TATİL BAYRAMI PLANLARINI YAPMADINIZ MI?

Tatil Bayramı planlarını yapmadıysanız geç kaldınız. Tatil beldelerdeki tüm oteller çok önceden yüzde yüz dolmuş; yani, yapacak bir şey yok!

Geçen yıl Antalya’da sahile yakın yerlerde araba koyacak yer bulunamıyormuş. Hatta çadır kuracak yer bile bulunamıyormuş (?)

-Ne kadar iç acıtıcı bir durum değil mi?

Müslüman Türk toplumunun en önemli değerlerinden olan Ramazan ve Kurban Bayramları maalesef  “TATİL BAYRAMI”na dönüştürülmüştür.

Toplumsal barışın en önemli araçları bayramlarımızdır. Bayramlar birlikte olmadır, kaynaşmadır, küslerin barışmasıdır. Teknolojik ve sosyal gelişmeler sonucu yalnızlaşan insanların birlikte olmasıdır, bayramlar!

Yani, toplumsal bütünlüğümüz için bayramlara dünden daha fazla bugün ihtiyacımız var.

Oysaki insanımızın küçümsenemeyecek bir kısmı bayramlarını akrabalarıyla, yakınlarıyla, komşularıyla yapacakları yerde tatil beldelerine koşuyorlar.

Çocuklarımız köyünü, kentini; akrabasını, yakını, komşusunu bilmiyor ve değerlerinden kopuk yaşıyor. İşte böyle olunca bayramı “TATİL BAYRAMI” olarak görüyor.

 Çok insan “TATİL BAYRAMI”nı tatil beldelerine koşarak, geçirecekler, eğlenecekler. İnsanların eğlenmesine diyecek bir sözüm olamaz; keşke herkesin her günü bayram sevinciyle dolu olsa; hüzün yakınlarına uğramasa!

Tanınmış turizm merkezlerine birkaç defa gitmek durumunda kaldım ve kendi kendime “ŞİMDİ BURALAR BİZİM MEMLEKET Mİ” diye sordum. Marmaris’i Ruslar, İngilizler doldurmuş tam bir curuf! 

-Gerçi bizimkilerinde onlardan kalır tarafı kalmamış!

Diyanet İşleri Başkanlığımızın yaptırdığı bir araştırmada, insanlarının yüzde 99.2’sinin kendini Müslüman olarak tanımladığı insanların haline diyecek bir şey bulamıyorum. Bir şeyi de demeden geçmeyeceğim.

Diyanet İşleri Başkanlığımız bu araştırma sonuçlarını biraz hatta biraz fazla revize etse çok iyi olur. Çünkü, o sahillerin hatta şehirlerin hali yüzde 99.2’sinin kendini Müslüman olarak tanımladığı bir ülkeye benzemiyor.

Hz. Allah (cc) korusun, bir Müslüman o ortama nasıl girer; o ortamın nasıl parçası olabilir. Ben bir şey demiyorum; ancak, bir Müslüman güvendiği bir hocaya “zaruret olmadan çıplakların bulunduğu ortama girmesi, kendisinde çıplanıp o ortamda denize girmesinin dönüşümünün ne olacağını” sormalıdır.

-Düşüncesi bile insanın tüylerini diken diken etmektedir!

Kusura bakmayız biraz dertlendim; sürç-i lisan ettiysem affola!

Dostlar! Bayramlar önemli, çok önemli!

Bayramları yakınlarımızla, mümkünse memleketimizde geçirelim. Dost akrabalarla birlikte olalım. Çocuklarımıza akrabalarımızı, büyüklerimizi öğretelim

Bir de şu hususa değinmek istiyorum. Memleket dışı evliliklerin yaygınlaştığı günümüzde eşler arasında bayramın nerede geçirilmesiyle ilgili tartışmaların yaşandığı, bu tartışmaların kavgalara hatta boşanmalara sebep olduğu, hepimizce bilinmektedir.

Gelin “Bayram sevincini, bayram hüznüne dönüştürmeyelim”. Mümkünse, bayramın yarısını bir yer de diğer yarısını bir yerde geçiriniz. Mümkün değilse bir bayram bir yerde diğer bayram bir yerde geçiriniz.

Bayram güzelliktir, güzeli çirkinleştirmeyelim. Her şey gelir geçer. Gelip geçen günlerin hatıraları hep güzel olsun. Hatırladıkça, içimiz de burukta olsa bir sevinç olsun.
“Bugün bayram/Erken kalkın çocuklar/Giyelim en güzel giysileri/Elimizde taze kır çiçekleri/Üzmeyelim bugün annemizi”

Bu bayramda anamın olmadığı bir bayram olacak. Çocukluğumun büyükleri gibi anamda dönüşü olmayan yolculuğa çıkalı üç yıl oldu. Herkes bu dönüşü olmayan yolculuğa çıkacak. Büyüklerimizin kıymetini bilelim. Gittikten sonra ah vah etmenin faydası olmuyor!
Herkesin bayramını tebrik eder; tüm bayramlarınızın “Bayram Sevinciyle” dolmasını temenni ederim.


 

             

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum