1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. MUSTAFA GÜÇLÜ’YE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ
MUSTAFA GÜÇLÜ’YE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ

MUSTAFA GÜÇLÜ’YE ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ

Konya Aydınlar Ocağı’nda hiç ara vermeden 25 yıldır etkinlik düzenleyen Mustafa Güçlü, diğer STK programları vasıtasıyla da şehrimiz kültür hayatına hizmetlerini sürdürüyor

A+A-

Mustafa Güçlü şehrimiz kültür hayatına önemli hizmetlerde bulunan, bu minvalde çalışmaya ara vermeden devam eden, şehrimizin çok şey borçlu olduğu kıymetli bir isim. Onu, özelliklerini ve hizmetlerini anlatmaya bu sayfanın sınırlarının yetmesi elbette ki mümkün değil.

Mustafa Güçlü, pazartesi günü Hisder’de, Salı günü ise kaptanlığını yaptığı Aydınlar Ocağı’nda iki etkinliğe öncü oldui

İlk olarak Hikmet İlim ve Sanat Derneği (HİSDER)’in Pazartesi Sohbetleri’nde konuşan Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, ‘Selçuklu’nun Kurucusu Tuğrul Bey’i anlattı.

Nuh Tufanı’ndan sonra Mezopotamya’dan dünyanın diğer coğrafyalarına göçlerin başladığını ve dillerin farklılığı yaşam biçimlerinden kavimlerin ortaya çıktığını ifade eden Dr. Güçlü, “Maveraünnehir’e gönderilen Yafes’in çocukları olarak o bölgede Ural-Altay Dil Grubuna mensup bir millet olarak ortaya çıktık. Boğa veya dağ anlamına gelen Yafes’in çocuğu Tur’dan gelen topluluklara da Turanî milletler dendi. Bugün Türk dediğimiz milletin temeli bu Tur’a dayanır” dedi.

Aşiretler ve boylar halinde yaşayan Turani milletlerin birleşerek önce Hun Devletini, sonra Tapkaçlar ile Avarların kurulduğunu ve Avarların M.S.552’de yıkılmasından sonra yerine Göktürk Devleti kurulduğunu belirten Güçlü, “Dünyada o dönemde üç süper güç olarak Roma (Bizans), İran Sasaniler ve Türkistan’da Göktürler vardı. Doğu Göktürklüğü Çinlilerin saldırıları sonucu 572’lerde çöktü. Bunun üzerine boylar halinde yaşayan topluluklar birleşerek Hazarlar, Oğuzlar, Kavluklar, Uygurlar, Kırgızlar, Bulgarlar diye değişik devletler ortaya çıktı. Günümüz Türkiye’sinde ise artık aşiret anlayışı ve boy anlayışı bitmiştir. Biz milletleştik” diye konuştu.

Boylar halinde yaşayan Oğuzların bir budun olarak ortaya çıkarak “Oğuz Yabğuluğu” diye bir devlet kurduklarını ve 751’deki Talas Harbi’nden sonra Türklerin toplu olarak müslümanlaştıklarını dile getiren Güçlü, İranlıların buna “Türk-i İman” dediklerini ve Türkmen kelimesinin de buradan geldiğini belirterek şunları dile getirdi: “Oğuz Yabgu Devleti’nin ordu komutanı Dukak’ın 995’lerde bir oğlu oldu. Adını da suyu bol (gürsu) anlamına gelen Selçuk koydu. Babasının ölümü üzerine Selçuk 20 yaşında Oğuz Yabgu Devleti’nin genelkurmay başkanı (ordu komutanı) oldu. Uzun süre ordu komutanlığı yapan Selçuk, kendisine suikast yapılacağı haberini alınca Samanoğulları’na sığınıyor. Samanoğulları Devleti’nin sınır komutanı olan Selçuk, Cenk bölgesinde palazlanırken Müslüman oluyor. Bu arada Selçuk’un Muhammed Tuğrul ve Çağrı adlarında oğulları dünyaya geliyor. Sultan Mahmud’dan sonra Gazneliler Devleti’nin başına geçen Sultan Mesud, Merv yakınlarındaki Dandanakan Kalesi önünde cereyan eden savaşı kaybediyor. 23 Mayıs 1040’da Tuğrul Bey zaferin ardından kurulan Büyük Selçuklu Devleti’nin sultanı ilân ediliyor. Bizim devletimizin kuruluş tarihi işte bu tarihtir.” dedi.

Güçlü, Tuğrul Bey’in Abbasi Halifesinin kızı Seyyide Hatun’la 1062’de evlendiğini ve altı ay sonra yetmiş yaşlarında 4 Eylül 1063’de Rey’de vefat ettiğini ve kendi adıyla anılan türbesine gömüldüğünü söyledi. Güçlü ayrıca, 1040-1060 yıllarında Nîşâbur’da Tuğrul Bey adına altın para bastırıldığını ve bu paraların çoğunda “es-Sultânü’l-muazzam” unvanıyla anıldığını söyledi.

Hisder’de 11 Kasım 2019 Pazartesi günü ise, N.E.Ü. Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Taşğın, ‘Romanya Müslümanları’nı yerinde yaptığı araştırma ve incelemelerine dayanarak dile getirecek.

Daha sonra Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş, Konya Aydınlar Ocağı’nda eğitimci Mustafa Karaçelebi’nin sazıyla çalıp söylediği türkülerle ve dualarla birlikte anıldı.

Sazıyla ve sözüyle Neşet Ertaş’ın türkülerini de seslendiren Mustafa Karaçelebi, “Abdal” olmasından dolayı Neşet Ertaş’ın “Toplumdaki bir ön yargının hâlâ yaşıyor olmasından dolayı sürekli dışlanmış, sürekli hor görülmüş bir ozanımız. Ama Allah kimi ozan yapacak, kime hakkı söyletecek, hakkı kimin dilinden duyacak gayet tabidir ki onu O biliyor. Bu da gerçekten yaşadığımız bir olay. Neşet Ertaş abdaldır, ozandır. Ama bu ülkenin insanıdır. Sonra kız istemeye gider, vermezler. Almanya’ya çeker gider. Almanya’dan onu Türkiye’ye getiren kişinin sanatçı Bayram Bilge Tokel olduğunu biliyoruz” dedi.

 

HABERE YORUM KAT