Uğur Başkan doğru adımlar atıyor

Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın açıkladığı ve bu ramazan ayında belediyelerin dahası büyükşehir belediyesinin iftar programları olmayacağı kararına çok çok sevindim. Evet düne kadar Tahir Bey, büyükşehir belediye başkanı iken Tahir Bey benim abim iken hâlâ öyledir büyükşehrin organize ettiği toplu iftar programlarına hep karşı oldum. Allah’a çok şükür 15 yılda hiçbirine katılmadım.

Niye?

Çünkü bu iftar programlarının samimiyetine inanmadım. Bu iş fotoğraflardan gördüğüm, bilgi aldığım ve iftar programına katılanlardan dinlediğim kadarı ile gerçekten o mahallede ihtiyaç sahipleri kadar dahası onlardan fazlası ile partililere ve AK Parti’ye gönül vermiş insanlara pilav, yemek, çorba neyse iftariyelik işi idi.

Biz yine Allah kabul etsin diyelim ama yüce Rabbimin, Cenabı Allah’ımın o şüphesiz mutlak adaletiyle ne kadarını kabul eder elbette orasını bilemeyiz.

Ama sonuçta dün dünde kaldı biz pazartesiye baktığımız zaman Uğur Başkanımın, “iftar programları yapmayacağız” açıklamasına şapka çıkardım alkışlıyorum ve destekliyorum. Hatırlıyorsunuz değil mi daha 24 Nisan tarihinde bir yazı yazmıştık ve “Büyükşehir belediyesi iftar programlarının ihalesini yaptın mı?” diye sormuştuk.

Aslında bunu Uğur Başkan’dan duymasak da bu yıl iftar programlarının yapılmayacağını biliyorduk.

Uğur Başkan’a inanan yerel bir gazeteci olarak şimdi bir kenara not düşüyorum. Bizim başkan inşallah hizmet döneminin son ramazanında dahi bu programlara bir daha bulaşmaz.

Şimdi gelelim iftar programları ile ilgili daha da sevindiğim konu ya Uğur Başkan, o şatafatlı beş yıldızlı otellerde partililerin birbirini ağırladığı Allah günahlarımı affetsin ama lüks içindeki iftar sofralarına da katılmayacağını açıklamış.

Helal olsun Uğur Başkan istersen yaptığın açıklama gibi çat kapı hiçbir eve de gitmeye bilirsin hiç kimse sana şu garibin sofrasına niye oturmadın diye soramaz, sorma hakkı da yok.

Evinde büyüklerinle, eşinle çocuklarınla inşallah 30 gün sağlıklı mutlu huzurlu hepsinden öte samimi iftarlar açarsın.

Aslında büyükşehirin dahası belediyelerin ekonomiden etkilenip proje çalışmalarından çok gönül belediyeciliğine yönelmeleri bir yönde mecburiyetten de olsa bir yöndeki eğilimlere ve atılan adımlara seviniyorum.

İyi ki lale devri bitti…

Şimdi insanlar zor da olsa yavaş yavaş özlerine dönecekler çünkü dönmeye mecburlar.

Doğrusu toplumun farklı kesimlerinden de bu konuda çok olumlu dönüşler oldu, Uğur Başkan’ın bu almış olduğu kararı ayakta alkışlıyorum.

Ve Uğur Başkan için dolayısıyla bizler için sonuçta şehrimiz için dua ediyorum. Allah, Uğur Başkan’ı şaşırtmasın. Allah, Uğur Başkan’ın çevresinde oluşacak yağlı katmerli tabakadan başkanı korusun

Uğur Başkan hep doğru adımlar atsın güzel hamleler yapsın.

Başkan ne kadar çok doğru yaparsa inanın biz kazanacağız, şehir kazanacak inşallah.

 

………

 

Malum bugün cumartesi. İnsanımızın bir kısmı hafta sonu mesai yapmıyor. Bir kısmımız ise çalışmaya devam ediyor. Hafta sonlarında kimseyi üzüp, kırmamak için söz vermiştik. Zaman zaman bu sözlerimizi tutamasak da cumartesi günleri bazı olumsuzlukları görmezden geliyoruz.

Bugün de öyle yaptık. Yazımızı da inşallah internette rastladığım bu güzel ve anlamlı hikayeyle bitiriyoruz.

 

BALTAYI BİLEMEK

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.

İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar.

Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: "Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?"

İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş:

"Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir."

Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz yanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Delhi'deki ünlü tapınakta Sokrat’ın şu sözü yer alır: "İnsan Kendini Tanı."

Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.

 

 

GÜNÜN SÖZÜ

İki şey yıkar insanı; dostundan gelen ihanet, düşmanından gelen merhamet!

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Bisikletli sürücülerimizin gelenin geçenin gözünün içine bakarak yere tükürmedikleri zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum