Türkçeyi doğru ve yerinde kullananların edebi metinleri daha değerli

Türkçeyi doğru ve yerinde kullananların edebi metinleri daha değerli

Türkiye Yazarlar Birliği, günümüz edebiyat dünyasının önemli eserlerini ve yazarlarını tanıtmaya devam ediyor

TYB’de İbrahim Arpacı’nın yönettiği, “Ayın Kitabı” söyleşisinin konuğu yazar Emin Gürdamur oldu. TYB Genç Kahve Nurettin Topçu Divanında gerçekleşen söyleşide konuşan Emin Gürdamur, Ketebe Yayınevinden çıkan  “Herkesten Sonra Gelen” isimli kitabı hakkında bilgiler verdi.

Gürdamur yaptığı konuşmada, lise yıllarında okulun dergileriyle ilgilendiğini ve deneme yazılarının olduğunu daha sonra da öykü yazmaya başladığını söyledi.

Roman ve öykü yazma arasındaki farka değinen Gürdamur sözlerini şöyle sürdürdü: “ Roman çok büyük emek gerektiriyor. Yayınlanmamış başarısız bir romanım var. İyi ki yayınlanmamış sonra piyasadan kaldıramıyorsunuz. Son 10 yılda öykü dergilerindeki bir hareketlilik var.  Ben romanla ilgili hayal kırıklığı yaşadıktan sonra kısa metinler yazmaya karar verdim. Çevremdeki genç arkadaşlara da öykü yazmayı tavsiye ediyorum. İki üç yıllık belki de beş yıllık bir çalışma ve sonunda gelebilecek hayal kırıklığı kolay katlanılacak bir şey değil. Çok terbiye edici çok öğretici bir şey yani öyküden, şiirden elde edemeyeceğiniz bir birikim oradan devşiriyorsunuz ama son tahlilde boşa gitmiş oluyor. Onun getirdiği yılgınlık aylar boyu bir şey yazamamanıza neden oluyor.”     

Gürdamur, yazar Mustafa Kutlu ile olan bir hatırasını da anlattığı konuşmasında, “Hece-Öykü ve Dergâh’a hikâye gönderdim. İki dergide de aynı anda çıktı. Ama, Mustafa Kutlu’nun beni arayıp “Kahverengi Zarf “öykümde geçen Kur’an Kursu macerası için “sen kesin Kur’an kursuna gittin, yoksa bu kadar iyi anlatılmaz demesi o yıllarda Ordu’nun Ünye ilçesinde bir köyde imam olarak görev yapan birisi olarak beni motive etti ve bunu her yerde anarım. Çünkü taşradan sesinizi merkez dergilerde duyurmak çok zor.” diye konuştu.

Öykü yazmanın önemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Emin Gürdamur, “Öykünün şöyle bir tarafı var insanın şiir yazma ihtiyacını kolaylıkla kendi içinde giderebiliyor. Deneme ihtiyacınızı da roman ihtiyacınızı da gideriyor. “Herkesten Sonra Gelen” kitabımda duygu durumunu anlatmaya çalıştım. Zaten kimi öykülerde daha çok mekana, olaya ve zemine biraz geleneksel tahkik türüne yakın işaretlerin izleri olduğu öyküler kimin de kendi kendine konuşmalar işte bilinç akışı diyorlar. “Herkesten Sonra Gelen” böyle bir öykü. Biçimsel olarak kitabın bütününü temsil etmiyor fakat ruh olarak işte o kaybetme duygusu, gecikme duygusu ve pişmanlık duygusu olarak kitabın bütününü taşıyabileceğini düşündüğüm için kullandığım bir isim.”

Söyleşide edebiyat ve yazarlık üzerine tecrübelerini de paylaşan Gürdamur, taşradan bir yazar olarak edebiyat dünyasında fark edilmesini Türkçeye olan hassasiyetinin  etkili olduğunu, okunan ve yazılan her eserin kendine göre bir değeri bulunduğunu ancak Türkçeyi doğru ve yerinde kullananların edebi metinlerinin daha değerli olduğunu söyledi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.