Ahmet Çapanoğlu

Ahmet Çapanoğlu

“İNSANLAR NE DER?” KORKUSU

                   Derleeer, derler…

Kim ne derse desin,

Sen özünü koru,

başkası olma, kendin ol.

 

Maalesef hayatımızın her alanına yerleşmiştir bu “insanlar ne der?” düşüncesi. Bu bir kâbus, insanların mutluluğunun önündeki en büyük engellerdendir, bir işe başlamadan önce “insanlar ne der?” düşüncesi. Geleceğini şekillendirecek mutlu bir evliliğe bile kendisi karar veremez. Öyle ki, evleneceği eşini bile seçerken ailesi ve çevresi tarafından hemen yargılama yolu seçilerek “onunla evlenirse çevre ne der?” düşüncesi hâkimdir. Çevrelenmiş bir korku yani düşüncelerinde mahalle baskısı vardır ve bu düşünce, insanın yapacağı işten pişmanlık duyacağı düşüncesini hâkim kılar. 

Bu düşüncenin altında, yenilgiyi kabullenmek ve yenilgi sonunda kınanma duygusu yatmaktadır. Kendilerini başkalarının düşünce ve yargılamasına mahkûm edip kendi gibi olamaması ve hayatı onlara göre yaşaması anlamına gelir.

Bir insan işe başlar ama başlarken işi başaramazsa insanların ne diyeceğini düşünür. Sınava girer, sınavı kazanamazsam “insanlar ne der?” diye strese girer. Gideceği veya gitmeyeceği yer hakkında bile insanları ne diyeceğini düşünerek adım atmaktan vazgeçer. Yani bu düşünce, başarısızlığın en büyük nedenlerinden biridir. Yani bu düşünce, hayatlarını şekillendirecek kararları verdirmez, seçimlerini yaptırmaz. Yani bu düşünce, insanın kendisine olan saygısını kaybetmesi, kendisi olamaması ve kendine güvenememesinden kaynaklanır.

İnsanlar bu dünyalık işleri yaparken, insanların ne diyeceğini düşünürler. Eğer insanların ne diyeceğini düşünüp, tavrınızı ve hareketlerinizi başkalarının düşüncelerine göre belirliyorsanız, acınacak durumdasınız.

“İnsanlar ne düşünür?” düşüncesi, sizi yapabileceğiniz şeylerden, tasarladığınız planlardan uzaklaştırır. Aslında kabul etsek de etmesek de, bu düşüncenin altında yatan bir gerçek vardır ki, o da, başkalarını memnun etme, onların egosunu tatmin etme duygusudur. Kendi yararınıza olacak ve belki de sizi çok mutlu edecek bir şeyden vazgeçmeniz, başkalarının mutluluğu için çalışmanız gibidir. Yeri gelir onlara yapacağınız şeyler hakkında danışabilir ve nabız yoklaması yapabilirsiniz, bu normaldir. Ama yine de son kararı verecek olan sizsiniz. Unutmayın! Siz onların ne diyeceğini düşünüp adım atmazken, bir bakmışsınız onlar gitmişler, ya da sizin yapmak istediğinizi onlar çoktan yapmışlardır. İşte o zaman yapmayı düşündüğünüz ve hayal ettiğiniz her ne varsa çoktan elveda demiş olursunuz ve uzaktan onları seyrederken yalnız kalırsınız.

Siz onların ne diyeceğini sorgulayacağınıza kendinizi sorgulayın. İnancınıza ve vicdanınıza ters düşmüyorsa insanların ne düşüneceği korkusundan kurtularak, yaşadığınız bu kâbustan uyanın ve bir an önce uygulamaya geçin.

Sizin, insanlar ne der düşüncesine takılı kalmanız, negatif düşüncede olan ve eleştirel bakan egosu yüksek insanlara bilmeden köle olduğunuzu gösterir. Sen özgür ol ve kendi şahsiyetini koru. Onlar ne diyecek diye değişme ve inancından vazgeçme. Sen doğruysan, genelin değil, doğru olan insanların kabul görmesi, kabul göstermesi daha önemlidir. Senin mutluluğun daha önemlidir. Eğer doğru bildiğin bir şey varsa, onu uygulaman birlerinin kaybolmasına neden oluyorsa, kaybeden sen değilsin, o kaybolmayı hak etmiş demektir.

İşte insanların yaşadıkları bu kâbus gibi sözler, ömür boyunca boyunlarına değil de düşüncelerine vurulmuş birer pranga gibidir. Yapacağı işi düşünmez, insanların ne diyeceğini düşünerek çılgına döner, sağlıksız düşünemez ve sonuçta başarısız olur. Merak ediyorum, bu saplantıya takılı kalan insanlar, bu saplantıdan memnunlar mı acaba? Tabii ki memnun olmaları mümkün değil. Çünkü böyle düşünerek sağlıksız ve saplantılı bir hayat yaşıyorlar demektir.

“O şöyle düşünürse, bu böyle derse” diye kendini bir kalıba sokarsan, o insanlara kendini kul köle yapmışsın, hayatının kullanım şeklini onlara vermişsin demektir. Bir düşünsenize, size soluğu, “o ne der, bu ne söyler” diye düşündüğünüz insanlar mı veriyor? Eğer onların sizi şekillendirmesine izin verirseniz, “derler” düşüncesi beyninizi kemirir, gönlünüzde pişmanlık kokulu inlemeler oluşur. Yoksa size can mı bağışladılar da, onların ne deyip, ne düşüneceklerini önemsiyorsunuz?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.