1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. ‘İTİBAR’IN ÖYKÜSÜ: NEDEN KAPANDI?
‘İTİBAR’IN ÖYKÜSÜ: NEDEN KAPANDI?

‘İTİBAR’IN ÖYKÜSÜ: NEDEN KAPANDI?

Ülkemizin önemli dergilerinden ‘İtibar’ın yayın hayatına son vermesi tüm çevrelerde şaşkınlık yarattı. Konuyu, farklı açılardan ele alan görüşlerle aydınlatmaya çalıştık

A+A-

İtibar dergisi, İbrahim Tenekeci’nin twitter sosyal medya hesabından yaptığı; İtibar, ekim sayısıyla birlikte sekizinci yılını doldurmuş oldu. Dergimizi 90. sayıda kapatacaktık fakat son bir gayretle sekizinci yılı tamamladık. İtibar dergisi yolculuğunu nihayete erdirmiştir. 97 sayı boyunca dergimize emek ve eser veren herkese teşekkür ederiz.’ şeklindeki paylaşımla  yayın hayatına son verdiğini duyurdu. Bu havadis ile okurlarını üzen İbrahim Tenekeci'den bir kötü haber daha geldi. İbrahim Tenekeci, yaklaşık 7 yıldır köşe yazıları yazdığı Yeni Şafak gazetesinden de ayrıldı. Tenekeci’nin kendi isteğiyle yazılarına ara verdiği ve veda yazısı da yazmadığı öğrenildi.

İbrahim Tenekeci'nin Türk yazın hayatından bu ani ayrılığı, okurlarını olduğu kadar, medya dünyasında da büyük üzüntü yarattı. SuperHaber yazarı Merve Şebnem Oruç, yaşanan gelişmeler üzerine, "Yaprak dökümü sonbaharda olurdu, ağaçta neredeyse hiç yaprak kalmadığına göre kış gelmiş. Çok kıymetli yazılar yazan İbrahim Tenekeci de ayrılmış." ifadeleri ile üzüntüsünü paylaştı. Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan ise, "Sevgili İbrahim Tenekeci ağabey 'gönül yorgunluğu' nedeniyle gazete yazıları yazmaya ara vermiş. İtibar da kapandı malum. Umalım ki yorgunluk çabuk bitsin. O bildiğimiz enerji dolu dost çabuk dönsün aramıza. Şunun şurasında güneşe ne kaldı be İbrahim Abi?" diye yazdı.

Şüphesiz ne olursa olsun, bir derginin kapanması üzücü bir durum. Bir cephe, İtibar dergisinin önemini vurgulayıp dokunaklı yazılar kaleme alırken, bir cephe de bu durumun taktik olduğunu, yeni bir oluşum içine girileceğini belirtti. Mustafa Nurullah Celep ise sosyal medya paylaşımında, İtibar dergisini yeni eleştirmen çıkarmaması noktasında eleştirdi.

‘gazeteciler.com’ sitesi, Star gazetesi yazarı Sibel Eraslan’ın köşesinde "Kültür, giderek sermayenin emrine giriyor" dediğini ön plana çıkararak konuyu başka bir boyuta taşıdı haberinde;  "Dergiler için ‘’hür tefekkürün kalesi’’ derdi rahmetli Cemil Meriç." sözüyle başladı Sibel Eraslan yazısına... Eraslan, İtibar dergisinin kapanmasının ardından hüzünlü bir edebiyat yazısı kaleme aldı.

‘İtibar'ın gidişini "Biz yetişirken, dostluğun, dayanışmanın, arkadaşlığın da kalesiydi dergiler. Okuldu, mektepti, tarzdı, sanatta moda ve kamu kurucuydu dergiler. Varlık’çılar, Hisar’cılar, Büyük Doğu’cular, Türk Edebiyatçılar, Töre’ciler, Olgu’cular, Mavera’cılar, Dergah’cılar, Hece’ciler, Yedi İklim’ciler, Fayrap’çılar... Hepsi gözlerimin önünden geçip gittiler, bir tarzın, bir ruhun, bir biçimin peşinde güzel sözü aradılar... " sözleri ile karşıladı...

Kültürel iktidarın tartışıldığı günümüzde sermayenin kültürü nasıl tahakkümü altına aldığını şu sözlerle ifade etti: Şairin de şiirin de değerini bilmelidir bir toplum. ‘’Kültürel iktidar’’ tartışmalarının bu kadar yoğun olarak yapıldığı bir eşikte, bir dergi için bağımsız kalabilmenin ne kadar zor olduğunu da gözler önüne serdi İtibar’ın kapanışı. Hem kağıt fiyatlarının feci artışı hem dağıtım şirketlerinin mali baskısı, bağımsız dergiciliği ne yazık ki öldürmüş durumda. Dergileri ya bankalar, ya holdingler, ya gazeteler çıkartıyor. Kültür giderek sermayenin emrine giriyor.

Kalem, kelam ve sermaye derken, ‘’Kalem’’ suresindeki cimri bahçe sahipleri nasıl da bugünkü hallerimizi anımsatıyor. Onlar yoksullara hiç bir pay vermemek için daha gün doğmadan gideceklerdi hasada, ne ki bahçelerini yanmış yıkılmış buldular. Kalem ismi taşıyan bir surede, niçin cimri mal sahiplerinin kıssası anlatılır, hikmetini elbette Allah bilir. Fatma Barbarosoğlu’nun yönlendirmesiyle, içimiz sızlayarak okuduk bu ayetleri dün gece...

Hem ‘’kültürel iktidar’’ diyorsunuz.. Hem de edebiyat öldü mü, şiir öldü mü, kitap öldü mü, roman öldü mü sorularını soruyorsunuz. Korkmayın kıyamete kadar, ne şiir biter ne kelimeler. Lakin, ayıptır, günahtır. Fotosentezle mi yaşayacak bu şairler, öykücüler, müzisyenler?(…)’

Yeni Şafak yazarı Gökhan Özcan ise köşe yazısında konu hakkında şu görüşlere yer verdi; ‘İtibar dergisi, sekiz yıllık uzun bir yolculuğun ardından yayın hayatına son verdi. İtibar bir dergi olmaktan öte, sevgili İbrahim Tenekeci öncülüğünde istikrarlı bir çizgide ilerleyen, birkaç nesli, birçok yazı heyecanını bir arada, aynı çatı altında buluşturan önemli ve gayet başarılı bir yayın hareketiydi.

İtibar’ın kapanması üzücü bir haber ama daha üzücü olan bunun beklenmedik bir şey olmaması... Dergi çıkaranlar için sonuncu sayıyı çıkarmak her zaman yakın ihtimal çünkü... Bu dün de böyleydi, maalesef bugün de böyle... Herkes ne kadar farkında bunun bilmiyorum ama dergi çıkarmak cengaverce bir iş, büyük zorluklara göğüs germeyi gerektiriyor. Son zamanlarda kâğıt maliyetlerindeki dövize endeksli yüksek oranlı artışlar bu zorlukları daha da altından kalkılamaz hale getirdi.

İtibar, mevcut dergilerimiz arasında en çok okunanlar arasındaydı. Neden devam edemediğini belki İbrahim, belki Furkan, belki İtibar ailesinden başka bir sevgili kardeşim detaylarıyla açıklar da bir yüzleşme imkânı buluruz.(…) diyerek şaşkınlığını dile getirdi. Böylesine gerçekten çok satan, ya da çok sattığını düşündüğümüz bir derginin yayın hayatına nokta koyması hakikaten ilginçti. İtibar malum şartlardan dolayı çıkamıyorsa, daha sınırlı imkanlara sahip dergiler nasıl çıkıyordu. Tenekeci sıkıldı mı, başka bir aksiyona mı girecek… vs. gibi sorular cevaplanmaya muhtaç şekilde gündemi meşgul etmeyi sürdürüyor.

Son olarak ‘ dünyabizim’ internet sitesinde derginin editörlerinden Furkan Çalışkan’la, İtibar’ın yayın hayata başladığı süreçlerde yapılmış bir röportajda İtibar dergisinin yayın politikası ve Türkiye’de dergicilik gibi konularda  önemli mesajların yer aldığını ve yazının halen sitede bulunduğunu belirtelim.  

HABERE YORUM KAT