TARİHİMİZDEN… DOST! VE MÜTTEFİK! YAKLAŞIMLAR

Öncelikle ülkemizin bekasının, Ordumuzun ve kahraman evlatlarımızın zaferinin  duacısıyım; aleyhimize plan kuranlar kendi tuzaklarında kahrolsunlar inşallah. Tarihimizden dost bildiklerimizin! kazıklarının kısa derlemesini paylaşacağım;

Bizi çok düşünürler ya; eğitimci göndermişler efendim; ancak misyoner oldukları ve 14-16 yaş arası dört kızımızın Hiristiyan yapıldığı ortaya çıkınca Bursa Amerikan Kız Koleji’ni kapatmışız; suçlu yabancı eğitimciler üçer gün hapis ve üçer lira para cezası almışlar, cezalarını ikametgâhlarında çekmeleri kararlaştırılmış. (1928) İlköğretimin Türk okullarında yapılması zorunlu kılınmış.(1931) Gaziemir Hava Teknik Okulu başöğretmenlerinden Sn. İsmail Yavuz diyor ki “bize Amerikalı Wrigt Kardeşler, Lockheed, Boeing, Douglas, Fransız Bleroiti, İngiliz Bristol öğrenciliğimde anlatılmış ama Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Selahattin Alan, Ali Yıldız, uçakları, kırdıkları rekorlar anlatılmamıştı” Danışmanlarınız yabancı olunca algıyı istedikleri gibi oluşturuyorlar elbette.

Şakir Zümre Bomba Fabrikası bombalar, mayınlar üretmekte ve 1937 yılında Yunanistan başta birçok ülkeden ciddi siparişler alırken, ülkemizde bir çok kuruluş uçak imal ve ihraç etmekteyken Amerika’dan bomba ve uçak alma heyecanıyla kendi fabrikalarımızın siparişlerini iptal edip üreticileri batırmışız. Thornburg raporu bunların nedeni. Sözüm ona “Türkiye'nin Yükselmesi” raporlarıdır bunlar. Dost! Ülke bunları önermiştir de tarih boyu gördüğümüz peki peki anladık’cılara ne demeli? Zamanın Hava Kuvvetleri Komutanı Zeki Doğan’ın sözü “size parayla uçak siparişi verirsem beni asarlar, Amerika bedava uçak veriyor. “Zamanın Başbakanı Şemsettin Günaltay’ın 1950 yılında iki uçak fabrikasını da MKEK’na devri, fabrikaların önce tekstil makinesi fabrikası, sonra malzeme deposuna dönüşmesinde ve en son 1954 yılında traktör fabrikası olmasında dostlarımızın “siz tarım ülkesisiniz” telkinlerine” peki peki anladık” diyenlerin katkısı yok mu sizce?

1947 adeta dönüm noktası tarihimizde. ABD Başkanı Harry Truman’ın Sovyet baskısını hisseden ülkelere yardım kampanyası çerçevesinde ilgili devletlerin sivil ve askeri personeline ABD’de eğitim imkanı ve maddi yardım talebi yasalaşıyor ve malum yardımlar başlıyor, ilginç olan ilk yardımın 300 milyon dolarının Yunanistan, 100 milyon dolarının ülkemize verilmesi. Kabul ettiğimiz “Askeri yardım çerçevesinde verilen hiçbir malzeme Amerikan Hükümeti’nin izni olmadan kullanılamaz” maddesi başımıza çok sıkıntı açacaktı ileride. Yardımın düzenlenmesi yetkisi de Dışişleri Bakanı Marshall’a verilmişti. 1946 yılında Recep Peker hükümeti ile ekonomiden uluslararası örgütlerin (IMF gibi) üyelikleri, dış kaynaklı gelişme raporları ülke yaşantımıza yön vermeye başladı. Marshall yardımı şartlarından biridir krom madeni ocak kapasitelerinin artırılması. Boşuna değildir bu talep ama hemen kabul edilir. 1949 yılında 50000 ton olan krom üretimimiz 180000 tona çıkarılır ve uçak üreten ABD başta ülkelere ihraç edilir zira krom vasıflı çelik yapımında kullanılmaktadır ve uçak motorunun hammaddesidir.

25 Temmuz 1950 tarihinde Kore’ye asker gönderip 1 Ağustos 1950’de NATO üyeliğine başvurmuşuz ancak kabulümüz 721 şehit, 2147 yaralı, 234 tutsak, 175 kayıpla Birleşmiş Milletler gücünün en ağır kaybına uğramamızdan sonra ancak 1952 yılında gerçekleşmiş.

1964 yılında Kıbrıs’ta Rumlar Türk mahalle ve köylerini yakıp vatandaşlarımızı katlederken ABD Başkanı Lyndon Johnson 5 Haziran’da Başbakanımız İsmet İnönü’ye “ABD izni olmadan Kıbrıs’a çıkarma yapamayacağını, ABD askeri malzemelerinin Kıbrıs’ta kullanılamayacağını” bir mektupla bildiriyor ve İnönü’yü Amerika’ya çağırıyor, sonuçta çıkarmadan vaz geçiliyor, İnönü’ye “İttifak içinde sorumluluğu bulunan ABD’nin önderliğine inanıyordum, şimdi bunun cezasını çekiyorum” demek kalıyor. Örnekler çok, 1974 yılında haşhaş ekim yasağını kaldırdığımızda tepkiler, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD’den izinsiz Kıbrıs’a çıkarma yaptığımız gerekçesiyle 5 Şubat 1975 tarihli silah ambargosu uygulaması hep “peki anladık” demediğimizde karşılaştığımız dost! ve müttefik! yaklaşımlar.

Demirel Başbakanlığı döneminde “ordumuzun elbise ve teçhizatının dışarıdan gelmesi milli olmadığı demek değildir” demişti ya; bir olacağız, güçlü olacağız, milli olacağız. “Peki anladık” şeklindeki uysal davranışlar belki dertsiz kalmanızı sağlıyor ama güçlü olmanıza yetmiyor. Çalışıp üretmek, dış bağımlılığı azaltmak ve kendimize güvenmek zorundayız. Mustafa Kemâl 6 Mart 1922 tarihinde TBMM konuşmasında demiş ya “artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklâl vardır ki ecnebilerin nasihatları ile ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir”

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.