Kavuşma hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde ne dense geri adım atmayan, dediğim dedik diyen, kendi yapacağını bir başkasına yaptırmaya çalışan kendince açıkgöz ve akıllı geçinen insanların yaşandığı bir şehir varmış. Bir yandan şehirleri büyüsün gelişsin, ilerlesin isterlermiş, öte yandan şehirden kim bir adım ileriye gitse, hazmedemezlermiş.

İşte bu şehirden yetişen, ancak o şehirde büyümeyen gençlerden bri okumuş, çalışmış, kendini ispat etmiş, bu arada sultanın gözüne girmiş, Sultan artık olgun yaşlara gelen bu adamı çağırmış huzuruna, seni demiş kendime Vezir eylemeye karar verdim. Akıllı, tedbirli, ne yaptığını, ne söylediğini bilen birisin. Sana verdiğimiz görevlerin her birinde yüzümüzü ağarttın. Vezirlik makamını da dolduracak bir kabiliyete ve yeteneğe sahipsin.

Yeni Vezir, sıla hasreti çeken biri olarak, şehrini ziyaret etmeyi düşünmüş. Yıllardan beri yanında bulunan has adamlarından beri Vezirim demiş, senin şehir sen Vezir olduktan sonra sanma ki sevindi! Biz onun cemâziyelevvelini biliriz, kim ki o. Dedesi şehrin en fakiriydi, babası kendi doğruları yüzünden bu şehrin beyleri tarafından sürüldü. Belli ki Sultanın gözünü boyamış. Şehrimize ne geldiğini isteriz, ne de bu şehre bir iyilikte bulunmasını. Bu şehre ilişmesin yeter.

Vezir tebdili kıyafet eylemiş. Onu şehrin bilmesine ve tanımasına imkan yokmuş. Bir kaç yaşındayken çıktığı şehri içinde tarif edemediği bir hisle özler dururmuş şehrini. Beni ne çekiyor bu şehre diye de kendine az sormamış.

Sultanın da müsaadesini alarak, en güvendiği adamlarla birlikte, bir kervanla, gelmiş şehrine, Şehrin en güzel ve bilinen Hanından içeri girmişler. Adamları ondan önce Hana gelmişler, Hancıyla konuşmuşlar ve Veziri beklemeye başlamışlar. Hancı gelenin kim olduğunu merak ederken, içine de bir kurt düşmüş. Bu gelen demiş şu anlatılan Vezir olabilir mi?

O karışık ve karmaşık düşünceler içerisindeyken, Vezir, Handan içeri girmiş. Adamları hemen Hoş geldin Beyim demişler. Hancı hemen fırlamış kapıya doğru. Vezirle göz göre gelmişler. Vezir Hancı demiş, ben ve adamlarım oldukça uzak bir diyardan geliriz. Bu hanı kervandakiler anlattı. Bana tanıdık gibi çok dikkatli baktın, hayırdır.

Hancı yok Beyim demiş, buradan kırk yıl kadar önce giden birine benzettim seni. Doğru bildiğini, kendince doğru dediklerini söyler, herkesin canını sıkardı. Çok insanı huzursuz etti, çok insanı da uykusuz bıraktı. Bizim en tanınmış Beyimizin kız kardeşiyle evliydi. Beyimize dahi neler söylemedi. Beyimizde ne yaptı bilir misin. al benim bacımdan olan oğlunu defol git şehrimizden dedi. Kolundan tuttuğu gibi attı. Vezir, O bey demiş eli öpülesi adammış! Âlâ etmiş. Densizleri, münasebetsizleri, boş boğazları, yerini yurdunu bilmeyenleri çevrende barındırmayacaksın.

Hancı, kusura bakma beyim demiş, bir an için Handan içeriye o girdi sandım. Vezir ben demiş bu şehre ilk kez gelirim. Bir soluklanalım. Birkaç gün kalalım, zaten yola revan olacağız.

Hancı, hemen adamlarıyla birkaç yere haber göndermiş. Bu arada Vezirin kaldığı odanın kapısı çalınmış. Adamları bakmışlar bir kız. Ne istersin demişler. Ben demiş beyinizle görüşmek dilerim.

