1. YAZARLAR

  2. Hasan Durucan

  3. Sıfıra Sıfır
Hasan Durucan

Hasan Durucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Sıfıra Sıfır

A+A-

Kış ayının kendini hissettirmeye başladığı günlerde temsilcimiz Konyaspor kendi evinde Konya Büyükşehir Belediyesi Torku Arena Stadyumu’nda yine kendini destekleyen seyircisinin önünde Ankara temsilcisi Gençlerbirliği’ni ağırladı. Geçen hafta Fatih Terim Stadı’na konuk olan ve İstanbul Başakşehir karşısında neredeyse hiç varlık gösteremeyen yeşil beyazlı ekip kalesinde gördüğü dört golle dörk fark yiyerek mağlup olmuştu. Futbolun adaletinin olmadığını hep söylemişimdir. Güzel çıkışına İstanbul enkazının ardından bu mağlubiyeti unutturmak adına bu hafta Gençlerbirliği karşısında koşan, kaleye şut çeken, hırslı bir Konyaspor sahaya yansıttılar. Geçen hafta şut çekemeyen takım gitmiş yerine tekrar bambaşka bir takım gelmiş gibiydi. Özellikle ilk yarı olmak üzere doksan dakikanın mutlak hakimi takımımızdı. Maçı tamamiyle elinde tutmasını bildi fakat bunu skora yansıtamadı. Aykut Kocaman’ın kompack futbol dediği takım halinde hareketli oyun skor harici sahaya yansımıştı. Takım halinde yapılan savunma veya hücum yer yer kendini bariz belli etti. Takımımızda Alban Meha’nın kalemizde gole engel olduğunu gözlemlerken Jagos Vukoviç’in de gol atarak fileleri havalandırdığını görebiliyoruz. Gün geçtikçe arapas denemelerini çoğaltırken, uzun paslarda da isabet oranımız artıyor. Özellikle geçtiğimiz yıla nazaran takım artık kafasını kaldırıp birbirini görüyor ve uzun pasla da hücum yönünü değiştirmede etkili olabiliyor. Bireysellikten çok takım oyununun bariz olduğu Konyaspor’da bu hafta Dimitar Rangelov ve Ömer Ali Şahiner’in bireysel çabaları benim dikkatimi çekti. Rangelov, özellikle bu maçta takımın en iyisiydi diyebilirim. Gerek ilk yarıda gerekse ikinci yarıda ara ara yaptığı diriplingleriyle Gençlerbirliği savunmasını peşine takmayı başardı. Bir dönem takımdan gönderilmek istenen bu oyuncu şu anda forvet hattımızın hatta takımımızın vazgeçilmezleri arasına girdi. Ve bu bir süre de böyle devam edecek gibi görünüyor. Kendi gelişimindeki en büyük etki yine kendi hırs ve becerisiydi. Hiçbir zaman teknik adama, takıma, formaya ve şehre küsmeyen oyuncu hırsını başarıya dönüştürmesini gayet iyi bildi. Ömer Ali Şahiner de dinamikti, istekliydi. Lige beklentimin altında vasat başlasa da bu durumu birkaç maçta üzerinden atarak takıma dinamizm vermeye devam ediyor. Buna Ali Turan ile sahada ki anlaşması eklenince de başarı grafiği gün geçtikçe yükseliyor ve değerini arttırıyor. Ali Turan demişken 17 yaşında ki profesyonel futbolla yeni tanışmış, kendini gösterme çabası içerisinde olan delikanlı gibi hırsla oynadığını da yazmadan edemeyeceğim. 32 yaşında olan Turan’ı başarıya götüren bu istek savunmamıza, genel manada takımıza oldukça katkı sağlıyor. Samuel Holmen’in sessizliğine Alban Meha’da eşlik edince Ali Çamdalı top dağıtma görevini üstlenir gibi oldu. Yer yer başarılı olsa da yorulduğunda maçtan koptu. İmzayı attığı günden bu yana içimin pek ısınmadığı Boşnak Riad Bajic’in yerine Ömer Şişmanoğlu’nu ilk onbirde sahada görmek beni bir nebze az da olsa heyecanlandırmıştı. Ne yalan söyleyeyim Şişmanoğlu’nun da doksan dakika topun peşinde koşturacağını düşünmüyordum ve nihayetinde düşündüğüm gibi 74.dakikada yerini Bajic’e bıraktı. Her şeye rağmen Şişmanoğlu’nun bu takıma Bajic’ten daha fazla katkısı olacağını düşünüyorum. Bu cümleleri sonuca bağlamak gerekirse puanın iyisi kötüsü olmaz, puanın içerisi dışarısı da olmaz düşüncesindeyim. Ayrıca buraya kötü gidişe dur demek isteyen ve kaybettiği puanlarla da oyunun ötesinde çirkefliğini de yansıtan bir takım geldi. Konyaspor’un direncini kıramayan kırmızı siyahlı takım çirkefliğe oynadı. Onlar için üç puandan öte bir puan velinimet olmalıydı ki her an her koşulda zamandan çalmak için oyunu soğutmayı başardılar. Bol keseden, oynamadan puan da dağıtmıyoruz. Bu hafta kim ne derse desin oyun vardı gol yoktu, hücum vardı gol yoktu, taraftar vardı gol yoktu ve biz bir puana razı olduk. Şuan bu bir puanı beğenmeyen de lig sonunda küçümsediği beraberlikten gelen puana şükreder. Bir puandan öte rakibin iki puanını da yediğimizi unutmamak lazım. Her zaman bardağın dolu tarafından değil, boş tarafından bakmakta gerektiğini göz ardı etmeyelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT