İlker Kırnaz

İlker Kırnaz

Şampiyon Konyaspor Diyeceksiniz

Şampiyon Konyaspor Diyeceksiniz

Saat : 16.00

İşyerindeyim. Akşam 18 itibariyle hareket edecek hızlı trene yetişmek için günlük işlerimi yetiştirmeye çalışıyorum. Bir yanda tatlı bir heyecan bir yanda da gerginlik var haliyle. Gerek bu noktaya gelirken yaşananlar gerekse sonuç olumlu dahi olsa bu noktadan sonra yaşanacakları düşünmek bu gerginliği körüklüyordu.

Saat : 18.00

Umuda Yolculuk isimli trenimize biraz panik biraz da heyecanlı bir şekilde binebildim. Benim gibi bir çok Konyaspor sevdalısı da aynı telaşenin içindeydi. Çünkü mübarek Ramazan ayında olmamız nedeniyle saat 18 itibariyle başlayan maraton gece sahur saatlerine kadar sürecekti. Bu da doğal olarak belli bir planlama gerektiriyordu.

Saat : 20.00

Ülkemiz insanı için bulunmaz bir nimet olan Yüksek Hızlı Tren vasıtasıyla ulaştığımız Eskişehir’de, bu sefer iftar telaşesi sardı hepimizi. Biraz turladıktan sonra, iftara yakın bir saatte oturduk bir köfteciye J Zaman daraldıkça sanki yemekler de gelmez oluyordu. Konya saatine göre yaklaşık 15 dakika geç okunan ezan sesi, bir anda tüm dikkatleri farklı bir yöne çevirdi.

Saat : 21.30

İftarımızı biraz apar topar yapmış olsak da, aklımız henüz nerede olduğunu bile bilmediğimiz Eskişehir Yeni Atatürk Stadı’na ulaşmaktaydı. Orta derecede bir trafik sonrasında tam İstiklal Marşımız okunurken tribünlere giriş yaptık. Ve artık o yeşil-beyaz tribün selinin içindeydik. Karşılaşma da Nalçacılılar önderliğindeki tezahüratlar eşliğinde başladı. Maçtan bir önceki gece Uğur Özteke abimle PusulaTV ekranlarında yapmış olduğumuz analizler, harfiyen tutmaya başlayınca içimi daha büyük bir sıkıntı kapladı. Çünkü bu maçın her dakikasının zor olacağını ve sahada müthiş bir konsantrasyon ortaya koymamız gerektiğini düşündükçe, bu kupa serüveninin zor biteceğini hissediyordum.

 

01/06/2017 – Perşembe

Saat : 00.30

Tam bir taktik savaşı şeklinde geçen karşılaşmada her iki takım da birbirine hem pozisyon olarak hem de oyun olarak üstünlük sağlayamamıştı. Uzatmalar bu taktik stratejilerin daha derinden yapılması gerekliliğini getiriyordu çünkü artık kaybedilecek çok şey vardı. Her iki takım da bu mantalitede olunca, 30 dakikalık uzatma devreleri de golsüz geçildi. Eller havada bir çok insan dua ederek takip ediyordu penaltı atışlarını. Özellikle 2 sıra önümüzdeki o çocuk ve gözlerindeki umut, bizlere daha büyük bir motivasyon kaynağı oluyordu. Tam 3.5 saat boyunca annesinin kucağında gözünü kırpmadan izledi karşılaşmayı. Bilinmez belki o da dua etti o minik kalbiyle. Ortam yavaş yavaş daha duygusal ve bir o kadar da maneviyat dolu olmaya başlamıştı artık. Tribünlerdeki bu enerji ve manevi güç muhtemelen sahadaki futbolcu kardeşlerimize de etki etti. O kadar rahat bir penaltı serisi oynadılar ki, rakip Başakşehir kaybettiğine üzülmeye fırsat kalmadan elendi. Skubic’in penaltısı sonrasında kendimi saha içinde buldum, koşmayı yeni öğrenmiş çocuklar gibi bir sağa bir sola koşuyordum. Amaçsız,  fütursuz ve ne yaptığını bilmezcesine. Belki de ömrüm boyunca hayalini kurduğum bu başarıların gerçekleşiyor olması şirazeden çıkardı beni, bilemiyorum. O anki duygularımı hatırlamaya çalışıyorum tekrar ama derler ya “Anlatılmaz, yaşanır” diye, gerçekten öyle kendime bile anlatacak kadar hatırlamıyorum çünkü…

Saat : 02.30

Kupa töreninin ardından ilk bulduğumuz taksiyle istasyona doğru hareket ettik. 01.30 da kalkması gereken tren, kutlama yapan ve benim gibi hafızasını geri kazanmaya çalışan Konyaspor’lular nedeniyle rötarlı kalkacağını açıkladı. Ancak TCDD, hızlı tren saatlerinin Konyaspor taraftarlarına göre planlanması konusunda ne kadar doğru bir karar almışsa, o trenlerin malzemelerini tedarik etmeyerek de bir o kadar tepki aldı. Özellikle sahur saati olması ve su dahi bulunmaması yolcuları  ve doğal olarak bizleri ciddi manada sıkıntıya soktu. Ne diyelim şampiyonluğa sayalım dedik, sustuk.

Saat : 05,00

Saat 18 de başlayan serüvenin artık yavaş yavaş sonlarına geliyorduk. Tren Konya’mıza indi ancak Şırnak ve Diyarbakır’da verdiğimiz şehitlerimiz nedeniyle tüm kutlama organizasyonları iptal edilince, nispeten uyuyan bir şehir karşıladı bizleri. Doğal olarak da düşüncelere daldık, “Biz neyin derdindeyiz, şehit aileleri ve yakınları neyin derdinde” diye… Araçlarımıza bindik ve o gecenin yoğunluğunu ama sonundaki mutluluğu düşünerek, evlerimizin yolunu tuttuk. Ertesi gün iş günü olması nedeniyle bu müstesna geceyi artık yastıkla noktalamamız gerekiyordu.

Saat : 08.00

Telefonun alarmı çaldı ve eşim “hadi uyan İlker, sabah oldu” dedi. O yastıktan kafamı o kadar sert ve sinirli bir şekilde kaldırdım ki, rüya mıydı yani bu yaşananlar diye. Ne yapıyorsun iyi misin diyince kendime geldim. Ama sizce de haklı değil miyim? Yaşananlar rüya gibi değil miydi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
İlker Kırnaz Arşivi
SON YAZILAR