1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. ALİMİN ÖLÜMÜ ALEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR
ALİMİN ÖLÜMÜ ALEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR

ALİMİN ÖLÜMÜ ALEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesinin düzenlediği kültürel etkinliklerde bu hafta “Fuat Sezgin’in Bilim Tarihindeki Yeri ve Önemi” konuşuldu

A+A-

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesinin düzenlediği kültürel etkinliklerin bu haftaki konuğu Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi İslâm Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Turan Yüksel, “Fuat Sezgin’in Bilim Tarihindeki Yeri ve Önemi” konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Ahmet Turan Yüksel, konuşmasına; “Prof. Dr. Fuat Sezgin; yitik hazinenin, İslâm medeniyetinin altın çağının kâşifi; Müslüman bilim adamlarının pek çok eser ve buluşunu gün yüzüne çıkaran; Müslümanların medeniyet ve bilim alanındaki yerini ispatlayarak Rönesans Ninnisine Son Veren; Tarihi Uyanışın Mimarı dünyaca ünlü İslâm Bilim Tarihçisidir .” diyerek başladı ve Sezgin’in hayat hikayesini ana hatlarıyla aktardı.

 Sezgin’in, Buhari’nin Kaynakları yanında bir ömür harcadığı GAS’ın bir diğer önemli eseri olduğunu, öğrencilik yıllarından beri Carl Brockelmann´ın eseri GAL (Geschichte der Arabischen Litteratur)u geliştirme niyetiyle kaynak toplamaya başladığını söyleyen Prof. Ahmet Turan Yüksel; “Yaptığı araştırmalar sonucu bilimin başlangıcından bugüne kadar sahasında yazılan en kapsamlı eser olan Arap-İslâm Bilimler Tarihi, GAS (Geschichtedes Arabischen Schrifttums)’un ilk cildini 1967 yılında yayımladı. 17 ciltten oluşan bu kapsamlı eserin muhtelif ciltlerinde bulunan konulardan bazıları şöyledir: Kur’an ilimleri, hadis ilimleri, tarih, fıkıh, kelam, tasavvuf, şiir, tıp, farmakoloji, zooloji, veterinerlik, simya, kimya, botanik, ziraat, matematik, astronomi, astroloji, meteoroloji v.d. 27 dil bilen Prof. Dr. Mehmet Fuat Sezgin son yıllarını geçirdiği ve çalışmalarını sürdürdüğü İstanbul’da 30 Haziran 2018 tarihinde vefat etmiştir.”dedi.

Prof. Dr. Fuat Sevgin’in Ursula isminde bir Alman bayanla evlenerek Almancasını da geliştirdiğine ve Türkiye’ye dönmesinde eşinin büyük etkisi ve baskısı olduğuna vurgu yapan Prof. Yüksel; “Dikkat çeken yorumlarından birisi 1700’lere kadar İslam dünyası bilim alanında öndeydi. Bu yıllardan sonra İslam dünyasında ilmî anlamda şehirler ve bölgeler arasında irtibat kopmuş, bir şehirdeki icattan diğer bir şehir haberdar olmamıştır. Osmanlı’yı büyük yapan İstanbul-Kahire ve Şam’ı birleştirmiş olmasıdır. Bu bağ kopunca İslâm dünyası savrulmuştur. Bu da geri kalmamızın sebeplerinden biridir. Ayrıca resmin baştan itibaren yasaklanması teknik anlamda eserlerin tasvir edilmesinde menfi bir tesir icra etmiştir.” dedi.

Ahmet Turan Yüksel, Neler yapmalıyız konusunda da Prof. Sezgin’in önerilerini şöyle sıraladı:
• Devlet politikası olarak ilmî çalışmalara önem verilmeli.
• Araştırma kütüphaneleri kurulmalı.
• Çalışmalar interdisipliner, bilinçli ve sürekli olmalı.
• Osmanlı Medeniyeti ihmal edilmemeli. Zira Osmanlı olmadan İslam Medeniyeti idrak edilemez.
• Pısırıklıktan kurtulmalı.
• Erken yaşlardan itibaren araştırma alanı ile ilgili dil/diller öğrenilmeli.
• (Hocası Ritter’le ilişkisi örneği gibi) ilmî çalışmalarda hoca-öğrenci (usta-çırak) ilişkisine önem verilmeli.
• Kariyer odaklı değil, birikim odaklı çalışılmalı.
• Bilinmek için değil bilmek için çalışılmalı.
Bugün Avrupa bizi tanımak istemiyor; maalesef kasıtlı olarak bizi farklı şekilde tanıtmaya çalışıyor.

 

HABERE YORUM KAT