1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. BUGÜNLERİMİZDEN ÇALIYORSUNUZ AMA YARINLARIN ELİMİZDEN UÇUP GİTMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
BUGÜNLERİMİZDEN ÇALIYORSUNUZ AMA YARINLARIN ELİMİZDEN UÇUP GİTMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

BUGÜNLERİMİZDEN ÇALIYORSUNUZ AMA YARINLARIN ELİMİZDEN UÇUP GİTMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

Şehrimizin kültür ve turizm potansiyeli daha iyi değerlendirilmeli... Yusuf Alpaslan ÖZDEMİR yazdı

A+A-

Konya büyük bir kültür ve turizm potansiyeline sahip. Mesela 13 peygamber medfun, bunun Urfa’dan daha fazla olduğu söyleniyor. Mevlana, Çatalhüyük gibi daha pek çok değere sahibiz, fakat bir Göbeklitepe’ye, bir Zeugma müzesine bakıyoruz, profesyonel bir çalışma, teknoloji destekli ufuk açıcı bir eşlik ediş gözümüze çarpıyor. Ya bizde, Konya’mızda?  Çatalhüyük,  Mevlana vs cılız çalışmalar, şehirde durmayan turistler, tek düze vasat bir sunum… Çok daha iyisine layık bu şehir. Çoğu müzeyi açık bile tutamıyoruz, bize ait parçaları Türkiye'de başka şehirlerdeki müzelere veriyoruz, çünkü yeterli müze kuramadık, olanları sunamadık, çıkan tarihi parçalara sahip çıkamadık, ama bakıyorsunuz bu vahim tablo, halının altına süpürülmüş, bu durumdan birinci derecede sorumlu zat ya da ekip protokol ziyaretlerinde, sıradan etkinliklerde. Bari diğer şehirlerde nasıl yapıyorlar, nasıl ağırlanıyor ziyaretçiler, esnaf nasıl, mekanlar nasıl daha canlı hale getiriliyor, şöyle daha bir dikkatli baksaydık? Konya kültür sanatını konuşacakken tamamına yakınında ayet hadis aktarmayla, sorun yokmuş gibi yaldızlı demeçler vermeyle bu iş yürümez ki(!) Mevlana müzesi girişini ücretsiz yaparak tribünlere oynamayın,Cumhurbaşkanımızı yanlış yönlendirmeyin, akrabalarınız arasında milletvekili varsa, tanıdığınız siyasetçileri kullanarak değil hakkınızla, liyakatınızla, vizyonunuzla gelin o makama ve güzel çalışın, kandırmayın oynamayın şehirle ve şehrin insanlarıyla. Allah her şeyi bilendir, görendir, ben bu şehri seven, dert edinen, bu durumlara üzülen biri olarak hakkımı helal etmiyorum size. Bakalım bu kadar insanın üzerinizdeki kul hakkını nasıl ödeyeceksiniz(!) Yüce yaradan ben sana imkan verdim makam verdim sen ne yaptın diye sorunca ne cevap vereceksin bakalım, orada da protokol ziyaretleri yaptım, ben yaptım oldu babından çoğu karşılıksız işler yaptım diyecek misin bakalım...

STK’lara, bazı vakıf ve derneklere de birkaç sözüm olacak. Devletin, belediyelerin bir görevi de bu türden kurumlara yardımcı olmaktır, destek vermektir, eyvallah buna tabi, hiçbir itirazım olamaz. Büyükşehir ve ilçe belediyelerimiz size mekan ve diğer noktalarda destek verdi, vermeyi sürdürüyor da. En güzel yerlerde, en nezih binaları size tahsis etti. Birkaçınız müstesna siz ne yaptınız? Adet yerini bulsun diyerek konuşmacılar çağırdık, bunlardan bazılarını da konunun uzmanı addettik, bir yandan o elindeki kağıttan bolca okudu, bir yandan dinleyiciler aynı kağıdı projeksiyonla tahtaya yansıtıldığı için okudu. Hiçbir şekilde edebiyatı, şiiri yakından takip etmeyen, dergi okumayan, gittikleri her yerde götürenleri ve ağırlayan kişileri kurumları bolca öven, akrostiş yapınca büyük bir sanat eseri ortaya koyduklarını sanan, Posta gazetesinde ancak yer bulabilecek muazzam(!) şiirler yazanlara(yine bu şairlerden birkaçı müstesna) her türlü imkanı seferber ettik… Örnekleri daha çoğaltabiliriz, bu alanda bu kadar örnekle iktifa edelim.

