“Batı’nın Çöküşü”

“Paragöz Batı yeryüzü dünyasını soyup soğana çevirmekte oldukça mahirdir.” diyen Alman filozofu Oswald Spengler’in, “Der Untergang des Abendlandes - Batı’nın Çöküşü” adlı iki ciltlik bir eseri var.  İlk cildi 1918’de, ikinci cildi 1922’de yayımlanan bu eser, ABD’de 1936’da “Batı’nın Gerilemesi” adıyla İngilizce olarak çevriliyor.  

Batı’yı oldukça yakından tanıyan Spengler, “Mühendisler birer ‘makina papazı’ olmamalıdır. Makina dünyaya hakim olduğu sürece her Avrupalı ona hayranlık duyacaktır. Buna karşılık Hintli, Çinli veya doğulu herhangi bir insan ondan içten içe nefret etmektedir. Fakat sanayiye ve zengin olmaya kim karşı çıkabilir?” dedikten sonra Batı kültürünü şu sözlerle yorumlamakta:

“Evet, Batı kültürünü megapolis öldürmektedir. Onda insan aslından uzaklaşmış, erkek savaşçı ve güçlü olduğunu unutmuş, kadın çocuk doğurmaz olmuştur. Yeni nesiller, tabiatla etkileşime girmeden yetişmeye başlamış; kolaycılığa, korkaklığa itilmiştir. Samimi imanın yerini, “bilimsel” bir dinsizlik yahut ölü bir metafizik almıştır. Ahlâk yozlaşmış; etik, paraya ve makineye mağlup olmuştur. Mühendisler adeta birer ‘makine papazı’ olmuştur.”

Batı’nın çöküşünü endüstri devrimine ve dolayısıyla makinelerin tapılmasına bağlayan Spengler,

“Bugün gelinen noktada Faustçu insan artık, başka insanlara hükmetmekle yetin(e)mez hale gelmiştir ve tüm tabiatı kontrolü altına almak istemektedir. Bu durum bir Tanrılaşma arzusunu kaçınılmaz kılmaktadır. Bu yüzden Batı “çöküş”ün eşiğindedir.” teşhisinde bulunur.

 

İnsanı ‘makinanın kölesi’ yaptılar

Maddeci anlayış ve düşünceyi yeni bir “din” olarak nitelendiren Spengler, Batı’nın çöküşüyle makinanın kölesi haline gelen Batılı insanla bir tutarak şunları dile getirmekte: “Tekniğe olan inanç zamanla materyalist bir dinin ortaya çıkmasını gerekli kılmıştır. Dünyanın efendisi olan insan, bu bağlamda “makinanın kölesidir. Batı’nın çöküşü, insanın megapolis konforuna ve tekniğe teslim olmasıyla kaçınılmaz bir hal almıştır. Tıpkı Tanrı gibi teknik de “artık ebedî ve ölümsüzdür. İsa gibi, insanlığa kurtuluşu getirmektedir. Mukaddes ruh gibi bizleri aydınlatmaktadır. Bu teknik dinin inananları ise Lamettrie’den Lenin’e kadar, modern çağın züppe ilericileridir.”

 

Hareket Ediyorsan Varsın

Spengler, Hegel ve Nietzche’den gelen bir yaklaşımla, “Hayat ancak hareket olduğu müddetçe

değer kazanır.” diyerek insanlık tarihine bakışını anlatmaya koyulur. Batı’nın temelleri

Antik Yunan ve Roma’ya dayanır. Ancak Apolloncu ruha sahip olan bu kültürel-tarihsel havza, dikkatle incelendiğinde aslında hiç de öylesine kadîm bir uygarlık sayılamayacak durumdadır. Zira XIX. Yüzyıl Avrupa’sının yeniden keşfettiği ve kutsadığı, aklın, sanatın, tarihin beşiği olan Antik Yunan’da 9999’dan sonrasına “sonsuz” denilerek kesip atılırken, ondan asırlar öncesinde Mısır’da 16 haneli çarpma işlemlerinin yapıldığı artık biliniyordu. Mazinin klasik yapıtları diye tanıtılan isimler de bazen aslında son derece ilkel eserler olabiliyordu. Çünkü kökleri güçsüzdü ve kendi klasikleri ya da “tarihsel hafızaları” bulunmuyordu.”

Batı’nın Üstünlüğü ve Çöküşü…

Filozof Spengler, Batı’nın üstünlüğünün de “Batı’nın son raddeye gelmiş üstünlüğünün sebebi merak ediliyorsa, gerçek cevap, onun tasarladığı yayılmacı, dönüştürücü, bitmek bilmez elde etme arzusu ve yaşam mücadelesinin ürettiği dinamik yapı”dan kaynaklı olduğunu belirtiyor.

Spengler’ın Batının Çöküşü’nde ‘Son Safha’ ise şöyle:

“Önümüzde, bütün Avrupa’yı ve Amerika’yı saracak olan, son bir manevî buhran durmaktadır. Akışın ne olacağını bize geç Helenizm göstermektedir. Aklın zulmü -ki bunun farkında değiliz çünkü onun doruğu biz kendimiziz- her kültürde insan ile yaşlı insan arasındaki çağdan başka şey değildir. En doğru ifadesi tam ilimlerin, diyalektiğin, ispatın, sebepliliğin tapınmasıdır. Eskiden İyonik, bizim durumumuzda ise Barok onun yükselen uzunlarıydı. Şimdi ise mesele aşağıya doğru eğrinin ne şekil alacağıdır.”

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

Her kültürün sınırlı bir yaşama sahip olması gerçeğinden yola çıkan Spengler’e göre bir kültür, doğar, büyür ve bir zaman sonra yok olur.

“Avrupa’nın dünya hegemonyası sona erecek!” diyen Spengler, Batı kültürünün ne zaman yok olacağı konusunun ise muammadan ibaret olduğunu belirtiyor. Ahlâken de çöken Avrupa, teknik kültür olarak ayakta durma başarısını ise dinamizmine borçlu.  Batı’nın asıl çöküşü ise, Afrika’dan göç eden insanlar eliyle olacak.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.