Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

SAPMA

A+A-

Yüce Allah (C.C.) dünyayı, gökleri ve içindekileri insan için yaratmıştır. İnsan için, ölümünden sonra tekrar diriltip, sonsuza dek yaşatacağı bir de ahret âlemi yarattığını bildirmiştir. İnsanı, dünya ve ahret hayatında mutlu olabileceği bir donanımla yaratmıştır. Peygamberler ve kitaplar göndererek, bu mutluluğa erişmenin yollarını göstermiştir. Örneğin okuma- yazmayı ve bilmediklerini öğretmiştir. Öğrenme yollarını açarak, insanlığa bilmediklerini öğretmeye de devam etmektedir. (Alâk/3,4,5)

Emir ve yasaklarına, öğüt ve uyarılarına uyulduğu takdirde dünyada da, ahrette de mutlu olmamak için hiç bir sebep bırakmamıştır. Bunun için izlenecek doğru yolun Kuranda gösterdiği yol olduğunu, aksine düşünce ve davranışların birer sapma olduğunu bildirmiştir. Yüce Allah, dünyayı da, bu yolu da insanın yürüyebileceği ve hem dünya, hem ahret mutluluğunu kazanabileceği bir yapıda yaratmıştır.

Kutsal Kitabımız Kur’anla, Peygamberimizin (S.A.) söz ve yaşantısıyla doğru ve yanlış açıklanmıştır.  Doğru olanı seçmenin ödülüyle, doğrudan sapmanın cezası da belirtilmiştir. Hem dünya, hem de ahret mutluluğunu hak etmek için hangi yolu izlemek, nasıl bir düşünce ve yaşam tarzı benimsemek gerektiğine dair her şey açıkça ortaya konmuştur. Yani herkes yanlışı da, doğruyu da bal gibi biliyor. Yalanı-doğruyu, haramı-helalı, zararı- faydayı, kötülüğü-iyiliği, günahı-sevabı bilmeyen yoktur.

Ancak imanı zayıf olanlar bildiğine uygun olarak dosdoğru yaşamak yerine, işine geldiği şekilde yaşamayı seçiyor. Daha da kötüsü, giderek seçtiği yanlış yolun gerçek doğru olduğuna inanmaya ve onu hararetle savunmaya da başlıyor. Böylece doğrudan saptıkça sapıtıyor. Yanlış olana, asıl doğru oymuş gibi şartlanıyor. Zamanla çoğunluğun da kendisi gibi olduğuna inanmaya, tuttuğu yanlış yolu çevresine de empoze etmeye çalışıyor. Allah korusun gözleri, kulakları ve kalbi (Aklı) mühürleniyor. Artık ona ne söz, ne keramet, ne de mucize tesir ediyor. Bu durumda olanlar, ayın ikiye bölündüğü o mucizede de Peygambere inanmamış, onun büyücü olduğunu söylemişlerdi. (Kamer Suresi/1. Ayet)

Bütün insan davranışlarının öncelikle insan için, insan merkezli olması gerekir. Cami önlerinde, trafik ışıklarında dilenen/dilendirilen, Yemen’de, Suriye’de, Afrika’da öldürülen veya ölüme terk edilen çok sayıda çocuk varken, televizyon haberlerinde hayvanlara daha çok öncelik, daha çok yer ve önem verilmesi de medya için bir sapmadır. Hayvanları doğal yaşamında korumak ve desteklemek dururken onları zevk ve eğlence için evlere, sirklere, kafeslere vb. yerlere mahkûm etmek de bu cümledendir. 

Yaratan’ın tüm özellikleri mutlak üstünlük ve güzellik ifade eder. O daima iyilik ve güzellikten yanadır. Bu sebepledir ki; evrende fayda zarara, güzellik çirkinliğe, iyilik kötülüğe, adalet zulme daima baskın durumdadır. Fakat günümüzde bir kısım televizyonları, bunun tam aksini savunan bir faaliyet içinde görüyoruz. Örneğin, televizyonlarda halkın gözünün içine baka baka “Günümüzde eşini aldatmayan yok denecek kadar azdır” diyebiliyorlar. Oysa bu çok kötü bir yalan, topluma karşı da çirkin bir iftiradır. Ayrıca böyle yalanlar, bu tür yanlışları yapanlara veya aklından geçirenlere, “Bunu yapan/  tasarlayan sadece ben değilmişim, bunu herkes yapıyormuş” dedirten, sinsi bir özendirmedir.

Bir yandan birçok filmde ailesini hiç tanımayan, onları bulmaya çalışan insanlar çok yaygınmış gibi gösteriliyor. Bir yandan da evlilik dışı ilişkileri özendiren, onu normal göstermeye kurgulanmış çok sayıda film gösteriliyor. Bazı gençlerin rol model olarak gördüğü bazı sanatçılar televizyonlarda “Evli değiliz ama birlikte yaşıyoruz” diyebiliyor. Televizyonlarda gösterilen dizilerin, film, program ve her türlü söz ve davranışın aileyi yok etmeye değil, ihya etmeye özendirmesi sağlanmalıdır.  

 

Çünkü aile insanlığın en değerli, en eski kurumu ve toplumun çekirdeğidir. Evrensel ahlak nikâhlı evlenme olmaksızın her türlü birlikteliği çirkin sayıyor, reddediyor. Hiçbir toplumda, kimse yakınlarıyla evlenmez. Bilim insanları akraba evliliklerini bile doğru bulmuyor. Hal böyleyken evlilik dışı ilişkilerden doğan, ana-babası belirsiz çocukların büyüyünce bilmeden bir yakınıyla evlenmesinin veya birlikte olmasının önüne nasıl geçilecek? İnsan nesli ne hale gelir?

Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum