1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. “ORTALIK İTNE GAYNIYOR”MUŞ…
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

“ORTALIK İTNE GAYNIYOR”MUŞ…

A+A-

Takip eden ediyor, bilen biliyor, anlayan anlıyor ama işine gelmeyen bazı okurlarımız hâlâ bildiklerini ya da görmek istedikleri ile bizleri sadece üzüyorlar. Gerçi artık üzülmeyi de bıraktık; çünkü alıştık. Sosyal medyadan klavye Donkişotluğu yapmak kolay al eline telefonu ya da geç bilgisayarın karşısına aç bir sahte hesap salla sallaya bildiğin kadar. Tabii onda da ancak bize ya da birilerine sallayabilirsiniz. İş siyasilere sallamaya geldi mi polis “hoooop hemşerim gel bakalım buraya” diyor ve kulağından tuttuğu gibi alıyor içeriye.

Böyleleri alınsın. Sosyal medya ya da sahte hesaplar ile farklı rumuzlarla kahramanlık kolay. Sıkıyorsa adınla soyadınla gerçek kimliğinle yazacaksın ve yazdığın yerde de durabileceksin.

Daha düne kadar iki tutup bir yırttınız neymiş “Büyükşehir ile ilgili Sayıştay raporunu niye yazamıyormuşuz?” Büyükşehir ne yaptı? Sayıştay raporunu yazanlara dava açıyor.

Şimdi bizde davalık olsaydık avukat mı tutacaktınız bize?  Hadi tuttunuz diyelim biz hakim, savcı karşısında titrerken siz sıcacık koltuğunuzda minderin üzerinde keyif yapacaktınız. Hadi onu da yapalım doğrular adına. Yaaa en sonunda “Bu i….. de vatan haini imiş” diye bir kara çaldıkları zaman kendimizi nasıl aklayacaktık? Aklamak için ömrümüzü vereceğiz. Sonra? Sonra tekrar başladığımız yere döneceğiz öyle mi? Geçelim buradan ve ne olur biraz acı da olsa gerçekleri görüp kabul edelim.

…………

Buradan tekrar gündemimizdeki konulara küçük küçük değinelim.

BÜYÜKŞEHİR’İN KAR EKİBİNE TEŞEKKÜRLER

Dün sabah saat 05.37’de okurumuz dostumuz Metin Özdemir bu fotoğrafı bize göndererek bizi bilgilendiriyordu… 

foto-1-534.jpg

Biz de kendisine 05.40’da yazarak teşekkür ettik ve dertleştik. Bu vesile ile Büyükşehir’in duyarlı yöneticilerine ve çilekeş işçi kardeşlerimize teşekkür ederiz. Çünkü şehir merkezinde kar olmasa da başta Bosna ve Sille olmak üzere yüksek kesimlerde iyi bir kar yağışı ve gün ağarırken de yerde kar vardı.

TURİSTLER MEVLANA İÇİN

NİYE RAHATLARINI BOZSUNLAR Kİ?

Bir eli turizmin içinde olan ama asıl işi şehirle çok farklı finanstan yerel yönetimlere kadar ömrünü vermiş abimiz salı günü şöyle bir yorum yaparak bizi de allak bullak ediyordu;

“Uğur’cum bugünkü yazın harika bir makale olmuş. Konyalının hislerine tercüman oldun Uğur. Borucu kanalcı ile bu işler bu hale gelir. Herkes Konya’yı ayağa kaldırmaya talip olursa bu durum normal olur.

Berna Laçin “bu ne ya?...” demiş her taraf bakımda. Sosyal medyadan paylaşmış bunlar Mevlana aşığı insanlar.

23 Aralık Wolksvagen Arena’da Turizm Bakanlığının himayesinde Şeb-i Arus töreni var. 18 Aralık’ta Antalya’da Şeb-i Arus töreni var. Turistler, İstanbullular niye rahatlarını bozsunlar buraya gelsinler? Hem doğruyu söylemek gerekirse İstanbul bu işi bizden daha iyi yapıyor.

Üstelik Konya’da her taraf bakımda. Esnaf dişinin ipliğini sorsun kimin umurunda?

İranlılar mı onlar da niye gelsinler?

18 Aralık’ta orada da ihtifal var.

Mevlana Haftası meydan bomboş.

YAZIK OLUYOR BU ŞEHRE…. Uğur bu işlere el koyacaktır kanaatim.

Selam ve sevgilerimle” …

………

İşin içindeki insanlar böyle diyorsa bize ne demek düşer ki?

TÖRENLERE FARKLI BAKIŞ

Bir değerli okurumuz Ahmet …. Bey ise törenlerle ilgili üzüntüsünü şöyle dile getiriyordu

“Sayın Özteke,

İstanbul’da bir caz festivali organizasyonu yapılıyor, günler hatta haftalar öncesinden ulusal kanallarda tanıtım ve reklamları çıkıyor. Eee sen de bağdaş kurarak oturduğun yerden, “armut piş ağzıma düş” felsefesiyle bir organizasyon gerçekleştirmeye çalışıyorsun. Bu törenleri düzenlemek için Hz. Pir hakkında sadece bilgili olmak yetmiyor, ufuk lazım, vizyon lazım.

Bu iş sadece afişlerle, bezlerle sadece Konya’da olmuyor. Bu iş sadece Ebu Said Ebulhayra ait olan ve Hz. Pir’e mal edilmiş, “gel, ne olursan ol yine gel” sözüyle olmuyor.

Bu işler öyle bağdaş kurarak olmaz. Tanıtım ve organizasyon konusunda uluslararası bir firmayla anlaşmalı ve devlet kurumları bu işten ellerini eteklerini çekmeli. Gün geçtikçe törenlere ilgi azalıyor. Nedeni ise vatandaşlar ve seyahat firmaları bilet bulamıyor. Çünkü biletler kamu kurumlarına hoyratça verilerek biletler yok satıyor.

Lokantalar fırsatı kaçırmıyor, fiyatlar astronomik oluyor. Herkes Mevlâna alıp, Mevlâna satıyor. Konyalının % 80-% 90 ı Ne Mevlâna’nın söylemek istediklerinden haberleri var, ne de törenlere ilgisi. Belki bu şehirde hiç törenlere gitmemiş, hatta dergâhı ziyaret etmemiş binlerce insan vardır.

O yüzden bırakın bu işleri. Kamu kurumları kendileri çalıp kendileri oynasın.”

…………

İŞTE TURİZMİN BAŞINDAN BİR FERYAT

Turizm denildiği zaman Konya’da A’dan Z’ye herkesin bildiği, tanıdığı ömrünü bu işe vermiş elini değil gövdesini turizmin altına koymuş abimiz ise adeta ağlıyor ve şunları yazıyordu; “Abi eline diline yüreğine sağlık. Ama daha yazılacak çooook şey var. Yazık oluyor şehrime çok yazık. Konyalıca yazayım mı affet beni lütfen, “ORTALIK İTNE GAYNIYOR”. Üç beş zındık aklıyla bir yere varamayız. İçim yanıyor abi içim. Kanser eder bu itneler. Affına sığınıyorum. İçim o kadar dolu ki. Neymiş efendim, Mevlana'dan ticari beklentimiz olamazmış. Ula zındık dinimizi mi pazarlıyoruz? Sen beklemezsin tabi, maaş avanta hazır. Ya bu şehrin harmanını bekleyen esnafım ne olacak? Biz Mevlana ile din tüccarlığımı yapıyoruz sanki? Dayandığı konuya bakın hele. Ya abi özür dilerim abi ama inan şehrin adına içim yanıyor. Ahmet Özhan'ı, Fatih Çıtlak beyleri küstürmeyelim KONYAlıya ne olursa olsun.”

…………..

Daha pek çok konu var da bu işler bizi de yakar abilerimizi de kısaca Allah korusun bir noktaya geliriz Konya’yı düşünenler yanıp kül oluverir.

