Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

SARI İNEK

Bugün sizlere bizim sarı inekten bahsetmek istiyorum. Sarı ineğin hikayesinden insanların alacağı çok dersler vardır. “İnekten ne dersi alacağız” diye düşünmeyin. Okuyunca anlayacaksınız.

            Sarı ineğe adını anam koymuştu. Şimdilerde kadınların “Ekonomik Özgürlükleri”nden ısrarla bahsediliyor ya. Sarı inek de anamın bir anlamda ekonomik özgürlüğüydü sanki. Sarı ineğin sütünden yoğurt, peynir yapan anam elde ettiği para ile birçok ihtiyaçlarımızı da karşılardı.

            Sarı ineği sabahları nahıra katma işi bana aitti. Erkenden kalkar sarı ineği çobana teslim edeceğimiz yere kadar ben götürürdüm. O, akşam kendisi eve kadar gelir bahçe kapısına kafasıyla “Ben geldim” dercesine vurur, biz de kapıyı açar içeriye alırdık. Sarı ineğin ahırı evin arka kısmındaydı. Oturduğumuz alandan oraya geçmesi gerekiyordu. Sarı inek oraya kadar gelir, orada beklerdi. Çünkü anam geçeceği yerdeki kilimleri kaldıracak, oraya kartonları serdikten sonra sarı inek ahırına geçecekti. Kartonlar serilmeden sarı inek sabırla beklerdi. Çünkü anam öyle eğitmişti. (Bir de günümüzde eğitime kapalı insanları düşünün ve kıyaslayın.)

            Anacığım çok titiz bir kadındı. Süt sağılırken sarı ineğin büyük veya küçük çişini yapması da yasaktı. Çünkü süte sıçraması muhtemeldi. Kazara böyle bir şeye tevessül edecek olsa anam biraz yüksek sesle “Sarı Kız!” dese inek hatasını hemen anlardı. Sarı Kız sanki anamın çocuklarından birisi idi. Her gün muntazam bakımı yapılırdı. Sarı Kız’ın vücudunun hiçbir yerinde pislik bulunmaz, pırıl-pırıl parlardı.

            Günün birinde ayrılık vakti geldi ve biz Sarı Kız’ı sattık. Sarı Kız bizden vefalı çıktı. Bir ay boyunca Sarı Kız nahırdan sonra bizim eve gelerek kapıya vuruyor “Ben geldim açın kapıyı” diyordu. Biz Sarı Kızı emanete alırdık, yeni sahibi de Sarı Kızı alıp götürürdü.

            Şimdi bu sarı inekten biz insanlar ne ders alacağız?

            Bizler bazen kızdığımız zaman muhatabımıza hayvanların adları ile hakaret ederiz ya. Sarı Kız temizlik, titizlik konusunda eğitiliyor. Ama birçok diplomalı insanlar girdikleri umumi tuvaletleri ne hallere getiriyor görüyorsunuz. İnsanın gözünün içine baka-baka burnunu karıştıranlar, burnundan çıkardıklarını sağa-sola sürenler, tuvaletten çıkınca ellerini yıkamayanlar, toplu taşım araçlarında bacaklarını açarak oturanlar, (daha da uzatmak mümkün ama gerek yok) bunlar insanlar değil mi?

            Sarı Kız vefalıydı. Bir ay boyunca bizi unutamadı. Ama biz insanlar, insanları anında satıyoruz. Menfaatler bittikten sonra en can dostumuzu tanımıyoruz bile. Güzel günlerin, bir fincan kahvenin hatırını bile düşünmüyoruz.

            Sizce de Sarı Kız’dan alacağımız dersler yok mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.