalar ilerlemedi. Bir kez daha deneyebilirsin. Merak ettiğin bir konuyla başla. Tarihi seviyorsan tarihle, insan hikâyelerini seviyorsan romanla, mesleğinde ilerlemek istiyorsan o alandaki kitaplarla ilgilen. Üstelik her kitabı bitirmek zorunda değilsin. Unutma ki sana hitap eden kitabı bulmak da okuma yolculuğunun bir parçasıdır.
Yarın sabah hayatın birdenbire değişmeyecek. Maaşın kendiliğinden artmayacak, borçların ortadan kalkmayacak, bütün sorunların çözülmeyecek. Yine işe gidecek, gündelik telâşlarınla uğraşacaksın. Yine de elinde yeni bir bilgi, zihninde yeni bir düşünce, karşındaki insanı anlamanı sağlayan başka bir bakış açısı bulunabilir. Güven bana.
Bugün on sayfa oku. Yarın öğrendiğin bir şeyi hayatında dene. Bir hafta sonra okuduklarından aklında kalanları düşün. Zamanla bunun sana ne kattığını görebilirsin.
Hasılı ve’l-kelâm
İnsan hayatını değiştirmek için büyük fırsatlar bekleyebiliyor. Oysaki kimi fırsatlar, kendimize ayırdığımız küçük zamanların içine gizlenmiş olabilir. Bir kitap yeni bir mesleğe yönelmene, sorununu farklı çözmene, insan/larla daha iyi anlaşmana ya da kendini daha iyi tanımana vesile olabilir. Hangi kitabın hayatında nasıl bir iz bırakacağını bilemezsin. Bunun için okumaya başlaman yeterli. Belki aradığın cevabı bulursun, belki hiç aklına gelmeyen bir soruyla karşılaşırsın, fakat her iki durumda da dünyaya bakışına yeni bir şeyler eklenir.
Hayat zaten yeterince zor. Onu daha iyi anlamak, imkânlarımızı çoğaltmak ve karşımıza çıkan güçlüklerle daha donanımlı mücadele etmek için öğrenmeye ayırdığımız zamanın kıymetini küçümsemeyelim.
Kimi zaman önümüzdeki yolu aydınlatan, okuduğumuz bir kitabın sayfalarında karşılaştığımız tek bir cümle olabilir. Kim bilebilir ki?
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.