O KUPA KONYA’YA GELECEK

Evet, o kupa Konya’ya gelecek. Bu sezon olmasa bile belki önümüzdeki sezon, daha da olmadı birkaç sezon içerisinde umut ediyorum ki bu takım bu ligin şampiyonu olacaktır. Çünkü gerek kulüp gerek tesis gerek basın gerekse taraftar olarak hazır hale gelen bir ortam oluştu. Büyük lokma ye büyük laf konuşma derler ama görünene bakılırsa kısa ve orta vadede bu takım bu seviyesini bozmazsa sadece Konya’nın değil, ülkemizin de ciddi manada markası olacaktır. Galibiyet sevincinin verdiği heyecanla köşeye tabiri caizse pat diye girdim ama sezonun ikinci yarısının hatta yılın ilk yazısı için kalem oynatıyorum. Kamp sebebiyle ilk yarının bitmesine müteakip ben de kalemi bir kenara atmıştım ki yaklaşık üzerinden bir buçuk ay geçmiş. Ne mutlu ki böylesine güzel bir maçın ardından yeniden kalem oynatmak çok güzel bir duygu diyebilirim. Geçtiğimiz hafta Erzurum deplasmanında, sahadaki oyundan çok zorlu hava koşullarıyla mücadele ederek ikinci yarıya tamda arzu ettiğimiz şekilde başladık. Elbette oyun anlamında tatmin olmasam da üç puanı alan taraf olarak yastığa başımı rahat koyduğum bir hafta oldu. Ki böylesine zorlu hava şartları altında oynanan oyundan çok da fazla bir şey beklesek, ayıp etmiş oluruz. Asıl kıstas bu haftaydı ki Antalyaspor karşısında izlediğim Konyaspor ise üç ay önce Rıza Çalımbay’ın çalıştırdığı takım neydi diye sormadan edemiyorum. Sahada futbol adına her şey vardı. Evet, ülke futbolunda uzun zamandır hepsini bir arada göremediğimiz hemen hemen her şey üç saatlik zaman dilimine sığdı. Sahada takım boyunu oldukça kısa tutan, dar alanda çok iyi pas trafiğine giren, alan daraltıp oyunu sıkıştıran, merkezden ziyade kanatları kullanıp hücum yapan, ülkemizde adeta Aykut Kocaman ile özdeşleşen o kompakt oyun, her şeyden önemlisi o mücadele, istek ve ruh vardı. Ön liberomuz olan Jevtovic takımın ilk golünü atarken, Volkan da ikinci gölün asistini yaptı ki Skubic ikinci kez fileleri havalandırdı. Dakika 65 olmasına rağmen zerre kadar takım disiplinini bozmayan, yorulmayan, koşan bir takımı görünce Mevlana Celaleddin’in “hamdık, piştik, yanıyoruz” cümlesi aklıma geldi. Yandık mı bilemiyorum ama piştiğimiz kesindir. Çok şükür don dört maçta on puan alarak tırmanışımız devam ediyor. Sportif ve mali anlamda iyi yönetildiğimiz bu günlerde Rabbim önce bu takımı bizim nazarımızdan korusun. Son olarak sosyal platformda Fenerbahçe adına açılan fake hesaplardan biri “Aykut Kocaman, Rıza Çalımbay’ın mirasını yiyor.” diye atıfta bulunmuş. Benim yüzümde tebessüm oldu, sizin de yüzünüz gülsün diye paylaşarak noktayı keyfle koyuyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.