EDEBİYAT YÜKSELİŞTE

EDEBİYAT YÜKSELİŞTE

“Edebiyat Yükseliş’te” üst başlığı ile “Edebiyatımızın köşe taşları ile edebiyat söyleşileri” ni başlatan şair, yayıncı Adem Karafilik’in ilk konuğu Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı yazar, mütefekkir D. Mehmet Doğan oldu

“Edebiyat Yükseliş’te” üst başlığı ile “Edebiyatımızın köşe taşları ile edebiyat söyleşileri” ni başlatan şair, yayıncı Adem Karafilik’in ilk konuğu Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı yazar, mütefekkir D. Mehmet Doğan oldu.

instagram.com/adem.karafilik  adresinde her gün akşamları canlı olarak yayınlanan programı ilk bölümüne konuk olan D. Mehmet Doğan, Ramazan ayında ibadetin önemi, edebiyat, tarih, sözlük çalışmaları ve salgın nedeniyle evde kalmaların insan ilişkilerini nasıl etkilediğine dair soruları cevaplandırdı.

Konuşmasına insan hayatı içinde edebiyatın çok önemli olduğunu belirterek başlayan Doğan, “Edebiyat çok temel bir kavram. İnsan hayatı için edebiyatın erişmediği bir alan yok. Edebiyat başlı başına bir türdür. İnsanların ifade tarzlarından biridir. Herkes edebiyatla meşgul olmaz, edebiyat eseri meydana getirmez. Ama edebiyat herkese ulaşır. Her konu edebiyatın konusu olabilir. “Din hayattır” diyoruz ya hayatın bir tarafında da edebiyat vardır, Din hayatını anlamlandıran bir edebiyat tarzı da vardır. Bu gün tabi ki dinin kurallarını Kur’anı Kerim başta olmak üzere peygamber efendimizin hadisi şerifleri, hayatı ve diğer kaynaklardan öğreniriz. Bunlar bizim akılla bilgiyle öğrendiklerimiz. Bir de hissiyat tarafı vardır bu işin, duygu tarafı vardır, bu tarafa da edebiyat hitap eder.” diye konuştu.

Dini hislerimizle edebiyat arasında da güçlü bağların olduğuna vurgu yapan D. Mehmet Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Mevlit 1400 lü yıllarda yazılmış bir metindir, o günden bu güne toplumumuzun, milletimizin dini hissiyatını hayatta tutuyor.  Mevlitten kulağımıza öyle güzel şeyler çalınır ki o bizim dini hayatımız ayakta tutar, canlı kalır.  Ramazan ayı tabi ki dini hayatımızın önemli bir dönemi. Önceden “11 ayın sultanı” dedikleri şehri Ramazan bu ay, 11 aydan farklı bir aydır. Ramazan 11 ayda sıradanlaşan yaşama yeni bir heyecan verir. Ve bu değişim bizi derinden etkiler. Aynı zamanda Ramazan ayı  kendi içimize yönelmemizde, kendi hesaplaşmamızı yapmamıza vesile olur. Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Bu geçen günlerde neyi iyi yaptık neyi yapamadık? İnsanlara  ne kadar yararımız oldu? Sadece kendi ibadetlerimiz açısından değil içinde bulunduğumuz topluma ne kadar faydamız oldu? Çevremize, yakınlarımıza fayda sağlayabildik mi? Onların iyiye yönelmesi, kötüden uzaklaşması yönünde çabalarımız sonuç verdimi? İşte tüm bunları düşünürüz.”

 Koronavirüs nedeniyle insanların evlerinde kalmaları, insan ilişkilerini nasıl etkiliyor sorusuna Doğan şöyle cevap verdi: “İnsan tabi ki dostlarını özler, dostluk insanı anlamlı hale getirir. Beraber oldukları, sohbet ettikleri, iş birliği yaptıkları, ortaklaşa birtakım iş ortaya koydukları kişiler o ortaklaşa değerin bir parçası olurlar, sizin bir parçanız olurlar. Onlar sizden uzaklaştığında kendinizde bir eksiklik hissedersiniz yahut da onları tamamen kaybettiğinizde yani göçlerini toplayıp öbür dünyaya doğru gittiklerinde sizden de bir şeyler götürdüğünü fark edersiniz. Bugün aramızda olmayan değerli şahsiyetleri hem de her zaman beraber olamadığımız arkadaşlarımızı eşimizi dostumuzu her zaman özlüyoruz.”

Program sunucusu Adem Karafilik’in bu süreçte ne tür faaliyetler yapıyorsunuz sorusunu cevaplayan Doğan, yaptığı her işin süreklilik gerektirdiğini, bu arada “Osmanlıca Yazılışlı Doğan Büyük Türkçe Sözlük” çalışmasını tamamladığı ve sözlüğün basıldığını söyledi.

Yıllardır sözlük uğraşısının içinde olduğunu belirten Doğan, “Ortaokul yıllarından beri dil konusu beni meşgul ediyor. 1970 li yıllarda bu işe girmiş bulunduk. Sözlüğün ilk baskısı 1981 de yapıldı. Bugüne kadar bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Diğer yandan, Türkiye Yazalar Birliği çalışmalarına devam ediyor. Biz yönetimden ayrılsak da değerli arkadaşlarımız faaliyetleri devam ettiriyorlar. Yardıma ihtiyaçları olursa  elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz.” dedi.

