Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

632 yıllık Artuklu eserine yazık etmişler

632 yıllık Artuklu eserine yazık etmişler

  • Artuklu Sultanı İsa bin Muzaffer tarafından 1385’te yaptırılan Sultan İsa Medresesi, girişindeki taş işlemeleri ve dilimli kubbeleriyle uzaktan dikkati çekiyor. Medrese ve camideki tahrifat beni ziyadesiyle üzdü.

Sultan İsa Medresesi

Kuyumcular Çarşısına varmadan sol yandan Medrese Mahallesine doğru merdivenleri adımlarken, arada soluklanıp hatıra fotoğrafı çektirmeyi sakın unutmayın.

Merdivenler bittiğinde karşınıza halk arasında “Zinciriye” olarak adlandırılan Sultan İsa Medresesi’nin kapısına kilit vurulmuş “muhteşem taç kapı”sı çıkıyor. Bu medreseyi ilk ziyaretimizde otobüsten iner inmez bizleri ellerinde incik boncuk, tülbent ve tesbih bulunan çocuklar karşılamıştı. Medresenin mescid bölümünü gezememiştik. Bu gelişimizde medresenin hem mescid, hem türbe kısmını görmekle birlikte ikinci katına ve kümbetlerin olduğu yere kadar çıkarak güneşin batışını ve Ulu Caminin o güzelim minaresini çekme fırsatını da budum.

 

Sultan İsa Türbesi

Mardin’de hüküm süren son Artuklu Sultanı olan Melik Necmettin İsa bin Muzaffer Davud bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında yaptırılan Sultan İsa Medresesi, doğu ve batı uçlarındaki dilimli kubbeleri ve doğu tarafına rastlayan yüksek anıtsal portali ile çok uzaklardan bile dikkati çekiyor. Benim ilk dikkatimi, Mardin yemeklerinin tadına baktığımız Seyr-i Mardin’in tersındayken çekti.

Dikdörtgen ve geniş bir alanı kaplamakta olan Yapı, iki kat üzerinde avlu, cami, türbe ve çeşitli ek mekânlardan meydana geliyor. Portalden girince, yıldız tonozla örtülü bir bölüme çıkılır; batısında ise Cami mekânıyla birlikte avluya açılan bir koridor vardır. Mihrabın etrafı kakma motiflerle işlenmiştir. Minber kesme taştan yapılmıştır. Avlunun batısındaki eyvandan ise türbe olduğu anlaşılan ve tromplu kubbe ile örtülü mekâna geçiliyor. Üst kat daha çok küçük oda mekânlarından oluşmakta. Bunlar medresede okuyan talebelerin odaları. Timur (H.789 ve 803) ve ordusu ile karşı karşıya gelen Melik Necmeddin İsa’nın bir süre bu medreseye hapsedildiğini caminin imamından öğreniyoruz. Medresenin aynı zamanda rasathane olarak kullanılması dolayısıyla yüksekte kurulmasının bir sebebinin de bu olduğunu ifade eden imam efendi, eskiden bu medresenin müze görevi yaptığını da hatırlattı.

 

Medresede büyük tahrifat yapılmış

Mardin’deki tarihi eserleri ve mabetleri gezerken taşlara ellerimi sürdüğüm gibi biraz mürekkep yalamış insanlardan da o cami ve medresenin geçmişi ve restorasyonlar sırasında tahribata uğrayıp uğramadığı hakkında da kısa malumatlar edinmedim değil. Ufak bir araştırma neticesinde, Artuklu Üniversitesi’nin medreseye el koyduktan sonra “içine siyonist ve kabalist öğretiyi yerleştirmeye uğraşan yerli ve yabancıları” doldurduğu ve İslâmiyet’e dair izleri belleklerden silmeye çalıştıkları bilgisine de ulaştım. Camiyi incelerken restorasyon sırasında bu medreseye ne büyük zararlar verildiğini çıplak gözle de görmek mümkün. Bu tahribata ne müzenin ne koruma kurulunun ne de valilik ile belediye yetkililerinin oralı olmadıkları acı gerçeği ise, beni ziyadesiyle üzdü.

Bu tarih katliamına acaba niçin ve neden göz yumuldu?

“İrlandalı ajan”ların o medresede ne işleri vardı?

Zinciriye'den kaleye çıkan bir tünelin olduğunu da bu ikinci ziyaretimde öğrendim.

 

YARIN: Orta Asya’nın sembolü şah eser: Kâsımîye Medresesi.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Balkan (Tarih Yazıları) Arşivi
SON YAZILAR