Sayfamızda ve yazılarımda sıkça andığım Kayseri örneğinde olduğu gibi o kadar üniversitemize, STK’mıza, derneğimize, aydınımıza rağmen şehrimize yakışır bir dergi, atölye ve akademi çalışmaları da pek yoktur, hatta hiç yoktur da diyebiliriz, istisnalar kaideleri bozmaz. Kayseri’deki ‘ Şehir’ ve ‘ Düşünen Şehir’ gibi dergiler, akademiler, atölye çalışmaları çok daha güzel ve verimli olmaz mı, Kayseri’deki entelektüel insanlar ve kurumlar bizde yok mu? Elbette var ama biz kültürel etkinliği yukarıda örneklediğim gibi konuşma yapmaktan ibaret sayarız genelde. Bu noktada akademinin de, kurumların da yerel yöneticilerin de sorumluluğu, vebali var.

Şuradan başlamakta fayda var. Bu şehirde kültür adına, şehir adına, edebiyat adına faaliyet içinde olanlar arasında karşısındakini kırmama odaklı aşırı hassasiyet var. Ama yalakalıkla, nezaket ayrı şeylerdir. Kırılacak diye uyarmadığımız, uygun bir dille bahsetmediğimiz kişiler zamanla kendilerini büyük şairler, yazarlar olarak görmeye başlayacaklar ve bunun sonucunda da yazdıklarını doğru ve nitelikli sanarak yazma serüvenindeki gelişmeye ket vuracaklardır. Uygun bir dille, nezaketle, iyi niyetle eleştirdiğimiz kişi bunu dahi anlayamayacak, kızacak, küsecek, kendine bir pay ve ders çıkarmayacaksa, o zaman bırakın kendi haline o zatı, kendi çalsın kendi oynasın, kendisi gibiler de kalabalık yapsın, birbirlerini övsünler dursunlar. Şehrimizdeki manzara şu anda aynen böyle.Yazık ki bunların rüzgarına kapılmaya başlayan, yılların birikimine, nitelikli çizgisine halel getirmeye başlayan isimler de var. Üzüntü ve kızgınlığımızın bir sebebi de bu durum.

Hasılıvelkelam, ağzımızdan Allah lafzını düşürmüyoruz, Allah kabul etsin örnek ve müstesna kullar gibi hareket ediyoruz ama her şeyden öte kul hakkına riayet etmemiz gerektiği gerçeğini nedense hiç aklımıza getirmiyoruz.

Belediyelerin dolayısıyla halkın paralarıyla kamuya mal olmuş kurumlar adına hareket ederken daha çok insanla helalleşmek durumunda olacağımızı bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız. Birilerinin himayesinde vizyonumuz olmadan, liyakatımız olmadan getirildiğimiz makamların hakkını, vizyon eksikliğinden pek çok güzellikten, kendini geliştirmekten mahrum kalanların hakkını ebedi hayatımız olan ahirette veremezsiniz, veremeyiz. Zaten bu gerçeği bir hissetsek, hesap vereceğimizi bir unutmasak her şey kendiliğinden hallolur.

Allah makam mevki hırsıyla yanıp tutuşanlardan, dini kullananlardan, liyakati olmadığı halde tanıdıkları vasıtasıyla halka hizmet eder gibi görünen vasatlardan korusun bizi, onlardan beriyiz, şahit ol ya Rab…(YUSUF A. ÖZDEMİR)

HABERE YORUM KAT