Muzaffer Kırmacı

Muzaffer Kırmacı

SİZİN DE BİR TERAZİNİZ OLMALI

Eskiden, yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden önce, erken kalkan “Ben Başbakan olsam" diye başlardı söze. Yeni sistemde Başbakanlık makamı olmadığı için, allameliğin dışa vurumu da şekil değiştirdi. Artık kendini allame sananlar “Ben Reis'in yerinde olsam” diyorlar.

Bu allameleri mercek altına alıp incelemiş olsak, bir çoğunun alt tarafının “bağlar gazeli” olduğunu görürüz. Kimisi “baba parası" ile adam sınıfına girmiş. Kimisi beğenmediği “siyasetin nimetlerini” yiyor. Kimisi de iyi yere dükkan açmış (!) “zengin kaynata” sayesinde saltanat sürüyor. Tabi paranın yüzü sıcak olunca, adamların konuştukları dinleniyor. “Şeyi şeyine denk. Bilmem nesi trampet çalıyor" dedikleri de bu olsa gerek.

Kimse kusura bakmasın. Recep Tayyip Erdoğan olmak o kadar kolay değil. Hele liderlik, her kula nasip olmaz. İnsanoğlu kadar tatminsiz ki, hep daha çok istiyor. Kendini görüp tanıması için normal aynalar yetersiz kalıyor, dev aynasında görüyor suretini. Tabi o zaman “ben de oldum” diyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bizim gibi bir fani. Onun da yanlışları olabilir. Onun da zaafları vardır. Ama kabul etmek gerekir ki olağanüstü bir performans gösteriyor. Kitleleri arkasından sürükleyecek Allah vergisi yetenekleri de cabası. İnsanlar kimseyi boyu posu, kara kaşı kara gözü için lider kabul etmez.

Herkesin Cumhurbaşkanına aynı duyguları beslemesi beklenmiyor. Takdir edip etmemek kişinin kendisine kalmıştır. Sevmenin ve takdir etmenin ötesinde (saygısızlık yapmamak şartıyla) nefret de edebilirler. Sayın Erdoğan benim babamın oğlu değil. Benim kriterlerime göre daha iyisini bulana kadar, mânâ aleminde desteğim devam edecektir.

O halde destek verip vermemeyi nasıl belirlemek gerek?

Kontrolü vicdanım tarafından yapılan manevi terazinin bir kefesine günahlarını, bir kefesine de sevaplarını koyuyorum. Ağır basan kefeye göre de tercihimi yapıyorum. Bu yöntem diğer insanî ilişkilerim için de geçerlidir. Manâ aleminin mimarlarından Mevlâna'nın dediği gibi; Kusursuz dost arayan dostsuz kalırmış.

Hani insanların bazı sıkı dostları vardır. Yerine göre kardeşten öte olan dostları. O dostlarımız bizim için çok değerlidir. Değer verdiğimizin alameti olarak “kestiğini yerim" deriz. Çünkü ondan zarar gelmez. Bana göre siyasette de aynen böyledir. Yani demek istiyorum ki; güvenip desteklediğiniz kişinin sürekli eksiğini aramak, gıyabında da olsa sigaya çekmek dosta yakışmaz. Bu tür ukalâların sosyal medyadaki paylaşımlarına baktığımda şunu görüyorum. Sanki demek istiyorlar ki; Reis falan icraatı yaparken bana neden sormadı? Ya da “Ben demiştim zamanında.”

“Küçük dağları ben yarattım" sananlar. Sizler de bir terazi alın. Gerektiği zaman bir kefeye siz oturun, diğerine de akıl vermeye kalktığınız Reis’i oturtun. Böylece “kaç para ederiniz" olduğunu görmüş olursunuz.

     “Ne Yani! Eleştiri yapmayalım mı?” diyorsunuz ya. Yapın. Amma velakin;

     “Her konuştuğunuz doğru olsun. Her doğruyu her yerde konuşmayın!”

     “Dost, dost gerek, muamelesi dürüst gerek...” demiş atalarımız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.