Köroğlu hikayesi ne anlatıyor?
116
Türk Halk Edebiyatı’nın ve kültürünün en önemli epik (destansı) anlatılarından biri olan Köroğlu Destanı, zalime karşı direnişi, adaleti, yiğitliği ve haksızlığa başkaldırıyı anlatıyor. Bu hikaye öyle özel ve öyle kıymetli ki, yaşandığı dönemdeki tüm haksızlıklara, zulme, adaletsizliğe karşı bir yiğidin nasıl direniş gösterdiğine işaret ediyor. Öyle ki, yaşandığı bu yönüyle Köroğlu Destanı sadece yaşandığı dönemle sınırlı kalmayıp, tüm çağlara uyarlanabilecek nitelikte büyük ve destansı bir hikaye olarak öne çıkıyor.
216
HİKAYE OLARAK KALMADI BEYAZ PERDEYE UYARLANDI
Birçoğumuz Köroğlu Destanı’nı ne okuduğumuz kitaplardan, ne de eğitimini aldığımız okullardan biliyoruz.
316
Köroğlu Destanı denilince çoğumuzun aklına başrolünde Cüneyt Arkın ile Fatma Girik’in oynadığı, 1968 yapımı olan ve usta yönetmen Atıf Yılmaz tarafından çekilen, çekimlerinin büyük bölümü Antalya’da gerçekleştirilen Köroğlu Destanı filminden biliyoruz.
416
Hikayesi itibariyle beyaz perdeye uyarlanmasının uygun olduğunu göre Usta Yönetmen Atıf Yılmaz tarafından film olarak çekilen Köroğlu Destanı, hem döneminde gösterime girdiği sinemalarda büyük gişeler yaptı; hem de aradan geçen 60 yılı aşkın sürede bu destanın hafızalarda daha derin izler bırakarak canlı kalmasını ve nesilden nesle aktarımını sağladı.
516
KÖROĞLU’NUN HİKAYESİNDE ANLATILAN KONU NEDİR?
Köroğlu Destanı, Türk halk edebiyatının ve kültürünün en önemli epik anlatılarından biridir ve temelde zalime karşı direnişi, adaleti, yiğitliği ve haksızlığa başkaldırıyı anlatır.
616
İNTİKAM VE BAŞKALDIRI
Hikaye, Bolu Beyi'nin seyisi (at bakıcısı) Yusuf'a (Köroğlu'nun babası) verdiği atları beğenmeyip onun gözlerine mil çektirmesi (kör etmesi) ile başlar. Yusuf'un oğlu Ruşen Ali (Köroğlu), babasının intikamını almak için dağa çıkar ve Bolu Beyi'ne karşı uzun bir mücadele başlatır. Onun bu intikam mücadelesi aynı zamanda zalim idarecilere karşı bir başkaldırıdır.
716
TOPLUMSAL ADALET İÇİN ÖNEMLİ ÇAĞRI
Köroğlu, zenginden alıp fakire veren, güçsüzleri koruyan bir "halk kahramanı" figürüdür. Halkı ezen, ağır vergiler koyan yerel yöneticilere (hanlar, beyler, paşalar) başkaldırır. Amacı bu adaletsizliğin ortadan kalkması, gücü elinde bulunduranların güçsüzler üzerindeki hegemonyasının kırılması ve toplumsal adaletin sağlanmasıdır.
816
YİĞİTLİK VE MERTLİK VURGUSU
Destanda fiziksel gücün yanı sıra dürüstlük, mertlik ve dostluk ön plandadır. "Benden selâm olsun Bolu Beyi'ne" dizesiyle simgeleşen meydan okuma, yiğitliğin sembolüdür. Köroğlu, Bolu Beyi’ne açıktan meydan okumuş ve onun dik duruşu bu dizelerde hayat bulmuştur.
916
AŞK VE SAZ (OZANLIK)
Köroğlu sadece savaşçı değil, aynı zamanda belinde kılıcı, sırtında sazı olan bir halk ozanıdır. Bileğinin kabiliyeti kılıcını sallarken ne kadar öne çıkıyorsa, kalbindeki aşk da aynı ölçekte sazında hayat bulmaktadır. Köroğlu aşk ve kahramanlık şiirleri de söyleyen bir ozandır.
1016
KIRAT MOTİFİ
Köroğlu'nun en sadık dostu ve ona efsanevi özellikler katan atı Kırat'tır. Kırat, kahramanın gücünün ve hızının bir parçasıdır.
TÜRK DÜNYASININ ORTAK DEĞERLERİ İŞLENİYOR
Anadolu, Azerbaycan, İran ve Orta Asya gibi çok geniş bir coğrafyada yayılım gösteren bu destan, Türk dünyasının ortak değerlerini (şeref, namus, inanç) yansıtır.
1116
DESTANDA KÖROĞLU’NUN DOĞUŞU VE KIRAT
Bolu beyi, at meraklısı bir beydir. Atçılıkta usta olan seyisi Yusuf’u, güzel ve cins ‘at aramak üzere başka yerlere gönderir. Yusuf günlerce gezdikten sonra, obanın birinde istediği gibi bir tay bulur. Bu tayı doğuran kısrak, Fırat kıyısında otlarken, ırmaktan çıkan bir aygır kısrağa aşmış, tay ondan olmuştur. Irmak ve göllerin dibinde yaşayan aygırlardan olan taylar çok makbuldür, iyi cins at olur.