NE OLUR BİZİ YANLIŞ VE HAKSIZ YARGILAMAYIN

Şimdi bugünkü başlığımıza bakarak bazı okurlarımızın öfke, sinir ve üzüntü ile yazdığı bazı kelimeleri okuyarak “Bu nasıl bir yazı?” demeyin.

foto-2-447.jpg

Bu karar Ankara bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin vermiş olduğu kararla Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinden giden bir dava ile ilgili verilmiş kararı içeriyor.

Ben de pek çok okurumuz gibi önce bunu okudum okudum pek bir şey anlayamadım. Sonra hukukçu abimize abi burada ne demek isteniyor deyince aldığımız cevap tek cümle ile “Sizin ananızı s….. cem” sözü hakaret değilmiş. Yani küfür hakaret değilmiş. Vallahi biz bunu gördükten sonra inşallah yukarıdakiler de küfür ve hakaret sayılmaz değil mi?

Hani bize zaman zaman “yazamıyorsunuz” diye hakaret eden eleştiren değerli dostlarımız empati yaptıkları zaman bizim ne halde olabileceğimizi üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorlardır.

ALLAH KİMSEYİ ABDÜSSETTAR YARAR YAPMASIN (!)

Bugünlerde hafta da Hazreti Mevlana’yı anma haftası yaaa. Şehirdeki uçan kuşun kirlettiğinden sorumlu olan Sayın Müdür Yarar(!). Ama iyi olan hiçbir yerde Sayın Müdürün yeri, adı yok. Biz de yerel bir gazeteci olarak zaman zaman gözümüze batan konuları dile getirsek de Abdüssettar Yarar Bey’in de hakkını vermemiz gerekir. Dün minik kuşlar bize türbeönünden haber getirdi. Bırakın başkalarını biz bile yaptığımız “Erdoğan’a Şeb-i Arus daveti” haberimizde bu işin A’dan Z’ye yükünü çeken Müdür Bey’in ismini dahi habere yazmamışız.

Nasıl mı?

Şöyle “Ankara’ya giden Konya heyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Konya Valisi Cüneyit Orhan Toprak, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Erdoğan’ı vuslat etkinliklerinin son gününde gerçekleştirilecek olan Şeb-i Arus’a davet etti” demişiz…

Yaa bu davetiyeyi hazırlayan o heyette bulunan müdürümüzün ismi bile haberde yok. Gerçi dün diğer gazetelerde de bir göz attım onlarda da Sayın Müdürün adı soyadı cismi yok. Ve Müdür Bey de haklı olarak bize sitem ediyormuş. Vallahi açıp kendisine söylemedim ama buradan yazıyorum “Sayın Müdürüm haklısın, hakkını helal et. Ama bizim Konya’da bu işin böreği de var … bilmem nesi de var” derler.

Biz Konya’da da 40-50 yıl önce etliekmek bile büyük lüks idi. Pazar günleri özellikle de herkesin evde olduğu gün sabah kalkılır börek içi hazırlanır. Fırına gidilir. Tepsiler sıraya konur börekler yaptırılır. Gelen börekler tereyağın kaynatıldığı tencerenin içinde yüzdürülür ve sofraya gelirdi. Şıpır şıpır yağ damlayan börekler bir güzel yenir. Kışın dahi bu yağlı nefis peynirli börek sonrası izbede tavana asılmış bekleyen kavunlardan biri kesilir ve börek ve kara bakarak yenilen kavun ile o aile bayram ederdi.

Yani…

Yani bizim Konya’da millet böreği yerken sizler de böyle şansızlığa uğramış oluyorsunuz.

Biliyoruz ki o davetiyeyi bile hazırlatan sizsiniz. Hakkınızı helal edin Sayın Müdürüm.

 

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Ümitsizlikten sonra nice ümitler, karanlıkların sonunda nice güneşler var.

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Tramvayda koltuklarda cep telefonlarına gömülerek kafalarını dahi kaldırmayan erkekli kızlı gençler yanı başlarında ayakta dikilen engelli ve yaşlılara yer verdikleri zamsan daha iyi ADAM oluruz.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

8 Yorum