Erdal Küçükşehir

Erdal Küçükşehir

Yazarın Tüm Yazıları >

Yerli Otomobil

A+A-

                Geçtiğimiz ay tanıtımı yapılan yerli otomobil prototipleri (örnek model) ile beraber yine bir tartışmadır aldı başını gitti. Bazı yayın kuruluşları ya da çevreler olumsuzluk adına ne varsa dile getirseler dahi bu projenin kararlılıkla devam ettirilmesi gerektiğine inanmaktayım. 1961 de ilk yerli otomobile karşı oluşturulan algı bu gün tekrar oluşturulmaya çalışılıyor gibi geldi bana.

                Evet 1961 de Türkiye dönemin Cumhurbaşkanı’nın talimatları ile 135 gün gibi kısa bir süre de Eskişehir Devlet Demir Yolları fabrikasında Devrim ismiyle otomobil üretmeyi başarmıştı. Gelin görün ki ne hazin bir son ile bu üretilen modeller hiçbir zaman seri üretime geçemedi. Türkiye nin otomobil sektöründe ilk hamlesi de değildi bu üstelik.1929 da İstanbul serbest bölgede Ford tarafından bir montaj hattı kurulmuş ancak oda Amerika büyük buhranı sonucu yarım kalmış hayata geçirilememişti.

                1960 sonrasında Türkiye de özel sektör bu konuda yatırım yapmaya başlamış ve çeşitli firmaların lisansları altında montaj hatları ile üretimlere başlanmıştır.2014 de Türkiye de 733 bin adeti otomobil olmak üzere 1.17 milyon araç üretilmiştir. Aynı yıl 600 bine yakın otomobil ülkemizde satılmıştır. Bu rakamlar yerli otomobil üretebilme kapasitemizin esasen ne kadar güçlü olduğunun en büyük referansıdır. Türkiye otomobil üretiminde dünya 17.cisi Pazar büyüklüğünde ise dünya 19.cusu konumundadır. Özellikle hafif ticari araçlar konusunda dünya üretiminin % 2 den fazlası Türkiye de üretilmektedir.

                Otomotiv sektörü dünya ekonomisinde nasıl bir öneme sahiptir biraz da buna ait rakamlar paylaşalım. Küresel ölçekte 20 civarında ülkede 50 ye yakın motorlu taşıt üreticisinin olduğu biliniyor.  Sektör teknolojik gelişime yaptığı katkılar yarattığı istihdam ve gelişimine öncülük ettiği alt sektörler de dikkate alındığında 20.yüzyılda dünyanın yaşadığı ekonomik dönüşüme en büyük katkıyı sunan sektörlerin hiç şüphe yok ki başında geliyor. Dolaylı ya da doğrudan bağlantılı alt sektörlerle beraber dünya genelinde 50 milyondan fazla insana istihdam sağlıyor. Sektörün toplam cirosu 2,5 trilyon $ civarında ve bu büyüklükte bir ülke olsa dünyanın 6.cı büyük ekonomisi olurdu.2028 yılına kadar ortalama yıllık %3,5 büyüyeceği öngörülüyor. Başta demir-çelik olmak üzere elektronik, yazılım, plastik, tekstil, kimya sektörlerinin gelişimine büyük katkıları var. Enerji ve hizmet sektörleri ile doğrudan ilişkili.

                2028 yılında dünya otomobil üretiminin %50 sinin Asya ülkelerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Yapılan araştırmalarda 13 yıl sonra dünyada üretilen her 100 otomobilden 44 adetinin Çin ve Hindistan’da üretileceği yine dünyada satılan her 100 otomobilden 43 adetinin bu iki ülkede satılacağı düşünülüyor. Bunun sonucu olarak küresel otomobil üretiminin batıdan doğuya kayması beklentisi çok yüksek. Asya-Pasifik bölgesinde bu dönem içerisinde otomobil üretiminde %140’lık bir artışın gerçekleşeceği öngörülmekte. Ülkemizde de gelir artışına bağlı olarak otomobil pazarının Avrupa kıtası genelinden daha hızlı artış göstereceğini de söylemek mümkün.

                Otomotiv sektörünün gelecek perspektifi ve ülke ekonomisine katkıları ortada iken ve ülkemizde 60 yıllık bir birikim söz konusu iken milli otomobil tartışmalarını siyasete alet etmek ne derece etiktir bilemiyorum. Türkiye bulunduğu konum itibarı ile büyük markaların Asya-Pasifik pazarına ulaşabilecekleri bir güzergahta iken hem bu markaların yatırımlarını ülkemize çekebilecek hem de iç pazarda ki potansiyeli dikkate alarak milli otomobilini üretecek kapasiteye sahiptir. Bu otomobil üretme ya da üretebilme sorunu değildir. Türkiye zaten bu sektörde dünyaya kendini kabul ettirmiş bir üretici konumundadır. Mesele kendimize ait yerli bir marka oluşturma çabasıdır. Bu yatırıma liberal gözle bakarsak şüphesiz birçok eleştiri getirmek mümkündür. Bu projenin karlılıktan çok bir Arge projesi gibi ele alınması ve hükümetler tarafından elinden tutulması şarttır. Belli bir süre sabırla hükümetler bu projeye sahip çıkarsa 2020’li yıllarda yerli markamızın ayakta durabileceği bence görülecektir. Bunca yıllık birikimin sonunda yerli bir markaya sahip olmayı istemek neden yadırganmaktadır anlamak mümkün değil. Bu gün hep şikayet ettiğimiz katma değer oluşturamamak ya da düşük teknolojik ürünler girdabından kurtulmak için bu ve benzeri sıçrama tahtalarına ihtiyacımızın olduğu bir gerçektir.

                Bir Konya lı olarak bu proje şehrimizde hayata geçer mi geçmez mi bilemem ama yerli tank projesinin Konya da hayata geçmesini temenni ederim. Dizel motorunun geliştirme işini Konya da bir tesisimizin aldığı, atış ve test sahalarına en yakın konumda bulunan Konyamız milli tankın üretim tesislerine ev sahipliği yapmaktan gurur duyacaktır.

                

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT