Seyir defteri!

Seyir defterimiz karışık, karmaşık, işin içinden çıkılmaz bir hale doğru yelken açmış gidiyor. Herkes her şeyi seyreder bir halde!

Uzay Gemisi Atılgan’ın Kaptanın Seyir defteri yıldız tarihi üç bin bilmem kaç diye anlattığı uzay maceralarını izlemeyenimiz yoktur.

Temsilde yada teşbihte hata olmasın, bizim seyir defterimiz dünya tarihi iki bin yirmi iki diye devam ediyor.

Seyir defterine her şey en ince teferruatına kadar yazılıyor! Nihayetinde bu defter bildiğimiz bir defter değil! Şimdilerde olmayan, ortaya konmayan, ne kadar hakikat varsa, seyir defterine kaydedilmeye devam ediyor!

O hakikatlerle yüzleşmek ne zaman gerçekleşecekse o zaman açılacak!

O zamanı bilen yok! Bilecek olan da!

Bize gelince, olan biteni bir seyir terasından seyreder gibi seyrediyoruz. Bütün yaptığımız kerpiç gibi sessiz bir şekilde seyretmek! Nutkumuz tutulmuş bir halde üstelik!

Herkes birbirine seyirci….

Yangın var seyrediyoruz! Sele kapılanlarımız var seyretmeye devam! Ağlayanı, sızlayana, feryat edeni ne gören var ne aldıran, onlar da seyir kervanına katılmışlardan!

Dünyaya seyretmeye mi geldik?

Yoksa bu hal, bize sonradan mı geldi yerleşti!

Biz böyle değildik! Bize neler oldu, neden böyle olduk, neden artık kendimizi tanıyamaz hallere geldik, var mı bu konuda bir şey söyleyecek olan! Susmak, yada susma hakkını kullanmak ne çare, ne de yapılanları, edilenleri telafi ediyor!

*****

Aynalara bakmadığımız, bakmak istemediğimiz, baktığımızda bu kim diye kendimize şaşıracağımız bir dönemden geçiyoruz!

Eskinin fetret devri gibi diyenler pek çok!

Fetret; kargaşa, karmaşa, zaaf, gevşeme, gücünü ve tesirini kaybetme anlamında bir kelime…

Vurdumduymazlık, bencillik, egoistlik tavan yapmış bir halde!

Gemisini kurtaran Kaptan gibi bir şey!

Ortada bu gidişle kurtaracak gemide kalmayacak, kimse farkında değil diye konuşanlara aldıranda yok!

Kim durduracak bu gidişatı?

Kim söndürecek bu yangını?

Kim set çekecek bu selin önüne?

Yanan yandığının farkında değil!

Sele kapılan kapıldığının!

Enkaz altında kalanın üstündeki ağırlıktan haberi yok,

Uçurumdan aşağıya düşen, kuş oldum uçuyorum havalarında!

Dibe vuran boş vermişim dünyaya çakıldım çakılalı diye bir türkü tutturmuş yattığı yerde…

*****

Velhasıl, herkes herkesi seyrediyor!

Kimsenin kimseye yardım edecek, isteği de yok, hali de yok, mecali de…

Yanan yansın, batan batsın, geriye kim kaırsa kalsın dercesine bir vaziyet!

O güzelim hasletlerimiz kayıp, yardımlaşmalarımız kayıp, dostluklarımız, akrabalıklarımız, komşuluklarımız, vefamız, sevgimiz ve saygımız kayıp!

Seyir terasında vaziyet vahim!

Durum acil!

Lakin bu acil durumda dahi yaprak kımıldamıyor!

Hani S.O.S derler ya…

Bu kaçıncı S.O.S?

Neredeyse; Duyduk! Patlama! Ne oldu? Öldün mü? dercesine yaklaşımlar aramadığınız kadar!

Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın demişler ya hani…

Kürekleri aheste aheste çekmeye devam!

Dünya yanda bir hasırlık yerimiz yok havalarında gibiyiz!

*****

Artık bir şey yapılmalı diyenleri duyan var mı?

Duyuran var mı?

Dikkate alan var mı?

Millet kör mü, sağır mı?

Yandım diyeni…Açım diyeni…İşsizim diyeni…Asgari ücretliyim diyeni…Emekliyim diyeni…Çiftçiyi, köylüyü, esnafı bomboş gözlere seyrediyoruz! Zamları, fiyat etiketlerini de öyle…

En büyük haklarımızdan biri barınma hakkı! Barınma hakkının önündeki en büyük engel kiralar! Uçtu gitti kiralar! Biz ise hâlâ seyretmeye devam!

Ev kiraları ve satışları konusunda örnek alınan ve idolleştirilen İstanbul, ülkenin yüreğine su serpmiyor! Kiralık evler oda oda kiraya verilirken, istenen kira fiyatları, bu kadar da olmaz, bu insanlar çıldırdı mı, bu insanlar ne yapmak istiyor dedirtiyor!

Bir ev oda-oda mutfak, banyo, tuvalet ortak kullanımlı olarak nasıl kiraya verilebilir?

Sonra, bir oda 4 bin lira nasıl olur? İnsanlar bu kirayı nasıl karşılayabilir?

Sorularına neden olmasın benzeri cevapların verildiği yer İstanbul!

Hatta, olur, olur bal gibi olur demekten kendini alamıyor insanlar!

Bu manzara hangi edebe, hangi adaba, hangi ahlaka, hangi inanca ve insanlığa yakışır diyenlere de, ne aldıran var, ne de dikkate alan!

Olanları seyretmeye nasıl devam ettiğimiz ise bir hayli düşündürücü!

*****

Türkiye, kiralarda yaşanan patlamayı, konut fiyatlarında yaşanan çarpık yükselişi durdurmak zorunda…

Hollanda, kiralara müdahale etti!

Bizde ise, nasıl olsa veren var, tutan var, ev ise alan var, yurt dışından talip var, dolar var, avro var diye diye değerlerinin çok üzerinde yapılan artışların ve satışların hâlâ önü açık!

Bu evin kira bedeli metrekare cinsinden şu kadardan fazla olamaz, olursa şu olur, bu olur, alan razı-veren razı göz boyamaları da dahil, ev sahibinin canı yanar, yaptığına pişman olur diyemiyoruz.

Ortam fırsatçılığa, ciddiyetsizliğe, arsızlığa, yüzsüzlüğe ve şımarıklığa prim veren, meydan veren bir şekle büründü!

Seyir defterimiz işte bu yüzden hem karışık, hem kabarık! Bu işe müdahale edilmezse, dur denmezse işin içinden çıkılması hem mümkün olmayacak, hem de bu açgözlülük ve açıkgözlülük ev sahiplerinin elinde patlaması muhtemel bir yolda ilerlemeye başlayalı çok oldu!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.