Kamuoyunda dil hassasiyeti ile tanınan D. Mehmet Doğan,  insanın ifade  varlığı olarak dilin önemli olduğunu belirterek; “Düşünürler şöyle söylemiş; “Dil insanın evidir.” Biz evimizi iyi tanımalıyız, iyi bilmeliyiz. Bizim toprak olarak vatanımız, birde kelimelerden müteşekkil bir vatanımız vardır. O kelimeleri bizim iyi tanımamız lazım. Ülkemizi iyi tanımamız, sevmemiz gerektiği gibi dil varlığımızı da iyi tanımamız bilmemiz gerekir. Bir dilin 10 binlerce yüz binlerce kelimesi olur. İnsanlar bu engin denizden güçleri nispetinde faydalanabilirler. Eskiler sözlüklerine boşuna “kamus” dememişler. Kamus; okyanus demek büyük deniz demektir. Bazıları bu denizden bir avuç ancak içebiliyor, bazıları bu denizde daha fazla kulaç atıyor, daha fazla istifade edebiliyor. Biz sözlük kullanımının önemini bu noktadan bakalım. Yani bir avuç suyla mı yetinelim yoksa bu engin denizden daha fazla faydalanmaya mı çalışalım. Sözlük burada bize kapısını açıyor. Tabi ki ilköğretimden itibaren çeşitli irili ufaklı sözlükler var. Sözlük sadece çocuklar için değildir elbette. Yetişkinler için de bir müracaat eseridir ve yetişkinlerin bence sözlüğe çocuklardan daha fazla ihtiyacı var.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında edebiyatın önemine de değinen D. Mehmet Doğan, öğrencilere edebiyatın sevdirilebilmesi için de yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Edebiyatı önemseyerek güçlendirebiliriz. Dilimizi güçlendirmenin, kelime haznemizi geliştirmenin yolu budur. Büyük yazarlarımızın, bu güne kadar gelen seçkin eserleri var.  Bunları okuyarak anlayarak ve verdikleri haz ve heyecanlarla diğer alanlarda da dilimizi güzel kullanarak edebiyatı genişletmeliyiz.  Edebiyat derslerini sadece sınıfın içerisinde değil sınıfın dışarısına da görmemiz gerekiyor. Aslında bunu edebiyat öğretmeninden Millî Eğitim Bakanına kadar herkesin görmesi gerekir. Edebiyat öğretmenlerinin edebiyatı sevdirecek şekilde gayret göstermeleri gerekir. Çocuklara, gençlere güzel şiirler okutulmalı hatta bazıları ezberletilmeli çünkü dil ve edebiyat ezbersiz olmaz. Temel edebi metinleri dikkatle okumak lazım bunların bazılarını ezberlemek lazım yani bunlara hafızamızda yer açmak lazım. Hepimiz dil bilgisi dersi gördük bir tane seven vatandaş görmedim. Çünkü kuru, didaktik sıkıcı bir derstir. Bunu yapacağına hocalarımız edebi eserler üzerinden dili öğretseler. Kuralları öncelikle değil de örneklerden kurallara doğu gitseler edebiyat derslerini eğlenceli hale getirseler, bu gerçekten eğlenceli hale gelir. Eğer siz güzel eserlerin cümle yapısına vakıf olursanız, siz cümle kurmak istediğiniz zamanda o size örnek teşkil eder.”

Söyleşinin sonunda hafızanın önemi, kişilerin ve toplumların hafızalarının neden canlı tutulması gerektiğine ilişkin de bilgi veren D. Mehmet Doğan, “Hafızamız olmazsa ne olur? Hafızasını kaybeden bir insan dostunu düşmanını bilmez, annesini babasını tanımaz geçmişini bilmeyen  hatta bugününü bilemez. Dolayısıyla hafızamızı tazelemek için mutlaka tarihe yönelmemiz gerekiyor. Hiç bir şey bugün başlamadı, bizde bugün ortaya çıkmadık; bir anne bir babadan meydana geldik onlarda bir annede bir babadan… Yani bir zincirleme olarak devam ediyor. İnsanlık tarihinin başından beri gelen genleri taşıyoruz.  Ve o genler bizi şuanda fiziki olarak taşıdığımız varlığımızı temsil ediyor. Bunun üzerinde de kültürel bir varlığımız var. Dolayısıyla,  tarihimizi bilmek, doğru bilmek, tarihimizi okurken bugünle ilgili bir takım konuları düşünmek, zorundayız. Diyeceksiniz ki; “biz ilkokuldan beri tarih okuyup duruyoruz.”  Okulda okunan tarihler bana göre usulen okunuyor. Biz bunun önüne geçemezsek gerçek bir tarih idrakine ulaşamayız.  Edebiyatta da böyle, son zamanlarda edebiyat kitaplarına bakıyorum ruhum daralıyor. O eski büyük edebiyatçıların metinleri yok gibi neredeyse, varsa da onlara müdahale edilmiş bazı kelimeleri, cümleleri değiştirilmiş. Aslında temel olan metne dokunmamak gerekir, bir edebi metin nasıl yazılmışsa öyle kalmalıdır.” diye konuştu. (MAHMUT ERDEMİR)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum