Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

Meslek Odaları

      Bugün Meslek Odaları olarak faaliyet gösteren kuruluşlar, ilhamını Osmanlılar dönemindeki Ahilik geleneğinden almışlardır.

      O dönemde, her meslek kuruluşunun ayrı bir ahilik teşkilatı vardı.

      Bu teşkilatlar mesleklerin kurallarını koyar, mensuplarının bu kuralları ihlal etmemesi için çok sıkı denetimler yaparlardı.

      Meslek disiplinine aykırı hareket edenlere ağır yaptırımlar uygulanırdı.

      İşine hile karıştıran meslek mensubunun ayakkabısı dama atılırsa, o esnafın artık o yerde iş yapması mümkün olmazdı.

      İşte “Ayakkabısı dama atılmak” deyimi de dilimize oradan girmiştir.

      Günümüzde Meslek Odaları her ne kadar Ahiler kadar hassas olmasalar da, yine de “olmazsa olmaz” kuruluşlardır.

      Ancak:

      Bugün Meslek Odaları, kuruluş amaçları dahilinde bir çalışma içinde değiller.

      Tamamı olmasa da büyük bir çoğunluğu ucundan kıyısından siyasete bulaşmıştır.

      İcraatları ile bir meslek odasından daha çok, siyasi partiyi andırıyorlar.

      Peki bu odalar tamamen siyaset dışında olabilir mi?

      Hayır olamaz.

      Olmamalıdır da.

      Odalar, siyasete bulaşmamak için hükümetlere biat etmek durumunda değildir.

      Meslekleri ile alakalı olarak, üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak, odaların görev sınırları içindedir.

      Bu durumda odalar siyasete bulaşabilir.

      Mesela Mimarlar, Şehir Plancıları, İnşaat Mühendisleri bir şehirdeki yanlış planlamaya elbette müdahale edebilir. Bu, siyasete bulaşmak değildir.

      Ancak, teröre bulaşmış bir parti başkanına sahip çıkmak odaların görevi değildir.

      Hükümet’in her icraatına muhalif olmak, odaların görev ve sorumluluğu olamaz.

      Özellikle son günlerde Türk Tabipler Birliğinin nasıl siyasetin göbeğinde yer aldığını gördük.

      Odalar, madem ki siyasete bu kadar meraklı, o zaman Sivil Toplum Kuruluşu kisvesinin arkasına sığınmasınlar. Delikanlı gibi siyasete soyunsunlar.

      Amiyane tabirle söyleyecek olursak; odalar kaşınıyor.

      Kimse odaları kendilerine sütre yapmasın.

      Çıksınlar meydana siyaset yapma hak ve özgürlüklerini kullansınlar.

      Ama yapmazlar, yapamazlar. Odalardaki saltanatı kolay-kolay bırakamazlar.  

      Türkiye Barolar Birliği’nin mesleki kaygılarla, ya da ülke yararına söylediği bir kelamını duydunuz mu?

      Ben duymadım!

      Ana muhalefet partisini aratmayacak söylemlerle, ülkede gündem oluşturmanın dışında yaptıkları hiç bir şey yok.  

      Oysa odalar siyaset yapmak için kurulmadı.

      Hükümet’in yapmayı tasarladığı düzenlemelerde geç bile kalınmıştır. O nedenle...

      Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir...

     

     

 

     

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum