İnsan bazen dünyanın bütün gürültüsünü duyar da kendi kalbinin sesini işitemez. Günlük telaşlar, bitmek bilmeyen koşuşturmalar, kırgınlıklar ve yarınlara dair kaygılar arasında en çok da kendimizi unuturuz.
Oysa kalp, yalnızca bizi hayatta tutan bir organ değil; sevgimizin, merhametimizin ve insanlığımızın da sembolüdür. Bir güzel sözle huzur bulur, bir vefasızlıkla kırılır, bazen de küçücük bir iyilikle yeniden umutlanırız.
Hayat, herkese aynı hızla akmıyor. Kimi bir hastane koridorunda sağlığına kavuşmayı bekliyor, kimi sevdiğine kavuşmanın hayalini kuruyor, kimi de kaybettiklerinin ardından sessizce dua ediyor. Bütün bu hikâyelerin ortak noktasında ise kalp var.
Belki de bu yüzden insan, yaşadığı sürece kalbinin kıymetini bilmeli. Sevdiklerini ertelememeli, güzel sözlerini içinde tutmamalı, gönül kırmaktan korkmalı. Çünkü zaman geçiyor, hayat değişiyor ve bazen söylemek istediğimiz bir cümle, içimizde söylenmeden kalıyor.
Unutmayalım; kalbimizi yaşatmak kadar, başkalarının kalbinde güzel bir iz bırakmak da önemlidir. Günün sonunda geriye kaç kişiyi tanıdığımız değil, kaç insanın gönlüne dokunduğumuz kalır.
Belki de hayatın en büyük zenginliği, kalbimizin hâlâ sevgiye yer açabiliyor olmasıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.