Hangi Dağda Kurt Öldü?

Aylarca marketlerden hiçbir şey alamadan çıkıp gittikten sonra, fiyatları indirecekmiş arkadaşlar.

Hatta maliyetine satışlar yapılacakmış!

Hayırdır!

Hangi dağda kurt öldü?

Bayağı bir kazandık, gaza da fazla yüklendik, gazdan az biraz ayağımızı çekelim,

Milletin şakülünün kaydığını fark edemedik mi dediniz?

Biraz fazla ayıp ettik,

Gelen-giden sayısı düştü!

İşler kesat, cirolar berbat!

Virüs tam gaz, mutasyonlusu sokaklarda adam arıyor diye mi düşündünüz?

Millette para bitti, bitiyor, diye vicdan muhasebesi falan mı yaptınız?

Hiç sanmıyoruz!

Belli ki, vites değiştirdiniz…

Yüzünüze tebessüm maskelerinizi takıp iyilik meleği pozlarına büründünüz!

Yada fiyat etiketi değiştirmekten yoruldunuz da, mola mı verelim dediniz bilmem!

 

*****

Bu fakir, bu fukara, bu garip ve kalender insanlara hiç mi acımadınız?

Demek ki, indirim yapabiliyormuşsunuz!

Demek ki, denetimciler, denetim yapabiliyorlarmış!

Kastınız biz garip vatandaşlara mıydı?

Bunun adı iyilik falan değil!

Alım gücü sarsıntı geçiren, kredi kartlarının limiti dolan,

Faturalarını ödeyemeyen,

Aldığı kredileri ödeyemeyen insanların sayısında olağanüstü patlama yaşanması…

Sizin içinde deniz bitti marketler!

Denetimlerini zamanında yapmayanlar içinde…

 

*****

Fahiş fiyatlara karşı tedbirler artıyormuş! Marketler dahi indirim açıklamaları yapmaya başladılar. Başlarına saksı mı düştü, yoksa taş mı belli değil.

Neticede bir şeyler düştüğü kesin.

Lakin böyle durumlara, dense dense kibar tarafından, şarkı faslından “Biraz geç kalmadın mı?” denir!

Sonra denetimler bir anda canlanır gibi oldu…

Açıklamalar peş peşe patladı!

En azından canlanma kararları alınmaya başladı!

Koca bir 2020 yılını denetimsiz,

Kontrolsüz, fahiş fiyatları seyreden seyredene bir şekilde geçirdikten sonra,

Bu sevginin, bu ilginin,

Bu sıcak yaklaşımın ne olduğunu var mı bir anlayan?

Ne oldu böyle birdenbire?

İnsanımızın hali aklınıza geldi, hatırladınız, ne yapıyoruz falan mı dediniz?

Fırsatçıların karşısında, bizleri unuttuğunuz,

Umursamadığınız, yalnız başına bıraktığınız günleri,

Ayları, mevsimleri unutmadık! Hâlâ dün gibi hatırımızda…

Feryatlarımızı, şikayetlerimizi, kimse dikkate almamıştı!

Bugün bu dönüşlerin adını tam olarak koyamadık, var mı bir adı?

 

*****

Bu ani dönüş, bu keskin dönüş,

Bu birdenbire ilgilenme hali,

Sahiplenme hali,

Merak ediyormuş hali, dikkatlerden kaçacak gibi değil!

Şu ana kadar titremeyen vicdanların sesi mi yoksa, bu şahit olduklarımız?

Deniyor ki;

Denetlemelere başladık,

Piyasa bundan böyle düzenli olarak denetlenecek,

Fahiş fiyat uygulayan kim varsa müsamaha edilmeyecek!

Hayırdır! Bugüne kadar size bir dur diyen,

Elinizi tutan,

Yapmayın, etmeyin diye önünüze geçen, engelleyen mi vardı?

 

*****

Biz bizden geçtikten sonra, duman olduktan sonra, sıfırı tükettikten sonra, dibe vurduktan sonra,

Evimize ekmeği zar zor götürmeye başladıktan sonra….

Görüldü ki, pabuç pahalı…

Görüldü ki, millet desteğini çekiyor…

Görüldü ki, güven sıfırlamaya başladı…

Görüldü ki, kazın ayağı öyle-böyle değil…

Görüldü ki, bu insanlar sizi sevme, size inanma açısından çoktan geri adım atmaya başladılar!

Görüldü ki, konuştuklarınızla, insanların yaşadıkları ve içinde bulundukları hayatın gerçekleri birbiriyle örtüşmüyor!

Eyvah dediniz…

Dediniz amma, Üsküdar’da sabah oldu!

Biz kantarın topuzunu biraz değil, bayağı bir kaçırmışız dediniz lakin, çok geç kaldınız çok!

Öyle ki, normale dönme konusunda ki, beklentilerimiz ve hayallerimiz dahi tersine döndü.

 

*****

Korona, ziyaret etmediği aile bırakmadı, az canlar yakmadı.

Neredeydiniz?

Esnaf batarken, insanlar işinden olurken, emekli, asgari ücretli marketlerden eli boş dönerken

Neredeydiniz?

Kimseyi denetlediğinizi görmedik!

Şahit olmadık!

Marketlerin yalandan indirimlerine de sevinemedik,

Rahatlayamadık, çünkü hiç inanmadık!

Fırsatçılar meydanlarda cirit atarken sahi neredeydiniz?

Birinin yakasından yapıştınız da, duymadık mı, görmedik mi?

Millet dünyasından geçerken…

Madden-manen perişan olurken…

Neredeydiniz?

 

*****

Zararın neresinden dönersek kâr dediniz amma…

Bu kâr düşünceniz, bu saatten sonra kâr değil, külliyen size zarar!

Yarım elma, gönül alma bile diyemeyenlerin bu işten edeceği bir kâr da, kalmadı artık!

Bu karar, akşama doğru, akşam karanlığı çökerken alınan bir karar…Bizlerin açısından ise; ”Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç!”  misali…

Bize yaramayan...Bizi teselli etmeyen…

Sadece yaramızı deşen, kanatan…

Vefayı sorgulatan…

Bir dizi oldukça geç alınmış, geç kalınmış karar, hepsi o kadar!

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.