Ahmet Öztemel

Ahmet Öztemel

HAÇLI’NIN HİLÂL TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ

HAÇLI’NIN HİLÂL TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ

Şanlı tarihimizin utanılacak hiçbir sayfası yok. 1526 yılında Mohaç Meydan Muharebesi öncesinde fırtına ve toz bulutunu görünce “Allahım, bu toz bulutunu kaldır da düşmanla yüz yüze cenk edeyim” diye dua eden Kanuni Sultan Süleyman;1463 yılında Bosna’yı fethettikten sonra “himayem altındadırlar, emrediyorum ki kimse bu insanları da kiliselerini de rahatsız etmesin, zarar vermesin,özgür ve güvenlik içinde yaşasınlar” fermanını çıkaran Fatih Sultan Mehmet ; Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıldönümünde Anzak asker annelerine hitaben “Bu memleket toprağında kanlarını döken kahramanlar; dost vatan toprağındadırlar..uzak diyardan evlatlarını harbe gönderen anneler gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır, bu toprakta canlarını verdikten sonra bizim evlatlarımız olmuştur” diyen Mustafa Kemâl Atatürk hep bizim tarihimizin liderleridir.

Haçlı Seferleri asla bitmemiştir ve bitecek gibi de görünmemektedir. Dünya barışının önündeki en büyük engel aç gözlü emperyalist devletler ve Haçlı’nın Hilâle tahammülsüzlüğüdür. Güya demokrasi ve Bahar getireceği iddiasıyla ve halklarına bile söyledikleri yalanlarla coğrafyamızda talan yapmakta olan katiller arkalarında hep gözyaşı ve acı bırakmışlardır ve maalesef Dünya’yı kana bulamaya, Müslümanlara eza çektirmeye devam etmektedirler. Kutuplarda buzullar arasında sıkışan fok balığını kurtarma operasyonları yapan Batı dünyasının cilası Balkanlarda dolaştığınızda çok daha hızlı dökülmektedir. Bosna Hersek Cumhuriyeti’nden söz etmek istiyorum. Srebrenitsa Katliamını hatırlarsınız. 1995 yılında güya Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilerek silahları alınan ve Hollandalı komutan Thom Karremans tarafından Sırp komutan katil Ratko Mladiç’e teslim edilen; katledilip parçaları sayısız toplu mezara konulan sekiz bini aşkın Bosna’lı Müslümana uygulanan soykırımı unutmamalıyız ve unutturmamalıyız.

Saraybosna gezisinde birinci ağızdan dinlediklerimiz bildiklerimiz yanında bilmediklerimizin çok daha fazla ve feci olduğunu öğretti bize. Tepelerdeki Sırp keskin nişancılar tarafından kuşatılan ve neredeyse 4 yıla yakın süre kuşatma altında kalan Saraybosna’da açlık, susuzlukla mücadele eden çocukları, Birleşmiş Milletler yardım paketlerinden sigara ve son kullanım tarihinin üzerinden yıllar geçmiş kurtlanmış konservelerin çıktığını, nadir gelen yardım paketleri havaalanına yerleştirildiğinde almaya gelen Bosnalı Müslümanların Sırp keskin nişancılara hedef olması için Birleşmiş Milletler görevlilerince havaalanı ışıklarının açıldığını, dünyada başka hiçbir milletin dilinde olduğunu zannetmediğim “karşıdan karşıya üçüncü geçen olma” sözünü öğrendim hüzün dolu gezimde. Tepedeki keskin nişancı Sırp birinciyi görür, ikincide silahının ince ayarını yapar, üçüncünün ölümü kaçınılmaz sondur çünkü.Bizler Hırvat’ların planladıkları “48 saat Kül ve Duman” operasyonu ile 16 Nisan 1993 tarihinde Ahmiçi köyünde okul, cami, 150 ev olmak üzere tüm Müslüman köyünü havan toplarıyla yok ettiklerini ve 3 aylıktan 82 yaşına kadar 116 Müslümanı katlettiklerini, Saraybosna’da Sırpların ilk hedeflerinin Huzurevi ve Doğumhane olduğunu da bu gezimizde olayları yaşayanlardan dinledik. Bosna’yı savaşta dengeyi sağladığında barışa zorlarlar kabul etmezsen Birleşmiş Milletler ile savaşmak zorunda kalırsın diyerek. Toplam nüfusun yüzde ellisine sahip olan Bosna’ya, yüzde otuzbeşine sahip olan Sırplara ve yüzde onbeşine sahip olan Hırvatlara eşit haklar vermiştir bu anlaşma. Ancak anlaşma maddelerine uymayan gene Sırplar olmaktadır. Dini simge kullanılmayacak hükmüne karşın Mostar tepelerine haç çakılmıştır güya dini simge değil kültür işareti olduğu gerekçesiyle.

Türkiye Cumhuriyeti çok güçlü olmak zorundadır . Sadece bizlerin değil başta Balkanlar tüm Müslümanların hamisidir zira. Balkan Coğrafyasındaki Müslümanlara el uzatan tek devletiz Tika ve ilgili kuruluşlar ile. Hilâl, merhum Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi sadece sema’da değil dünya üzerinde yaşamaya devam etsin. Allah ülkemizin ve tüm Müslümanların yardımcısı olsun. Kafirin saldırısı bitmeyecek de İslâm âleminin birlik ve beraberliği nasıl sağlanacak?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Ahmet Öztemel Arşivi
SON YAZILAR