Yusuf, tayı sahiplerinden satın alır. Yavrunun şimdilik gösterişi yoktur. Hatta, çirkindir bile. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Yusuf bunu biliyor. Sevinerek geri döner. Bey, bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızar, kendisiyle alay edildiğini sanır. Yusuf’un gözlerine mil çektirir. Tayı da ona verir, yanından kovar. Kör Yusuf köyüne döner. Olanı biteni oğluna anlatır. Bolu Beyi’nden öc alacağını söyler.
Baba oğul, başlarlar tayı terbiye etmeye. Yıllar geçer. Tay artık mükemmel bir küheylan olmuştur. Rüzgar gibi koşmakta, ceylan gibi sıçramakta, türlü savaş oyunu bilmektedir. Bu arada Kör Yusuf’un oğlu Ruşen Ali de büyümüş, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur . O da her türlü şövalyelik oyunlarım öğrenmiş pir babayiğittir.
1216
YUSUF’UN RÜYASI VE BİNGÖL DAĞLARINDAKİ ÜÇ SİHİRLİ KÖPÜK
Bir gece Yusuf, düşünde Hızır’ı görür. Hızır ona yapacağı işi söyler. Hızır’ın önerisiyle baba oğul yola çıkarlar. Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü Aras ırmağında beklerler. Bu üç sihirli köpükle Yusuf’un hem gözleri açılacak, hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde edecektir.
Bunu bilen oğlu Ruşen Ali, köpükler gelince, babasına haber vermeden, kendisi içer. Yusuf, durumu öğrenince üzülür, ama bir yandan, da sevinir. Kendi yerine oğlu, öcünü alacak bir bahadır olacaktır. Bu sihirli köpüklerden biri körün oğluna sonsuz yaşama gücü, biri yiğitlik, öteki de şairlik bağışlamıştır. Bir süre sonra Yusuf, oğluna öç almasını vasiyet ederek ölür.
Körün oğlu Ruşen Ali dağa çıkar. Gelen geçeni soyar. Ünü yayılmaya başlar. Kendisi gibi kanun kaçakları yanında toplanmaya başlar. Artık adı Köroğlu olmuştur. Bolu şehrinin karşısında, Çamlıbel’de, bir kale yaptırır. Küçük bir ordusu vardır. Çamlıbel’de geçen kervanlardan bac (vergi) alır. Vermeyen kervanları soyar. Üzerine gönderilen orduları bozguna uğratır.
1316
KÖROĞLU’NUN AYVAZ İLE TANIŞMASI
Bir gün, güzelliğini duyduğu Üsküdar Kasapbaşı’sının oğlu Ayvaz’ı kaçırır, Çamlıbel’e getirir, evlat edinir. Başka bir gün, Bolu Beyi’nin bacısı Döne Hanım’ı kaçır’ır, evlenirler. Aradan yıllar geçer, Bolu’yu basar, yakar, yıkar. Bolu Beyi’nden babasının öcünü alır. Bolu Beyi de Köroğlu’na karşı düzenler kurar. Bir defasında Köroğlu’nu, başka bir seferde de Ayvaz’ı yakalatır. Zindana atar. Ama, Köroğlu ve adamları her zaman hile ve cenkle kurtulurlar.
1416
DELİKLİ DEMİR İCAT OLDU, MERTLİK BOZULDU
Köroğlu, ara sıra Gürcistan, Çin gibi uzak ülkelere de seferler açar. Yeni yeni serüvenlere atılır, büyük vurgunlar yapar. Bu arada küçük, fakat heyecanı birçok olay da geçer. Sonunda delikli demir (tüfek) ortaya çıkınca eski bahadırlık geleneği bozulur, dünyanın tadı kalmaz. Ve bir gün Köroğlu, beylerine dağılmalarını söyleyerek Kırklara karışır, kaybolur. Daha önceden Kır-At da sır olmuştur. O Kırat ki, nice yıllar, olağanüstü bir güçle Köroğlu’na hizmet etmiştir.
1516
KÖROĞLU’NUN SONU NE OLDU?
Başka bir söylentiye göre, bir Yahudi bezirganın getirdiği tüfekle oynayan beyler, birbirlerini öldürürler. Köroğlu, buna üzülerek kayıplara karışır. Yine bir başka söylentiye göre de, Köroğlu dağda rastladığı çobanda tüfeği görür. Sorar, ne olduğunu. Aldığı karşılığa inanmaz. Denemek için kendine çevirir, tetiğe dokunur. Ve yaralanarak ölür. Sonra beyleri de dağılırlar. Yaşlı bir çınar gibi devrilen Köroğlu’nun hikayesi sona erer.
KÖROĞLU DESTANI BU DİZELERDE YAŞIYOR
Benden selâm olsun Bolu Beyi’ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
Ok gıcırtısından, kalkan sesinden
Dağlar sada verip seslenmelidir
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.
Benden selam olsun Bolu Beyine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
At kişnemesinden kargı sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır
Köroğlu düşer mi eski şanından
Ayırır çoğunu er meydanından
Kırat köpüğünden düşman kanından
Çevre dolup şalvar ıslanmalıdır
Köroğlu
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.