Kızı içeriye almışlar. Kız, Beyim demiş, ben Hancının kızı olurum. Babam sizi, hiç sevmediği, düşmanı olan birine çok benzetti. Sezgileri yüksektir. Kolay yanılmaz. Sizin bu şehirden gitme bir adamın oğlu olduğunuzu ve şehirde kimsenin istemediği, görmeye dahi tahammülleri olmayan Vezir olduğunuzu düşünüyor! Siz o Vezir misiniz? Vezir, Vezirlik kim, biz kim demiş, ben Tüccarım. Kendime dükkan açacak, yerleşecek, yurt tutacak bir yer ararım.

Babanın tanıdığı o adam ölmüş olmalı. Hem insan insana benzer demişler. Kız siz bu şehri bilmezsiniz Beyim demiş, Babam, O Beyin kız kardeşini de çağırdı. O bey birkaç sene önce öldü. Beylik tahtında kız kardeşi oturur. Bu şehirde en sözü geçen o dur.

Birkaç saat sonra, Şehrin Hanımı diye bilinen ve anılan kadın girmiş Handan içeri. Hanın büyük odalarından birine yerleşmiş, Hancı demiş, çağır bakalım şu kendine Bey dedirten adamı.

Hancı, Beyim demiş, Şehrimizin Hanımı, seni görmeyi murat eder.

Vezir, şehrin hanımının bulunduğu odaya girdiğinde kadın dur demiş. Yüzünü kaldır bakayım. Göz göze gelmişler. Kadın hancı diye bağırmış. Bu Beyin günahını almışsın. Bu kim, o çocuk kaçıran, o evladıma beni hasret bırakana benzemek kim. Bunun neresi benziyor ona? Kaç yaşındasın söyle bakalım. Kırklı yaşlardayım demiş Vezir. Hayırdır yaşımız, tüccarlığımız bu şehirde suç mudur? Niye hesaba çekilirim ki. Bu handan kalmakla yanlış yapmışım. Kadın dur demiş. Olmuş bir yanlışlık. Ağabeyim öldü, ancak küçük erkek kardeşim, hikayesi anlatılan Vezirin babasını hiç sevmezdi. Vezirin. babası, şehrin meydanında, kardeşime kılıç çekti. Onu öyle ağır yaraladı ki, öldü diye meydanda bıraktı. Şehirde kimse onu durdurmaya cesaret edemedi. Kundaktaki oğlumu aldı. Çıktı gitti şehirden. Vezir demek ki demiş, siz o Vezirin bilmediği anası oluyorsunuz. İyide Vezirin suçu taksiri ne? Ne bilsin dayısını, ne bilsin anasını?

Kadın, Hancı demiş seni, çocuğumun babasına benzetmiş. Hepsi o. Çıkabilirsin. Vezir çıkmış dışarı. En yakın adamına. Bana herkes anan öldü dediler demiş. Dayım olacak olan adam da, asıl fitnenin başı o.

Asıl onu görmeyi dilerim. Çok geçmeden, Vezirin dayısı olan Bey, girmiş Handan içeri. Veziri aramış bulmuş hemen. Sen demiş onun çocuğusun. Vezirsin sen. Değil Vezir, Sultan olsan fark etmez, seni kimse alamaz elimden. Vezir dur demiş, sen kimsin, nesin necisin bilmem. Bugünde beni herkes Vezir diye çağırır durur. Vezir olacağım galiba diye başlamış gülmeye. Dayı, haklıymışsın Hancı demiş, bu o! Babasına çok benzediğini duymuştum. Bu şehre girmek demek, ölüm fermanını imzalamak demek. Çekmiş kılıcını. Vezir, ben demiş kılıç eri değilim. Kılıcım olmadığı için yanımda bu kadar adamla dolaşırım.

