1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. SUR İÇİNDE “MERAM”
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

SUR İÇİNDE “MERAM”

A+A-

Tanıtım filmlerinden, davetiyelerine kadar Türkiye’de çok ses getireceğine inandığım Meram Belediyesi’nin Şükran Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm projesinin Miras isimli görsel şovu gerçekten de neredeyse hatasız kusursuz bir program idi.

Bu program ile ilgili çalışmaları Fatma Başkanın ekibinin çalışma temposundan öğrenmiştim. 

Pazar akşamı önce çevre keşfi yaparak programı takibe başladım.

Polis bölgeyi dört bir yandan inanılmaz bir şekilde kontrol almış, kuş uçurtmuyordu. Şükran Mahallesi’ndeki o bölge belediye tarafından öyle güzel düzenlenmiş programa hazırlanmış ki tek bir kusur göze çarpmıyordu.

Tören alanına Sayın Vekilimiz Halil Etyemez ve 30 yıllık dostum Lütfi Elvan’la girdik.

Daha sonra ekibi protokole gönderip kendimiz şöyle arkalara yan bir bölgeye çekildik. Açıyı genişlettik.   

Program gerçekten profesyonelce hazırlanmıştı. Törene gelenlere Türk Bayrakları dahası suları bile girişte veriliyordu. Helal olsun demekten başka bir şey söylenemezdi.

Meram Belediye Başkanı Sayın Fatma Toru Hanımefendi bu sıkıntılı bölgede bu dönüşüm projesi ile şehrin böğrüne hançeri saplamıştı.

Fatma Başkan yine ilk yola çıktığı günden bu yana sürekli bir şeyin altını çiziyordu; “Şehrin kültürüne uygun farklı bir kentsel dönüşüm…”

Başkan konuşmasında yine bazı detaylara vurgu yapıyordu; “Yaya geçişleri kesintisiz olacak. Trafik yavaş değil hızlı akacak, dolayısıyla bölgede trafik sorunu yaşanmayacak. Yer altına büyük oto parklar yapılacak. Bölgede tarihi Suriçi oluşturulacak. Meydanları mekanları ile tarih yaşatılacak…”

Son 10 gündür yine birileri namlularını Fatma Başkana çevirmişti. Ama Fatma Başkan öyle sıradan bir kadın değil. Kolay değil hiç pes etmeyecek bir yapıya sahip. Son iki gündür şiddetli grip olmasına rağmen hap, iğne ve serumlarla gece taş gibi sağlam ve ayakta idi.

Ben hala bu Şükran Mahallesi’ndeki dönüşümden tedirginim.

Eğer sonunu görebilirsek Fatma Hanım tarih yazmış olacak derim.

Bu arada tüm bu işler olurken bu alanda basın başta olmak üzere yükü omuzlayanlardan dostum Önder Çiftçi’yi de yürekten tebrik ediyorum.

VALİMİZ HAKKI TEKE’NİN DE BABASI ZABITA İMİŞ

Hep söyleriz ve hep bu duruma şükrederiz. Üstelik bu duruma sevinemez aksine korkarız. Bizim öyle sessiz öyle güçlü ve öyle derin dostlarımız var ki Allah’ın izni ile sırtımız kolay kolay yere gelmez.

Dün bir zabıta yazısı yazmıştık ya.

Aynı gün saat 05.30’da eski valimiz Hakkı Teke Bey, Ankara’da Konyalıların en büyük çatısı olan Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı’nın Başkanı Hakkı abimiz, şöyle bir mesaj gönderiyordu;

"Komşunuz merhum zabıta baş komiseri MUAMMER ŞENDOĞAN.

Sinan da kardeşi değil oğlu. 

O da bundan 20 yıl önce Karaman yolunda trafik kazası geçirip vefat etti.

Ben aileyi yakından tanırım.

Sinan benden 4-5 yaş büyük idi.

Selçuk Eğitim Enstitüsünü bitirip öğretmen olmuştu. Ancak ömrü vefa etmedi genç yaşta trafik kurbanı oldu.

Babam merhum da zabıta baş komiseri idi; Yunus TEKE.

Uzun yıllar Muammer Amca ile beraber çalıştılar.

Yazınızı okuyunca eskilere gittim.

Hem bir selam vermek hem de bilgi eklemek için yazdım.

Bilvesile selamlar…”

……….

Yerel bir gazeteci için gün aydınlanmadan telefonu aldığı zaman bundan büyük bir mutluluk olabilir mi?

Sayın Valim Allah razı olsun. Sizi seviyor sayıyor ve takdirle izlemeye devam ediyoruz.

İşiniz gücünüz rast gitsin inşallah.

BİZİM OKURUMUZ BU İŞTE

Dünkü yazımızda yaptığımız eksikliği ya da hatayı düzeltenlerden birisi de hiç tanımadığımız karşılaşmadığımız ama yazılarımızdan bizi takip eden bir abimiz Metin Kızıltan Beymiş.

Bakın Metin Bey bize nasıl bir bilgi notu gönderiyordu

“Sevgili Uğur yazılarını her gün zevkle okuyorum. Bugün yazında bahsettin Komşun Zabıta Muammer amcanın soyadı Şendoğan. Bildiğim kadarıyla kardeşi değil oğlu Sinan vardı. Sinan (1952 - 1954) doğumlu olması lazım. Selçuk Eğitim Enstitüsünde beraber okumuştuk öğretmen oldu. Kaşınhanı’nda trafik kazasında vefat etmişti. Bu gün bizlerden rahmet istemişler. Bir vesile sağlık ve mutluluklar dilerim.”

……..

Çok teşekkür ederim saygılar sunarım.

AK PARTİ, MHP VE CHP BİLE BİRLEŞMİŞ

Hani Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği seçimlerinde Burdur Birlik’in Konya’yı yenmesinin perde arkasını anlatmıştım ya. Dahası ucunu kanatmaya çalışmıştım ya. Çoook eksik bilgim varmış. Burdur’un üç vekili varmış; biri AK partili, biri MHP’li biri de CHP’li. Meğer bu üç ayrı partili vekiller tek yumruk olmuşlar kendi Burdurlu hemşerilerinin kazanması için. Bunu duyunca kendime kızdım. Bende sanırdım ki bütün partili vekiller sadece maaşlarına zam yapılacağı zaman bir araya gelirler. Yanılmışım.

Burdur’da üç ayrı partinin vekili kendi hemşerilerinin kazanması için el ele çalışmışlar.

Ve tabii o zamanda tek tabanca kalan bizim aday Edip Yıldız kafadan kaybetmiş oluyordu… Hadi şimdi söyleyin ben derdimi şimdi kime yazayım.

ÜMİT BÖRÜ HANIMEFENDİ BÜYÜKŞEHİRDEN GÜLEREK AYRILIYORDU

Hep söylerim ben gerçekten lüzumsuz bir adamım. Nerede ne zaman ne yapacağım belli olmaz. Dün sabah güne başlarken Dedeman Kavşağı’nda meydana gelen bir kaza sonucu tek kelime ile kilitlenen trafikte işe başlayınca işlerin sıkıntılı gitmesinden endişe etmiştim.

Ama yarım saat sonra düşüncelerim değişti.

Konya’da kedi köpek kısaca hayvan denildiği zaman verdiği mücadelelerle Türkiye’ye mal olan hocamız aynı zamanda Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Ümit Börü hanımla karşılaştım.

Biz Ümit Hanımefendiyi hep gergin görmeye alışıktık. Ama dün çok mutlu idi. Yüzünde gülücükler açıyordu. “Uğur Bey 70 yaşına kadar bu mücadeleyi vereceğim inşallah. Ondan sonra siz ne yaparsanız yapın” diye de bize takılıyordu.

Meğer Ümit Hoca Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hasan Kılca Beyin yanından ayrılıyormuş ve büyük kedi barınağı konusunda da müjdeler alarak, ayrılıyormuş.

Ne diyelim bu şehirde Ümit Hocanın yüzü gülüyorsa hepimizin oynaması lazım derim.

BAŞKANLARINI SEVMESEM BU DOLMUŞÇULARI DEFTERDEN SİLECEM

Dün sabah her zaman klasik olarak trafikte yaşadıklarımı düşündükçe “Bu işlerin çözümünün olmadığına inanmaya başladım.”

Dedik ya evden çıktık Dedeman Kavşağı’nı görmeden kilitlendik. Kendisince herkes uyanık. Kim başka arabanın önüne direksiyonu kırıp sıkıştırıp geçerse onu kar sayıyor.

Gerçi dört beş aydır trafikte küfretmemenin sinirlenmemenin ilacını buldum. Direksiyona geçtim mi tek dinlediğim radyo Diyanet Kuran Radyo. Tavsiye ederim. Bir deneyin vallahi çok faydasını ve farkını göreceksiniz.

Neyse saat 9.30 suları filan Büyükşehir’in önüne geldik. Malum burada yolun solu Belediyemizin yerinde bir uygulaması ile dubalarla ayrıldı. Yani sol iki şerit ile sağ yön yani Vatan Caddesi’ne doğru gidecek olanlara ayrıldı. Sol iki şeritten ışıklı geçiş var. Biz de sıramıza girdik. Ama o klasik uyanık kul hakkı ayıp bilmeyen bir dolmuş sürücüsü arkadaş yolun sağına yani üçüncü şeritten kaynak yapmaya başladı. Bu arkadaşlar çok tecrübeli şoförler yaaa. Yavaş yavaş minibüsün burnunu sokuyor. Nasıl olsa arkadaki bir enayi frene basacak o da sıraya girmeden araya dalmış olacak.

Nitekim de oldu.   

O 8435 plakalı aracın sürücüsü beş santim büyüdü.

Gitti caminin oradaki tramvay durağında yine durdu.

Eğer Muharrem Karabacak Başkanı tanımasam her gün dolmuşçuları fotoğraflayarak yazacağım ama nereye kadar. Önce vicdan… 

BU YAŞTAN SONRA BENDEN SERTLİK BEKLEMEYİN

Sağ olun var olun dünkü yazımıza yine gereken desteği verdiniz. Ama bir abimin özelden yazdıkları hem hoşuma gitti hem de beni güldürdü. Abimiz şöyle bir değerlendirme yapmış;

“Hah şöyle abi.

Tatlı tatlı eleştirmen iyi olmuş vekilleri.

Tayyip ağanın dediği gibi, dürbün var da ayıracak mısın?

Hepsi suçlu hepsi...

Yazıklar olsun.

Burdur affedersin ... kadar şehir...

Ama lobiye bak lobiye!..

Aman boş ver be abi.

Gene de seni tebrik ediyorum, yavaş yavaş açılıyorsun.

Daha da sertleş.

Çünkü deveye ... çiçek!

Bak seni ne kadar sevecekler.

Ama yok mu şu ama...

Sonuç: sen farklısın  be abi!..”

………

Benim yaşım artık 60’a geliyor. Bu yaştan sonra sertlik olmaz. Maşallah sabun gibiyim artık...

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Dünya cam eşya gibidir hemen kırılır yolcunun azığı gibidir hemen tükenir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Adam olma ümitlerimizi ve umutlarımızı yitirmediğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum