Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

MEVLÂNÂ’NIN PERGEL METAFORUNU UYGULAYALIM

  • Bir ayağımız İslâm’da sabit kalmak suretiyle, diğer ayağımızla bütün âlemi dolaşacak şekilde benliğimizi, şahsiyetimizi ve onurumuzu ortaya koyarak ona göre imanlı ve inançlı bir şekilde kendimizi hazırlamamız gerekiyor. Mevlânâ’yı bu açıdan da iyi anlamak gerekir.

 

 

Dünya’nın barış ve istikrar aradığı bir dönemde insanlık, adalet başta olmak üzere güvene, sevgiye, aşka, muhabbete ve de hoşgörüye o kadar muhtaç ki.

Dünya nüfusu son rakamlara göre 7 milyara yaklaştı. 2050’de 10 milyarı bulması tahmin ediliyor. Dünya’da, özellikle bizim coğrafyamızda bir hercümerç yaşanıyor. Ne yoksulluk, ne salgın hastalıklar, ne göç ve ne de ırkçılık dünyada önlenemedi.

Önüne geçilemeyen ve her geçen sene artarak büyüyen mesele ve problemler arasında insan hakları ihlâlleri, Müslümanlara yönelik alabildiğine artan baskı ve şiddeti, yaşanan sınır sorunlarını, uyuşturucu ile mücadeleyi,  ekonomik krizleri, enerji politikaları ile çevre felâketlerini, hatta iklimden doğan çevre felâketleri de bulunmakta.

Bunların hiçbirisinin önüne geçilemedi. Her sene 2-3 defa toplanan Dünya’nın en zengin 7 ülke liderleri, yukarıda saydığımız sorunları önlemede başarılı olamadılar. Hatta bu yedi ülkenin devlet başkanları, Müslümanlara baskı ve şiddet ile sınır ve çevre sorunlarını önlemek şöyle dursun daha da artırma ve yeni kaos senaryoları eklemede ne kadar mahir olduklarını gösterme açısından âdetâ birbirleriyle yarış halindeler!

 

Ehli SÂlib TOPYEKÛN TAARRUZDA

11 Eylül hadiselerinden bu tarafa dünya coğrafyasında Müslümanların bulunduğu ülke ve kıtalar 21. yüzyılın başlarından itibaren hiç bu kadar saldırıya maruz kalmamıştı. İslâm’ın yükselişinin önüne geçemeyen Batı ve Haçlı zihniyeti, Müslümanların yoğun olduğu Orta Doğu, Orta Asya ile Güney Asya, Afrika ve diğer kıta ile coğrafyalarda yoğun bir şekilde topyekûn saldırıya geçmiş bulunuyor.

Bu Haçlı zihniyeti saldırılarının temelinde, Müslümanlara ve dolayısıyla İslâm’a duyulan kinin yanında iklim değişiklikleri sebebiyle 100-150 sene sonra Avrupa’nın sular altında kalacak olmasının yattığı gerçeğini de hiç yabana atmamak lâzım. Ehl-i Sâlib’in neden Afrika’ya, neden Asya’ya, neden Ortadoğu ve Türkiye’ye yöneldiği gerçeğini, saldırılarını her platformda sıklaştırdığını görmek açısından dünü, yâni geçmişi iyi bilmek ve analiz ederek geleceği iyi okumak gerekir.

Türkiye’de çıkarılan iç karışıklıklarla birlikte dışarıda Türk-İslâm dünyasına ve bu coğrafyada yaşayan Müslümanlara yönelik saldırıların, baskı ve şiddet politikalarının arttığı hakikatini iyi görmek lâzım. Bakınız herşey sanki daha önceden plan ve programlanmışçasına aynı anda oluyor.

Türkiye’de ve yakın komşu ülkelerde, Türk-İslâm coğrafyasında ve kültür olarak nüfuz ettiğimiz Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya ile Türkistan’da çok önemli gelişmeler meydana gelmekte. Pakistan’da, Afganistan’da, Mısır’da, Suriye’de, İran’da, Irak’ta, Lübnan’da, Bangladeş’te, Yemen’de, Güney Sudan’da, Filistin’de, Kosova’da, Doğu Türkistan’da, Filipinler’de, Myanmar’da Arakan bölgesinde Budist Rahiplerinin öncülüğünde Mohikalı Müsülüman kardeşlerimize yönelik katliamları asla hoş görmemiz ve müsamaha ile karşılamamız mümkün mü?

Elbette mümkün değil.

 

DÜNYA’DA MEDENİYET VE DİN SAVAŞLARI VAR

Güneydoğu Asya ülkelerinde 700 milyona yakın Müslüman yaşamaktadır. Hindistan’da, Filipinler’de Yunanistan’da, Bangladeş’te yaşayan Müslüman kardeşlerimize yönelik baskılar ve şiddet sanki bir yerden emir almışçasına büyük bir artış göstermektedir. Sınır sorunlarıyla ülke insanları, Afrika’da kabileler ve mezhep savaşlarıyla Müslümanlar birbirlerine kırdırılmaktadır. Çıkartılan ekonomik krizler ve enerji politikalarıyla birlikte Dünya’da ilân edilmedik bir medeniyetler savaşı ve dinlerarası savaş yapılmaktadır. Bunu müsamaha ile karşılama lüksümüz var mıdır?

Elbette yoktur.

Onun için kendi ülkemizde, kendi coğrafyamızda olup bitenleri iyi okumak ve uyanık olmak zorundayız.

 

ÇIKIŞ YOLU: PERGEL METAFORU
Gazeteci-yazar Yusuf Kaplan, bir yazısında, Mevlâna’nın pergel metaforuna atıfta bulunduğu bir yazısında, medeniyet ile eğitim konusuna değinerek şu ifadeleri kullanıyor: “Anlata anlata dilimde tüy bitti: Eğitimde zihin ve ufuk açıcı yegâne çıkış yolu, Hz. Mevlânâ'nın -Fussilet Sûresi 53. âyete dayandırdığım- pergel metaforudur:
Pergelin sabit ayağını medeniyetimize sabitleyecek, hareketli ayağıyla dünyaya açılacak...
Ama bizde tersi var!
Nedir bu?
İntihar!
Özetle: Türkiye'de pergelini şaşırmış sömürgeci eğitim sistemi hükmünü icra ediyor iki asırdır.
Pergelin sabit ayağı Batı'ya sabitli, hareketli ayağı kilitli!
O yüzden yalpalıyoruz sürekli... Kimse de, n'oluyoruz, böyle gitmez, diye sorgulamıyor, ne yazık ki.
Sözün özü: Köksüz ve ruhsuz, ezberci ve ufuksuz bu sömürgeci eğitim sistemi, bizim medeniyet
dinamiklerimiz ekseninde, silbaştan yeniden yapılandırılamazsa bir kuşak sonra yok oluruz! Benden hatırlatması...”
 

***
Bunun için bir ayağımız İslâm’da ve Türkiye’de sabit kalmak suretiyle, diğer ayağımızla bütün âlemi dolaşacak şekilde benliğimizi, şahsiyetimizi ve onurumuzu ortaya koyarak ona göre imanlı ve inançlı bir şekilde kendimizi geleceğe hazırlamamız gerekiyor. Mevlânâ’yı bu açıdan da iyi anlamamız gerekiyor.


YARIN: “21. yüzyıl Mevlânâ asrı olacak”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.