1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. “Eğitim Müfredatı Milleti Kucaklamalı”
“Eğitim Müfredatı Milleti Kucaklamalı”

“Eğitim Müfredatı Milleti Kucaklamalı”

HİSDER(Hikmet İlim ve Sanat Derneği)’nin Pazartesi Sohbetleri’nde, ‘Çağımızda Din-Bilim Kavgasının İman ve Ahlâk Eğitimindeki Olumsuz Etkileri’ konuşuldu

A+A-

HİSDER(Hikmet İlim ve Sanat Derneği)’nin Pazartesi Sohbetleri’nde, ‘Çağımızda Din-Bilim Kavgasının İman ve Ahlâk Eğitimindeki Olumsuz Etkileri’ni konuşan N.E.Ü. Ahmet Keleşoğlu İlâhiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Başkanı ve Kelâm Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Prof. Dr. İbrahim Coşkun, yapılan araştırmalar neticesinde eğitim seviyesi yükseldikçe maalesef dinden uzaklaşma ve dini duyarlılığın azalması gibi bir tespitin ortaya çıktığını belirterek “Demek ki din-bilim kavgasının tezahürleri böyle ortaya çıkıyor. Esasen bu kavga bize ait bir kavga değil. Batı’nın kavgası. Ama biz Batı’yı taklit ettiğimiz için eğitim sistemimiz de genel anlamda Cumhuriyet’le birlikte pozitivist bir anlayış müfredata hakim kılındığı için bunun neticeleri böyle tezahür ediyor. Bunun neticesinde dini duyarlılık, imanda derinlik olması gerekiyor iken bunun tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız. Onun için duyarlı insanlar olarak vatandaşlar olarak eğitim sistemindeki bu çarpıklığı biran evvel bertaraf etmemiz gerekiyor. Manevî bünyemize millî değerlerimize uygun bir eğitim kurulması veya ıslah edilmesi gerekiyor. Tarih boyunca bu hep yapılmış ama son dönemde Batı’daki bu din-bilim kavgasının sanki bizde de varmış gibi bize dayatılması söz konusu. Bunun da olumsuz neticeleri var. En başta iman noktasında problemler doğuruyor. İlim, imanı güçlendirmesi gerekirken tam aksini ortaya koyuyor. Tabi ki iman olmayınca ahlâk ta olumsuz etkileniyor.” dedi.

Din-Bilim Kavgasının bizde olmadığını fakat “varmış gibi hesaplar” yapıldığını ve onun üzerine dizayn edilmiş eğitim sisteminin hâlâ devam ettiğine işaret eden Prof. Dr. İbrahim Coşkun, “Bu tablonun çok yoğun yaşandığı yıllarda duyarlı müminler, çocuklarının en azından dini öğrenebilmeleri için İmam Hatip Okullarını açmayı bir çözüm olarak görmüşler. Çözüm olmuş mu? Evet. Çok önemli bir misyonu yerine getirmiş bu okullar. Ama benim kanaatim bütün milleti kucaklayacak bir müfredatla bu çözülmeli. Genel liselerde dini duyarlılığı ve ahlâkî duyarlılığı ortaya çıkartacak bir müfredata sahip olunması gerekiyor” dedi.

Aliya İzzetbegoviç’in “Bilim ile din ayrıldığı vakit bilim insanı ateizme, dinde geri kafalılığa götürür” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Coşkun, Avrupa’daki eğitim sisteminin bu şekilde devam ettiğini biz de onları taklit ettiğimizi ifade ederek “Öğretmenlerin asıl görevi ahlâklı ve iyi insan yetiştirmektir. Aliya’nın da dediği gibi ‘Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lâzım.’ Albert Einstein de ‘Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördür’ diyor” diye konuştu.

Din-Bilim çatışmasının ortaçağda İncil ve Tevrat’ın tahrif edilmesiyle başladığını ve Batı’daki Rönesans’la birlikte zirveye ulaştığına dikkati çeken Coşkun, sonuç olarak şu ifadelere yer verdi: “İslam’a göre ilmin birinci maksadı marifetullahtır. İkinci boyutu ise fizikî âlemi keşfetmek, yeryüzünü mamur etmek ve hayatı kolaylaştıracak teknolojiler geliştirmektir. Bozulmamış bir dinde ilim-din ayrımının olması mümkün değildir. İman zemini üzerine oturmadan ahlâkî değerlerin ve eğitimin arzu edilen seviyeye çıkarılması ve kalıcı olması mümkün gözükmemektedir.”

 

HABERE YORUM KAT