Hatice Filiz Çelik

Hatice Filiz Çelik

KİTAPLAR VE ÖNERİLER- 2

Kitapların dünyası, insanın kendine özel demiştik. Kişinin yetişme tarzı, hayat amacı, dünyaya gelme nedenini arama çabası, kendini adadığı davası gibi her türlü neden onun kitap seçiminde önemlidir. Borges; bir insanın kitaplığının aynı zamanda onun kimliği olduğunu söylemiştir. Aynı savı Beşir Ayvazoğlu’ da sık sık dile getirerek ; “Bir insanı tanımak istiyorsanız gidip kütüphanesine bakmalısınız…” der.

Okuduğumuz kitaplar bizim karakterimizi oluşturan en önemli işleme sahipken, o kitapları nasıl okumalıyız? Otobüste, ders aralarında, işte/öğle arasında veya hafta sonları odamıza kapanarak saatlerce okuyarak mı?

Bunların hepsi olabilir fakat nasıl okumalıyız sorusunun asıl amacı bu değildir. Etkin okumayı nasıl yaparız diye de sorabiliriz aynı soruyu.

Bu soru evvelinden beri hemen hemen her usta yazara da sorulagelmiştir. Cevabın sabit bir kaidesi yok mutlaka. Tıpkı kitap seçiminde olduğu gibi, okuma tarzı alışkanlığı da kişiden kişiye değişir.

Kimi masası başında, tam bir kırtasiye takımı ile hazır halde, defteri, kalemi, silgisi vs ile not alarak yavaş yavaş sindire sindire okur.

 Kimi kitap okurken eğer elinde bir işaretleme kalemi yoksa telaşa düşer ve kitabı okurken altını çizmekten veya üzerine not almaktan kitabın şeklini evriltir…

Kimisi de kitabına tek bir çizik atmadan, cildini bile ayırmadan dikkatli bir şekilde okumaya gayret eder.

Bu çeşitliliğin nedeni, insandan insana değişen öğrenme çeşitliliğinin çok fazla olmasındandır. Yazarak öğrenenler, görerek öğrenenler, hafızası güçlü olup dinleyerek öğrenenler, temas ederek, dokunarak öğrenenler…

Okuma tarzı ne olursa olsun o kitabın bize, duyularımıza, sinir hücrelerimize ne katacağıdır önemli olan. Eğer olağanüstü bir hafıza yeteneğimiz yoksa okuduklarımızın, baştan sona hafızamızda kalmasının imkânı yoktur. Hatta o kadar ki birkaç yıl sonra aynı kitabı elimize aldığımızda onu okuyup okumadığımızı bile hatırlamayabiliriz. Bu, emeğin boşa gitmişliği duygusunu verebilir ilk etapta. Ama zihnimizin bir yerlerinde o kitaba ait bilgiler, belli işlem sürecinden geçirilerek, beklemediğimiz bir anda konuşma ortamında ağzımızdan veya yazı yazarken kalemimizden dökülüverdiğini görmek ise okuma eyleminin en tatmin edici sonucudur.

Okumanın amacı; çok fazla okumak değildir. Kendimizi motive etmek için yıllık planlarımızda vs kendimize okuma hedefi koyabiliriz ama nihai hedef kitap sayısı olmamalıdır.  Bazen ayda onlarca kitap okuyorken bazen de, bir kitabın faydasının yoğunluğuna istinaden, tek bir kitap tüm ayımızı alabilir, otuz sayfalık bir kitap bin sayfalık bir kitabın veremediği bir faydayı sağlayabilir.

Ama burada önemli olan belli bir okuma disiplinine ulaşabilmek için, şartlar her ne olursa olsun, yoğunluğumuz, stresimiz ne kadar fazla olursa olsun ve hatta sağlık durumumuz ne olursa olsun günlük olarak kendimize okuma hedefi koymamızdır. Kısacası bahanesiz olmalı bu kendini adama ve geliştirme eylemi.

Her kitap, her okuma türü başka bir okuma tarzına veya kitaba götürür demiştik daha önce. Önemli olan o silsilenin içine gönüllü dalmayı bilmektir. Zaten okuma deryasına bir kere dalanın tekrar çıkması mümkün olmamakta, bu da tekrar söylemekte fayda var, tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır.

Kitaplarla arası iyi olanın kendisiyle de barışık olduğuna çok şahit olmuşuzdur. Bitmez tükenmez “okumak yolu”na revan olan okurun, çevresinde olup biten gereksiz tartışmalarla(sosyal medyada olduğu üzere), başkalarının özel hayatları ile veya başkalarının sahip oldukları ile ilgilenmeye çok da vakti olmayacaktır. Böyle bir şeye istek duymaksa aklına bile gelmeyecektir.

Özellikle(bu konuda uzman olmamakla beraber), çocukların ilköğretim çağı öncesinden başlayarak okuma alışkanlığı kazanmasının en önemli etkisi ve faydası tam da budur aslında.

 Ama bu genelleme asla çocukluğundan beri okuma alışkanlığı kazanamayan sonradan kazamaz şeklinde de algılanmamalıdır. Zira ellili veya altmışlı yaşlarından sonra bile okuma sevdasına kapılan ve ciltlerce kitabı devirenler için nice örnekler vardır.

Sonuç olarak; okuma eylemi anlamının aslında, “kendini okumak” olarak algılamak, hedeflerin en nihâisidir.

Sağlığınız ve huzurunuz daim olsun….

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.