Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ

DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ

Dünyanın ilk ve en kutsal mesleklerinden biridir çiftçilik. İlk insan ilk hayvanları taklit ederek önce toplamayı öğrendi. Devamında üretmeyi ve çiftçilik mesleğini elde etti.   

14 Mayıs, 1946 da Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonunun kuruluş günü tüm dünyada Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanır. Eskiden olduğu gibi günümüzde de çiftçi veya köylü olmak zor iş. Dünyada bu işi kolay yapanlar, bölgesel avantajlarını ve toplu üretim modellemelerini kullanmaktadır. Ülkemde bu daha zor iş. Zorlaştıran çeşitli sebepler var.  

Konu ile ilgili farklı görüşler var ancak en kötüsü de Ziraat Mühendisleri Odasının görüşü. Bu kuruma çatmak istemem ama işleri ülke tarımının gelişmesine yönelik çalışmalar yapmasından ziyade tamamen ideolojilerine yönelik bildirilere imza atmaları ziraat mühendisliği mesleğinin itibarını düşürmekteler. Böyle oldu diye meslekten vazgeçecek değiliz. Aksine daha çok sarılarak tarım yapmak, köylüsü, çiftçisi, teknik elemanıyla üretmek, aracısı, kabzımalı-pazarcısı ile dağıtmak, tüketiciye ulaştırmak zorundayız.

Şunu da görmezden gelemeyiz ki tarımımızın meseleleri var. Bunu söylerken meseleye doğru değerlerle yaklaşmak zorundayız. Çoğu zaman muhalif grupların yaptığı gibi, burayı Hollanda ve Almanya ile karşılaştırmamalıyız. Bir defa o ülkelerin toprak yapısı ve iklimi bizimkinden çok farklı ve özel. Biz ise ancak % 20’si sulanan tarım arazilerinde zift ile sıçan tutmaya, ülke insanımızı aç bırakmamaya çalışıyoruz.  Bunların yanında ülke tarımına küçük dokunuşlarla dahi bir yön vermemiz, potansiyelimizi kullanmamızın yolu açılabilir durumdadır.

Şunu da bilelim ki tarım bir ülkenin devlet olması ve özgürlüğü ile eşdeğerdir. Bunun için de tarım politikaları iktidarlara göre değil, kalıcı tedbirlerle devlet politikalarına konu olmalıdır. Bir ülkede askeri politikalar nasıl yürütülüyor ise tarım politikaları da uzun vadeli uygulamalarla götürülmelidir. Bu bilgiler ışığında yapılması gereken ana konular şöyle sıralayabiliriz.

Her şeyin başında sorunlu olan işletmelerimizin yapısal değişikliklerle bir şekilde büyütmemiz gerekir. Adına ister bir köyü bir işletme, ister havza, ister milli tarım projeleri deyin; üretimin mutlak surette toplulaştırılması gerekir. Bu anlayış tarımımızın anayasası ve birinci maddesi olmalıdır.

Tarımda ne önemli derecede insan ve sektör sömürücüleri (sivil toplu, meslek odaları ve kooperatif) varsa tamamı lağvedilmeli ve yeniden basit, sade ve anlaşılır bir örgütlenme modeli ortaya konmalıdır.

Üretim alanları ve üretim her ne kadar özel mülkiyet altında olsa da, sektörde yapılacak her türlü alet-makine, gübre, yenileme, sulama altyapısı ve sulama suyu kullanımı gibi çalışmalar, çiftçinin takdirine ve tercihine bırakılmamalı, tamamen resmi otoritelerce kontrol altında olmalıdır.  

Çiftçi kredilendirmeleri ve borçlanmaları tamamen devlet-bağımsız denetçiler tarafından yönlendirilmeli; borçlanmalarda profesyonellik ve ihtiyaç belirlenmeleri önde olmalıdır. Bu konu aslında üretimin toplulaştırılması modellemesi ile açılabilecek durumdadır ve böylelikle çiftçinin bireysel olarak borçlanmaya ihtiyacı da kalmaz.

Köyler, kırsal değişime açılarak her köy yaşanabilir merkezler, köylüler de eğitilerek çiftçi haline getirilmelidir. Böylece köyden kente göç, evlenme ve diğer sosyal meseleler aşılmış olur.

Miras hukuku hızlı değiştirilerek, eskiden beri gelen miras meseleleri acil çözüme götürülmelidir.

Mera Kanunu ve hazine arazilerinin kiralanmasında ki katı kurallar değiştirilmeli, işe yaramayan mera arazilerinde statü değişikliği, uygun olan hazine arazileri de üretime veya diğer alanlara açılmalıdır.

Tarımsal sulama ve su kullanımı çok başlılıktan tek elden, etkin yönetimlere devredilmelidir.

Ürün tercihi, stratejik ürün anlayışından ziyade, ekonomik ürüne kaydırılmalı, esas stratejik olanın “TARIM” olduğu anlayışı yerleştirilmelidir.

Tarım sıradan bir meslek ve üretim uygulaması; bir günün değil, her günün meselesi inancıyla herkesi ve herkesimi ilgilendirir. Meselelerin çözümü devlet kadar çiftçinin de değişime inanmasından geçer.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi
SON YAZILAR