Bahtiyar Vahapzade

Bu hafta sizlere gençlerimizin pek fazla tanımadığı bir şairden bahsedeceğiz. Türk dünyasının yetiştirdiği en ünlü şairlerden biri olan Bahdiyar Vahapzade ne yazık ki ülkemizde özellikle yeni nesil tarafından hakkıyla bilinmiyor. Bahtiyar Vahapzade, 16 Ağustos 1925 tarihinde Azerbaycan’ın Şeki şehrinde dünyaya geldi. Çocukluğunun ilk 9 yılı Şeki’de geçen Vahapzade, 1934’te gerçek anne ve babasından ayrılarak öz babası ve öz annesi olarak bildiği Mahmut Ağa ve Gülizar Hanımla Bakü’ye taşındı. Bakü’ye uzun süre alışamasa da hayatının bundan sonraki kısmı burada geçecektir. Annesinin isteği üzerine Tıp Fakültesine giren Vahapzade, bu alana ilgisi olmadığı için bir süre sonra okula devam ederken ailesinden habersiz Filoloji Edebiyat Fakültesini de okumaya başlar. 1943’te durumu ailesine açıklar ve Tıp Fakültesini bırakır. 1947’de üniversiteden mezun olur ve yüksek lisans öğrenimine başlar. 1950’den itibaren Azerbaycan Devlet Üniversitesi’nde çalışmaya başlayan Vahapzade aynı yıl Dilara Hanım’la evlenir. 1951’de Samed Vurgun’un Lilikası konusunda yaptığı inceleme ile namzetlik 1 derecesini alır. 1964’te Samed Vurgun’un Yaratıcılık Yolu konusunda doktora tezini savunur. 1980’de Azerbaycan İlimler Akademisi’nin üyesi olur. 1980-2000 yılları arasında milletvekilliği görevinde bulunur.     

Bahtiyar Vahapzade, bir fikir ve ideoloji adamıdır. Hayatın anlamını yalnızca bir şeye inanmakta, ruhunu ve benliğini inandığı değerler uğruna feda etmekte görür. Yazmaya başladığı dönemlerde politik rejimden dolayı gönlünden her geçeni yazamasa da o iyi bir hürriyet aşığıdır. Azerbaycan’ın bir başka söz üstadı olan Mirza Fatali Akhundzâde’nin “Eğer yazmak istediklerini mevcut zamanda ve mekânda yazamıyorsan mekânı ve zamanı değiştirerek içinden geleni yaz, anlayan anlayacaktır” fikrini esas alarak, bütün şiir ve piyeslerinde ideolojisine sadık kalır, totaliter rejime bu yolla muhalefet eder. II. Dünya Savaşı yıllarında edebiyat dünyasında ilk imzası görülmeye başladığı andan itibaren Azerbaycan halkının sevgisini kazanan Vahapzade, 1949’da Menim Dostlarım adlı ilk şiir kitabını yayınlar. Bütün şiir, piyes ve makalelerinde vatan sevgisi ve millet kaygısı bariz bir şekilde hissedilir. Ruhunun her zerresiyle milletine ve vatanına bağlılığını ifade eden Vahapzade, 1985’te “Halk Şairi” ödülüne layık görülür. Aynı zamanda Vahapzade’nin yazdığı aşk şiirleri de meşhurdur. Bu şiirlerin bazıları bestelenmiştir.

Bahtiyar Vahapzade’nin şiir ve piyeslerinde ele aldığı en önemli konulardan biri de Türklüktür. Büyük Türk şairi, düşmanların yüz yere böldüğü kardeşlerin biran evvel birleşmesini ister ve bu konuyla ilgili fikirlerini yazılarında, eserlerinde hep dile getirir. Bu dönemde mevcut rejim millet, Türklük, Türk milleti gibi kavramların kullanılmasını yasaklamıştır. Amaç millî bilinci öldürmek, insanlara millî kimliklerini unutturmaktır. Vahapzade millet kavramını şöyle ifade eder; “Bir milleti millet yapan, onu diğer milletlerden ayıran özellikler soy, dil, vatan ve tarih birliğidir. Bu ortak değerler etrafında birleşenler millet olurlar.” Baskıcı Sovyet rejiminin devam ettiği 1959 yılında yazdığı Gülistan adlı şiiri ağır bir depresyon geçirmesine sebep olur. Şiiri hiçbir yerde yayınlatamaz. Gülistan, 1960’ta Şeki Fehlesi gazetesinde yayınlanır ve bu tarihten sonra Vahapzade için zor günler başlar. 1962’de Gülistan yüzünden hocalık yaptığı üniversiteyle ilişkisi kesilir ve 2 yıl ev hapsine çarptırılır. Şair, Gülistan şiirinde Azerbaycan’ın İran ve Çarlık Rusya’sı arasında ikiye bölünmesini eleştirdiği için ceza almıştır. Azerbaycan, güney ve kuzey diye ikiye bölünür. Böylece tarihî topraklar iki başlı, bir kalpli bir bedene dönmüştür. Birinin kalbi Bakü’de, diğerininki ise Tebriz’de atar. Vahapzade, Gülistan’da vatanı bir kuşa benzetir, bu kuşun kanatlarından biri güney, diğeri ise kuzey Azerbaycan’dır. Kuşun yükselmesi için iki kanada ihtiyacı vardır. Bahtiyar Vahapzade, Gülistan’dan sonra şiir ve yazılarını ülkesinde yayınlatamaz. Eserlerinin çoğu Türkiye’de yayınlanır.    

Vahapzade bir Türkiye sevdalısıydı. Sık sık Türkiye’ye gelirdi. Çok sevdiği Ahmet Kabaklı ile dostluğu yıllar boyu devam etti. Ahmet Kabaklı’nın vefatı şairi çok sarstı ve uzun süre onun yokluğuna alışamadı. 1990’da Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Türk kültürüne hizmetlerinden dolayı “Üstün Hizmet Ödülü”ne layık görüldü. Türkiye-Azerbaycan adlı şiirini bu tarihten sonra kaleme aldı. Türk dünyasının büyük şairlerinden biri olan Vahapzade, 13 Şubat 2009 tarihinde 84 yaşında vefat etti. Mekânı cennet olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum