Yalta-4

Yalta-4
 Muhabir
Kırım bizim kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Türkçe ortak birçok kelime, aynı isimli yemekler, oyunlar gibi faaliyetlerde bizden biri olduğu görülüyor.

İlk ziyaretimde şelaleye “Uçan su” denildiğini görünce şaşırmıştım. Ukrayna ve Kırımda Türk ve İslam düşmanlığına pek rastlanmıyor. Ortodoks Ukraynalılar barışçı bir toplum ve bizimle de ortak değerlerimiz ve tarihimiz olduğunu biliyorlar.

Yalta içinde gezimiz devam ediyor. 1991 Sovyet Rusya Devrimi ile bağımsızlığını kazanan devletlerin durumu ortada. Hala kendilerini toparlayamadılar, Ukrayna da bunlardan biri olsa da Kırım ve Yalta şimdilerde Rusya Federasyonunun etkisinde. Bun manada Yalta biraz daha iyiler arasında yer almış.

Normalde kısa bir sahili şeridi birden yükselen tepeler açılıyor. Dar şeritte de olsa şehircilik yerleşimi iyi sayılacak durumda. Ana caddeler üzerinde motiflerle işlenmiş tarihi binaları tipik Rusya şehirlerini hatırlatıyor. Yağışlı ve serin iklime sahip olması ile de tepeler ve ana caddeler yeşillerle bezenmiş. En iyisi de dar olan sahillerin önü kapatılmamış, yaya yürüyüşlerine açık halde, alış-veriş merkezleri bu yollarının kara tarafına sıralanmış; bazı düz boşluklara da küçük havuzlu parklar yerleştirilmiştir.

yalta-1.jpeg

Devrim sonrası dini inançlarında özgürlük kazanan Ortodoks Yaltalılar, sokak aralarında eski kiliseleri tamir ederek yeniden ibadet yapılır yerler haline getirmiş. Çok renkli kuleleri ile bazı kiliseler oldukça dikkat çekiyor. İnançlarına susamış olacaklar ki, kilise önünde dahi grup halinde İncil’den bölümler okuduklarına şahit oluyorum. Konuşmak istesem de müsaade etmediler veya İngilizce bilmiyorlar.

yalta-2.jpeg

Yalta’dan dönüş öncesi şehrin kuzey dağları eteklerinde yer alan ve oldukça eski de olsa teleferikle 1000 m üzerinde bir dağa birkaç bölümde çıkma fırsatı buluyoruz. Çıkışın dik olması bakımından bu yolculuk oldukça heyecan vericiydi. Teleferik alttaki ve yan taraflarında kalan üzüm bağlarına ve Alman işadamının sevgilisi için yaptırdığı denize yakın en uç noktadan kartal yuvası köşküne tepeden bakmak, sis ve bulutlar arasından da olsa hayli eğlendiriciydi. Tepeden Karadeniz’e bakarken aceba ülkem kıyılarını görebilir miyiz esprisine gülüşmelerimiz de oldu.

yalta-3.jpeg

Teleferik yolculuğu bitişindeki bu bin metre yükseklikteki düzlüğe çıkılıyor. Burada Tatar kardeşlerimizin güzel bir kasaba kurmuşlar. Tatarlar bizleri selamı ile karşılıyor, tatar yemelerini tattırıyor, isteyeni meşhur tatar atları ile kısa bir tur attırıyor. Dağların tepesi gibi burası da sisler arasında hayli dikkat çekiyor. Öğlene yakın buraya ulaştığımız için tatarlar büyük kazanlarda hazırladıkları yemekleri öğlen için hazırlıyorlar. Bu arada Osmanlı kıyafetleri ile resim de çektiriyoruz. Yemek sonrası temiz havada hayli yürüyor, sohbet ediyor ve yöresel hediyeler alıyoruz.

yalta-4.jpeg

Dönüşe yakın şehrin içi sayılabilecek yamaçta, eskiden kalmış, çoğunlukla bölgesel bitki çeşitlerinden meydana gelen Botanik Bahçesi ziyaret ediyoruz. Yamaçta yüzlerce değişik ağacın bulunduğu bu özel Bahçe ne yazık ki ülkem insanının pek de dikkatini çekmese de bence Livadiya Sarayından sonra görülmesi gereken en önemli yerlerden biri diyebilirim.

yalta-5.jpeg

Şehir turlarımızda bolca yerli, tatar ve yabancı turistlerle İngilizce bilenlerle sohbet ediyoruz. Bunlardan biri de, babası tatar sürgününde kaybolan yaşlı bir tatardı. Sürgünde henüz 4 yaşındaymış, yaşadıklarını ve kaybettiklerini tatar şivesiyle, gözleri yaşlı anlatmasına çok üzüldük. Bu onurlu adam yardım taleplerini kabul etmeyerek, vatansız kalmanın ne olduğunu anlatmak için buralardayım demesi ile bizleri uyarmak istediğini açıklaması oldukça manidardı.

yalta-7.jpeg

Sürgün treni yolculuğuna başladıklarında 12 olan aile sayısından sadece kendisi ve 2 yaş büyük ablası Kırım’a geri geri dönebilmiş. Döndüklerinde de ne ev, ne bark, ne de ellerinde tutacak bir aile ferdi yokmuş. “Kalan tek şey inancımız ve vatan hasretimizdi, diyerek güçlü olmanın yollarını açıklıyordu. Kendi kendimize yeniden doğduk, ablam da ben de el ele tutuştuk, ev yaptık, evlendik, çoğalmak için de 5 er çocuk sahibi olduk derken, nüfusun önemli bir güç olduğunu da açıklamadan edemiyor.

yalta-6.jpeg

Her seyahatimiz gibi Yalta seyahati de sona eriyor. İyi ve kötüyü, eski ile yeniyi, vatanlı olmak ile vatansız olma arasında ki farkı bir arada yaşadık. Bunun yanında tarihteki yerini, emperyalistlerin dünya üzerindeki tahakkümünü, paylaşanların kim ve nasıl olduğunu da idrak ettik. Rabbim ülkeme ve tüm insanlığa böyle acılar tattırmasın desek de yeni Yalta’ların neresi olacağı merakı da gitmiş değil. Bu manada Yalta için turistik olduğu kadar bir misyonun da ciddi bir ifadesi olup, bu haliyle tatil ve tarih için gezilmeye değer bir yer diyebiliriz.

yalta-8.jpeg

yalta-9.jpeg

Kaynak:Pusula Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.