TARIMSAL ÜRÜN KOOPERATİFLERİ ve PANKOBİRLİK ÖRNEĞİ

Eskiden çoğu ilçemizde bir tek Hükümet Tabibi vardı. Her hastaya ve hastalığa o bakardı. Şimdi  dünya, neredeyse her hastalık için ayrı bir tıp dalı ve uzmanlık alanı geliştirmeye doğru gidiyor. Branşlaşma ve uzmanlık sadece tıpta değil her alanda, elbette üretimde ve ticarette de vaz geçilmez hale geldi. Artık çoğu işletme bir tek ürün veya hizmet çeşidi üzerinde çalışmayı yeğliyor. Bunlar, alan sınırlayarak branşlaşmayla bile dünyanın hızına yetişmenin kolay olmayacağını bilenlerdir.        

 

Tarım ve hayvancılıkla ilgili çok sayıda kooperatifimiz var. Fakat pek azı hariç, neredeyse bunların tamamına yakını batı ülkelerindeki kooperatiflerin sağladığı faydayı sağlayamıyor. Çünkü kuruluş yasaları ve yapıları bakımından onlar gibi güçlü, işlevsel, gelişmeye programlı ve tam donanımlı kurulmamışlardır. Bu yüzden konusuna hâkim, dünyaya açılabilecek tarzda güçlü ürün kooperatifimiz yok denecek kadar azdır. Trakya Birlik, Çukobirlik, Ant Birlik, Fiskobirlik, Tariş ve diğer birçokları da bu sebepten dolayı, bütün çabalarına rağmen, Pankobirlik’in gösterdiği başarıyı gösterememiştir. 

 

Pankobirlik’in bu başarısı da son yirmi yıla damgasını vuran Genel Başkan Sayın Recep Konuk ve ekibinin başarılı yönetimi sayesinde olmuştur. Recep Konuk, son yıllarda isabetli yatırımlar yapmıştır. İşin ehli, uzman bir kadro yetiştirmiştir. En önemlisi de tüm çalışanlarıyla birlikte kuruma, çiftçinin menfaatini önceleyen bir iş anlayışı kazandırmıştır. Bütün bunlarla Pankobirlik’i sadece yurt çapında değil, dünya çapında da iş yapan, başarılı bir kuruluş haline getirmiştir. Örneğin artık dış pazarlarda   Torku  ürünlerini de görmek, tüm ortakları gibi Konyalılar olarak bizlere de gurur veriyor. Böyle güçlü,  dünyaya açılabilen, dış dünyayla yarışan, örnek ürün kooperatifi birliklerimiz daha da çoğaltılmalıdır.     

 

Avrupa üreticisi ürettiği ürünü, bağlı olduğu kooperatifin istediği standartlarda üretiyor. Bizdeki Pancar Ekicileri Kooperatifinde olduğu gibi üretici, kooperatifin ürün planlamasına ve ürün kotasına uyuyor, daha az veya daha fazla üretmiyor. Pazarlama kaygısı olmaksızın, ürününü doğrudan üye olduğu kooperatife veriyor. Çünkü en iyi fiyatı ve ödeme garantisini kendi kooperatifi verebiliyor.

 

Batıda yetiştiricinin bağlı olduğu kooperatif, üst birliğin mahalli şubesi durumundadır. Kooperatif, hangi ürün için kurulmuşsa, o ürünün planlamasını ve pazarlamasını en iyi yapacak bir yapıdadır. Hatta bu kooperatifler o ürünün ülkelere göre ihtiyaç ve üretim miktarlarını, ihtiyaç fazlası veya eksiğini, üretim tekniklerini, olası yıllık üretimini, müşteri tercihlerini vb. konuları da sürekli izliyor.  

 

Bazı ürünleri soğuk depolarda bekleterek, satışı zamana yayıyor. Bu yolla daha iyi değerlenmesini sağlıyor. Pazara ihtiyaç kadar ürün çıkarıyor. Gerektiğinde dünya standartlarında işleme, yıkama, boy tasnifi, ambalajlama vb. işlemleri de yapıyor. Böylece ürünün satışını daha cazip hale getiriyor. Elbette bu işlemler için tesis gerekir. Bir üreticinin tek başına bu tesisleri yapması hem ekonomik değildir, hem de çok zordur. Ama “Birlikten kuvvet doğar.” Güçlü bir kooperatif bunları kendisi yapabilir. Bu sayede daha güvenilir, daha kaliteli ve daha ucuz ürünü her mevsimde taze olarak pazara sunabilir.

 

Zamanla bu kooperatiflerde daha liyakatli ekipler oluşuyor. Kurumsal deneyim arttıkça ilerleme de artıyor. Ülkemizdeki ürün kooperatiflerinin batıdakiler düzeyine niçin gelemediği iyice araştırılıp, sebepleri ortadan kaldırılmalı ve bu kooperatifler çoğaltılmalıdır. Bilhassa en baştan itibaren kooperatiflerin “Çiftlik” haline gelmesini engelleyecek önlemler, daha kuruluş aşamasında iken alınmalıdır. Kooperatif, bu ihtimale karşı oto kontrolü sağlayacak bir yapıda kurulmalıdır.

 

Özellikle sebze, meyve, süt gibi çabuk bozulan ürünlerde bu kooperatiflere çok ihtiyaç vardır. Çünkü bir ürünün ihtiyaçtan az üretilmesi kıtlık, karaborsa ve pahalılığa, ya da ithalat ve döviz kaybına yol açıyor. İhtiyaçtan fazla üretilmesi ise depolarda çürümesine yol açıyor. Bir anda pazara gereğinden fazla ürün yığılması ürünlerin zararına satılmasına, hatta bir kısmının çöpe atılmasına sebep oluyor. Pazara gerekenden daha az ürün çıkması da yapay bir kıtlık ve pahalılığa, hatta karaborsaya yol açıyor. Domates, patates, soğan, elma, üzüm, süt, et gibi yüksek miktarlarda üretilen her bir ürün çeşidimiz için ayrı ayrı kurulmuş, yeter sayıda ve güçlü, ürün kooperatif birliklerimiz olmadığı için bu sıkıntıları yıllardır yaşıyoruz. İnşallah tez zamanda bu durumdan kurtuluruz. Allah’a emanet olunuz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum