KONYA’DAKİ VAKA ARTIŞI NORMAL DEĞİL

İyi mi kötü mü bilemedik artık. 3-5’lerle anılan Konya’daki vaka sayıları birden 3 haneli rakamlara ulaştı. 4’de çok uzak değil. Alınan kararı okudunuz. Şehirdeki tüm hastaneler ‘pandemi hastanesi’ ilan edildi. Bu karar bazı hastanelerin artık vaka alacak yeri kalmadığı için ortaya çıktı. Şaka yapmıyorum!

Hafta içi çalışan sektörlerdeki vaka artışından bahsetmiştik.

Şehir ölçeğinde hızlı bir yayılma süreci gerçekleşti.

İyi mi kötü mü derken aslında stratejiye uygunluk bakımından sorguladım. Yani kitle bağışıklığı isteniyorsa bunun neticesini en hızlı alacağımız yer kuşkusuz Konya olacak.

Peki, neden başka şehirler değil de Konya? Maalesef şuan ne ilgililerden ne de aradığımız yetkililerden tatminkâr bir cevap alamadık.

Maske ise sorun, hepimiz gözlemliyoruz Konya halkının büyük çoğunluğu maskeye önem veriyor. Hijyen derseniz aynı. Sosyal mesafede belki ipin ucu kaçıyor olabilir ama bu da artış grafiğini böyle dike çevirir mi anlam veremiyoruz.

Maalesef böyle devam ederse şehir olarak giriş çıkışların kapatılmasından tutun da özelde sokağa çıkma yasağına kadar bir dizi tedbirlerle yeniden karşılaşabiliriz.

Bu artışın suçunu sadece vatandaşa bağlamak doğru değil. İllaki kendini bilmezler olabilir. Lakin Konyalının geneli kurallara riayet noktasında oldukça dikkatli.

Biz bu şehri karış karış geziyoruz. Her gittiğimiz yerde evvela kolonya ya da dezenfektan ikramı gerçekleşiyor. Masanın hemen dibine değil de bir koltuk ara vererek oturuyoruz. Elden geldiğince kapalı ortamları tercih etmiyoruz. Öyleyse neden bu artış?

Normalleşme sürecinin abartıldığı farklı şehirlerden onlarca kare gördüm. Konya’da kurumlara girişlerden tutun otobüsler dolmuşlar bile İstanbul, Ankara, İzmir ile kıyaslanmayacak noktada. İnsan işkilleniyor. Normal değil bu artış. Zaten bu korona çıktığından beri hayatımızda ne normal de bu olsun diyeceksiniz. Haklısınız.

 

KAPALI PAZARLARA YENİ TANIMLAMA OLUR MU?

Felaketlerin ardı arkası kesilmiyor. Dünya üzerinde yaşamayı göze aldıysak elbette zorluklarla baş etmeyi de öğrenmek zorundayız. Deprem, sel yangın derken salgın… Tedbir önemli.

Kapalı Pazar alanlarını en son cami olarak değerlendirdik. Kapıdan girişlerde bekçilerin ateş ölçmesi ve isteyene tek kullanımlık seccade verilmesiyle tam bir nizam içerisinde sosyal mesafeye uyarak namaz kılınıyor. Ayrıca dezenfektan stantları da kullanımda.

Kapalı pazarlar, en azından bundan sonra inşa edilecek olan pazarlar; sıkıntılı durumlarda sığınak, geçici yaşam merkezi, toplanma alanı olarak çok uygun yerler. Eğer yerin altına da yapılaşma oluşursa ileride insanlığın başına gelebilecek her türlü felaketlerde önemli korunma merkezi halini alabilirler. Ne derseniz değerlendirmeye değmez mi?

FAİZ LOBİSİNE SADECE CUMHURBAŞKANI YETMEZ

Mesele faiz oldu mu hükümeti eleştirmek en kolayı. Peki, sormazlar mı adama Türkiye’de kurulmuş hangi hükümet zamanında faizsiz sistem kurulabildi? Hayal edildi. Ama kurulabildi mi? Daha bir nefes vermeden candan edildi.

Cumhurbaşkanı bu ülkede faiz hassasiyeti en yüksek insanlardan biri. Bakın dünkü kapı aralaması manidar: "Aşırı finanslaşma toplumsal ve insani maliyetlerin dikkate alınmadığı sadece rant kaygısıyla hareket eden obez bir ekonomik model ortaya çıkarmıştır. Uzun vadeli büyük altyapı yatırımlarının finansmanı için sukuk gibi ürünlerin kullanımının yaygınlaştırılması gerekiyor."

Yani İslam iktisadı modelinin önünü açıyor. Teşvik ediyor. Lakin Dünya faiz sistemiyle yönetiliyor. Gerçeklere gözümüzü kapatarak bir yerlere varamayız. Öyle ki Erdoğan gibi güçlü bir lider bile iktidarının 18. Yılında ancak kurabiliyor bu cümleleri. Sürekli yermek yerine hep birden destek verilirse Müslümanların özlemi olan faizsiz sistem elbet bir gün bu devletin ekonomik modeli halini alabilir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum