TARİHİN GÖZYAŞLARI

            Geçen hafta 10 Kasım Cuma günü, günlük gelişmelerle ilgili babamla sohbet ederken nasıl ortaya çıktığını tam bilememekle birlikte babam, Merhum Adnan Menderes’in Fransa’da Osmanlı Hanedanına mensup bulaşıkçılık yapan anne ve kızının ülkemize getiriliş hikâyesini kısaca anlattı.

            Ben de internetten hikâyeyle ilgili yazıyı bularak okumaya başladım. Başladım başlamasına da birkaç satırdan sonra gözlerim yaşarmaya başladı. Belli etmemeye çalışsam da hikâyenin tamamını okuyamadım ve kısa kestim. Hiç yalanım yok; babam da gizli gizli ağlıyordu ve ağlamaklı bir ses tonu ile “Adnan Menderes’i daha çok sevdim” diyebildi.

            3 Mart 1924 tarih ve 431 sayılı ile yayımlanan, “Hilâfetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmani'nin Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun”la Osmanlı Hanedanından kadın ve erkek olmak üzere 150 civarında kişi İngiltere ve Fransa’ya on gün içerisinde apar topar sürgün edilmiştir.

            Kanunun adından da anlaşılacağı üzere aynı kanun ile “Hilafet” yani “Halifelik” de kaldırılmıştır. Hanedan üyelerinin bir kısmı döndüler bir kısmı sefalet ve acılar içerinde bu dünyadan öbür âleme göçüp gittiler. Orada, her kim ihanet ettiyse, suç işlediyse hesabını verecek!

            Gönlüm çok çok şeyler anlatmak istiyor da kelimeler mi kifayetsiz geliyor yoksa başka sebeplerle mi anlatamıyorum! Her neyse anlayan anlamıştır. Ben hikâyeyi anlatayım:

Merhum Adnan Menderes, 1952 yılında NATO toplantısı için Fransa’da bulunduğu esnada Paris büyükelçimizi çağırır ve elçiye; “Paris’te yaşayan Osmanoğulları ailesinin ne yaptığını, nasıl geçindiklerini” sorar. Büyükelçinin hiçbir bilgiye sahip olmadığını görünce, Sana 24 saat mühlet, ya Osmanlı ailesinin adresi ile ya da istifanla gelirsin!” der.

Büyükelçi adresi bulur getirir. Verilen adrese ziyarete giden Menderes, gördükleri karşısında çok üzülür ve sinirinden çılgına döner.

Büyük Osmanlı Devletinin Ulu Hakanı Sultan Abdülhamid Han’ın 80 yaşındaki hanımı Şefika Sultan, 60 yaşındaki kızı Ayşe Sultan ve diğer Osmanlı hanımları, Paris yakınlarında bir bulaşıkhanede Fransızların bulaşıklarını yıkamaktadırlar.

Menderes gözyaşlarını tutamaz, Şefika Sultan’ın ellerine sarılır; Anne ne olur affet bizi; geç geldik” der. Şefika Sultan sürgünden otuz yıl sonra gördüğü bu vatan evladına “Sen kimsin“ diye, sorar.

Menderes; “Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanıyım der.

Ben başbakanım sözünü duyan Şefika Sultan, sevinçten öyle bir çığlık atar, bayılır.

Merhum Menderes Türkiye’ye döner dönmez Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a çıkar ve “Osmanlı hanımlarını bulaşık yıkarken gördüm; onların Türkiye’ye dönmeleri için af kanunu çıkaracağım“ der.

Celal Bayar; “Adnan Bey, sakın bu konuyu bir daha başka yerde açma, malum gazetelerin tahrikiyle, silahlı kuvvetlerin içindeki cunta Türkiye’de ihtilal yapar” diyerek af kanuna olumlu bakmaz. Bunun üzerine Menderes, cebinden çıkardığı bir mektubu masanın üzerine bırakarak dışarı çıkar.

Mektupta; “Analarının ve babalarının Fransa’da hizmetçilik yaptığı bir ülkenin başbakanı olmaktan utanç duyuyorum, istifamın kabulünü arz ederim” yazılıdır.

Menderes, hanedan hanımlarının yurda dönmelerine ilişkin kanunun çıkarılması şartıyla istifasından vazgeçer. Kanun çıkar, dönüşler başlar. Dönenlerin arasında Şefika ve Ayşe Sultanlarda vardır.

Bir sabah erken saatte Teşvikiye’deki evlerinin kapısı çalınır. Kapıyı Abdülhamid’in kızı Ayşe Sultan açar. Gelen kişi Menderes’tir. Menderes; “Şayet kabul buyururlarsa Valide Sultan’ı görmek isterim der.

Menderes’i karşılayan Şefika Sultan; “Berhudar olasın evlâdım, hoş geldiniz; niçin önceden haberimiz olmadı, böyle, hazırlıksız ve gafil avlandık” der.

Menderes; “Zararı yok efendim; elinizi öperek hayır duanızı almak ve bir ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek için geldim” der.

Merhum Menderes’e Yassıada da bununda hesabı sorulur. Menderes’in idamına sebep olan suçlarından birisi de budur. Ne büyük acı, insan düşündükçe kahroluyor; ancak, tek tesellim, hesapların görüleceği güne olan sonsuz inancım.

Adnan Menderesi rahmetle anıyor bu ibretli hikâyeyle milletimize çok şeyler anlattığını düşünüyorum. İnşallah, millet olarak ecdadına, tarihine sahip çıkan nesiller yetiştirmek için çalışırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.