Yatağan'dan gelen çekiç sesi-2
Geçen hafta ki yazımda Yatağan Palası ve diğer kesici aletler imalatının klasik zamandan, günümüze kadar gelişinin hikâyesini anlatmıştım. Bu yazımda konuyu daha da derinleştirerek Yatağan hakkında kısa bilgileri, kesici aletler Ustaları, şirketleri ile beldeye damga vuran Akşit ailesini ele alacağım.

Yatağan Acıpayam ovasında, 2600 nüfuslu, sırtını dağa yaslamış yeşillikler içinde şirin bir mahalle. Öyle de olsa kalkınmışlığın havası ile bir şehir görünümünde. Burası pek göç almamış, öyle ki çoğu evlilikler bile akraba ve komşular arasında yapılıp, çoğu ev hanımları kesici aletler imalatında eşlerine yardımcı oluyor. Bu yardımlaşma ruhu aile ekonomisini güçlendirmiş ve Yatağanlı esnafının çoğunun Denizli’den yüzlerce daire ve arsaları mevcutmuş. Esnaf sayısı bin kadar dense de, resmi kayıtlarda 600-650 esnafın olduğu belirtiliyor. Gelişmeleri yerinde görmek üzere bazı esnafı ziyaret ediyorum.

İlk olarak beldenin duayenlerinden Koca Usta lakaplı Hüseyin Can’ı evinde ziyaret ediyor, kahvesini içiyorum. Koca Usta 83 yaşında olmasına rağmen oldukça dinç ve çalışma azmini kaybetmemiş. Koca Usta Yatağanda Pala imalatının başlangıcını Yatağan Baba menkıbeleriyle anlatıyor. Evden Atölyeye geçiyor, imalat kalemleri hakkında bilgilendiriliyorum. Şimdilerde atölyeyi kendi ismini alan torunu, bilgisayar mühendisi Hüseyin Can’a emanet etmiş. Genç usta Hüseyin Can’ın dedesi gibi oldukça maharetli biri. Kendi ellerinden çıkan ve tasarımını da yaptığı özel bıçakları gösteriyor.

Önemli olaylardan biri torun Hüseyin Can’ın günümüzün en geçerli mesleklerden olan bilgisayar mühendisliği dalında eğitimi almasına rağmen dede mesleğini seçmesidir. Sebebi sorduğumda işini sevdiği ve çok iyi kazandığı cevabını verdi. Devletten bir görev beklemeden kendi isteğiyle dede mesleğini seçmesi her türlü takdire değerdi. Bunun anlamı, günümüzde üniversite bitirip devletten masa başı görev isteyen gençliğe özel bir mesaj veriyor olmasıdır.

Koca usta neredeyse tüm Yatağan pala, bıçak ve kılıç ustalarına el vermiş, bu manada saygın bir şahıs. Usta’nın ailesi de bu işte mahir kişi olup bunlardan biri de Osman Can. Osman Ustanın önemli bir özelliği sanat çevresinde talepler üzerine Osmanlı kılıçlarının kopyalarını yapıyor ve bu kılıçlar tarihi filmlerde kullanılıyor. Atölyesinde onlarca padişahlar ve halifelerin kılıçlarının kopyaları da mevcut. Bunlardan ikisini (Yavuz Sultan Selim Han kılıcı ve Yatağan Palası) bana hediye etmişti.

Beldenin önemli olaylardan biri de tarihe mal olmuş Akşit Ailesinin durumudur. Aile geçmişinde 2 vekil ve Bakan çıkarmış, Prof. Dr. Cevat Akşit ülkem çapında tanınmış, oğlu Prof. Dr. Mahmut Akşit, Savunma Sanayi ve Havacılık TAİ Genel Müdürü olarak dünyaya mal olmuş şahsiyetlerle tanınıyor. Yatağan’ı unutmamışlar, atalarından kalan geleneksel medrese eğitim sistemini Kurdukları Müftü Arif Akşit Kültür ve Eğitim Vakıf ile yurtiçi ve dışı talebelere verdikleri burslarla hizmet veriyorlar. Burada bulunan Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü bu vakıfla müşterek hizmetler vermekte, Yurtiçi ve Yurtdışına kaliteli akademisyenler yetiştirmektedirler.

Parke taşları döşeli yollardan, kerpiç evlerin arasından asfalt yollardan geçiyor, şehir meydanına iniyorum. Kahvede oturan yerlilerle sohbet ediyorum. Sıcak ve samimi sohbetlerle belde hakkında bilgiler alıyorum. Onlar da esnafın bir arada, ortak iş yapmayı tesis edememesinden şikâyet ediyorlar. İşyerlerine uğruyorum, imalatlarını görüyor üretim çeşitlemeleri hakkında bilgi alıyorum. Esnaf ilgisini esirgemiyor ve sorularıma samimiyetle cevaplıyor. En son uğradığım marka bir mağaza, bol çeşidiyle dünyanın en iyi kesici aletlerini üretiyor ve tırlarla ülkem ve dünyaya ihraç ediyor. Bu anlayışın tüm Yatağan esnafına örnek olmasını temenni ediyorum.

Buna rağmen bazı atölyeler fabrikalara dönüşmüş, yeni tekniklerle (lazer kesim, CNC tezgâhları, büyük presler kullanarak) seri üretime geçmiş. Buna rağmen çoğunlukla el ve omuz işçiliğine dayanan usullerle geleneksel üretim yapanlar çoğunlukta diyebilirim. Görülen odur ki küçük atölyelerde çalışanlar, ya çok özel aletleri üretiyor, ya da Osman Can usta gibi tarihi canlandıran filmlerde kullanılmak üzere talep edilen kılıçları yapıyorlar. Osman Can, İşleme Ustası olarak, Kültür Bakanlığının Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahiptir.

Yatağan halkının ve esnafı her haliyle sanatkâr, çalışkan, samimi ve güzel insanlar. Esnaf Osmanlı’ya sağladığı kılıç ustalığını, günümüzde kesici aletlerle zenginleştirerek ciddi bir sektör haline getirmiş olsa da, daha yapacak işleri alacak mesafeleri var ancak bu anlayış tamamıyla hâkim olmamış.

Yapılması gereken daha organize çalışarak Ar-Ge destekleri ile kesici aletlerde Alman Solingen gibi Yatağanı da dünya markası yapmalıdırlar. Yatağan bu potansiyele sahiptir.

Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.