Dayı, sırf demiş seni ona çok benziyor diye öldürebilirim. Hırsından burnundan soluyormuş. Tekrar çekmiş kılıcını, bir anda aralarına Hancının kızı girmiş. Dur Beyim demiş. Bu Bey kendi halinde biri, şehrimizden geçerken birkaç gece burada konaklamak istemiş. Hepsi bu. Sırf birine beziyor diye her benzeyeni öldürecek misin Beyim? Bu şehre sonra kimse gelmez, hiçbir kervan uğramaz. Dayı kılıcını indirmiş. Çok durma bu şehirde demiş. Seni gördükçe o uğursuz gün ve adam aklıma geliyor. Bir daha da gözüme görünme.

Vezir merakımı mazur gör Beyim demiş. Ne yapacaksın o insanları bulunca. Bak adam Payitahtta Vezirmiş. İstese seni yaka-paça attırır zindana, olmadı kelleni alır. Bu şehir, bu memlekete bağlı değil midir? Sultanın bu şehirde hükmü geçmez mi? Biz geçer bilirdik, onun için emin bir şekilde bu şehre gelmiş idik! Dayı o Vezirle bizim işimiz olmaz demiş, duyduk ki, yakın bir zamanda şehri ziyaret edecekmiş. Bu şehirde onu yaşatmayacağız. O adamın babasını bu meydanda ağabeyim astı. O da beni öldü diye bıraktı. Duyduk k onun oğlu, Vezir olmuş. Bu iş anlayacağın yıllardır süren bir inatlaşma. Beni daha fazla konuşturma, bir daha da gözüme görünme, en geç bu şehirden yarın sabah gidiyorsun. Hancı anladın değil mi? Bu Beyin bu şehirde kalacağı son akşam, bu akşam.

Dayı çekmiş gitmiş. Vezir, Hancının kızına, sağ olasın demiş, çok cesursun. Gözünü kırpmadan keskin bir kılıçla arama girdin. Hancının kızı Beyim demiş, sen o aranan çocuksun. Yoksa Vezirim mi diyeyim. Annenizde bakar bakmaz bildi sizi. Ancak, bu bela kardeşine bu şehirde kimsenin gücü kudreti yetmez. Payitahtta ki Vezirlerden biri yakın dostudur. Her şeyden haberi olur. Babama da güvenme, babam da bu Beyin has adamıdır. Meydanda bu beyi bulan, şifahaneye yetiştiren, başında iyi olana kadar bekleyen babamdır. Şehir dedenin yasını çok tuttu. İyi adammış rahmetli. Ancak büyük dayın zalim biriydi., küçüğü ise zalimlikte ona rahmet okutacak cinsten!

Vezir, kız gittikten sonra, has adamına ben demiş aradığımı da bu şehirde buldum. Hancının kızına talip olacağım. Dediği gibide yapmış. Hancıyı paraya ve hediyelere boğmuş. Kızla da evlenmiş. Kız beyim demiş. Benimle evliliğin yalan mıdır? Bu şehirde biraz daha kalmak için zaman kazanmak mıdır? Söyle bileyim? Seninle bir ömür sürmek gibi bir hayale kapılmayayım. Vezir ben demiş seni ilk gördüğüm günü beğenmiştim. Sen demiş beni anamla bir araya getir, başımın tacı ol.

Anlatırlar ki, Hancının kızı, Vezirle anasını kavuşturmuş. Dayı derdest edilmiş, şehirden çıkarılıp, bir başka diyara sürülmüş. Şehir ise huylu huyundan vazgeçmez sözünü ispat etmiş! Ne dedikodu yapmaktan, ne çekiştirmekten, ne her şeye kulp takmaktan ne de insanları karalamaktan ve ardından konuşmaktan vazgeçmişler!

Şehir şehire, Vezir Vezire, Hanım Hanıma, Hancı Hancıya, Dayı dayıya, Hancı kızı Hancı kızına, ahali ahaliye benzer…

Bir kıssadır anlatılan. Her kıssadan bir hisse alına denmiştir. Bu hikayede, anlatılanlarla benzerlik var ise, tamamen tesadüften ibarettir. Ne kimse gönül koya, ne de alınganlık göstere…

Sürçü lisan eylediysek affola…

Bir daha ki sefere daha güzel bir hikaye anlatırız inşallah…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.