1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. AKIL-İNSAF-ADALET
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

AKIL-İNSAF-ADALET

A+A-

 

Bir ülkeyi kendi halkı kalkındırır. Ancak iktidarlar kötü yönetir, halkın önünü tıkarsa, ülke geri kalır.  Ticaret ve pazarlama güçlü olmazsa üretilen mallar elde kalır, üretim geriye gider. Çünkü tanıtım, ticaret, pazarlama lokomotif sektörlerdir. Üretilen her türlü mal ve hizmet, talebe bağlıdır. İhtiyaca ve talebe göre mal ve hizmet üretilir. Günümüzde her iş ayrı bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. 

 

İktidarlar iş yapıyormuş gibi göründüğü zaman, beceriksizliğini tatlı vaatlerle bir süre gizleyebilir.  Ancak “Şapka düştü, kel göründü,” sözünü ilk söyleyenler yine işletme sahipleri olur. Çünkü sıkıntıyı ilk onlar hisseder. Kötü gidişatı da ilk onlar fark ederler. 2018 Yılında olduğu gibi, bazen iktidarların  beceriksizliği yüzünden çok sayıda işletme batar. Çoğu çeklerini ödeyemez, mağdur duruma düşer.

 

Bu yetmiyormuş gibi iktidarlar, şimdi olduğu gibi bir de o işletme sahiplerini suçlu sayarak hapse atarsa, bu tam bir zulüm ve haksızlık olur, ülke böyle geriye gider. Karşılıksız bono senedi için hapis cezası yoktur. Vadeli çekin tahsilat kolaylığı dışında bono senedinden hiçbir farkı olmadığı halde 5941 sayılı yasa, karşılıksız vadeli çeki de günlük çek gibi görerek hapis cezası ön görmektedir. 2018 Krizinde çekini ödeyemeyenlerin %99 zu kriz mağduru, dürüst iş insanıdır. Çek dolandırıcısı %1 bile değildir.       

 

5941 Sayılı haksız ve yanlış düzenlenmiş bu yüzünden halen iki yüz bin dolayında iş insanımızın bir kısmı hapistedir. Bir kısmı da ya yurt dışında, ya da gizli köşelerde bu haksız hapis cezasını çekmemek için saklanıyor. Bunlar hiçbir iş yapamadan, hayatları ve hürriyetleri haksız yere kısıtlanmış bir vaziyette, bunalıma girmemek için çaba sarf ediyorlar. Aileleri de zor durumdadır. Bunlar iş insanı; aile ve yakınlarını, arkadaş çevrelerini, aileleriyle birlikte işsiz kalan çalışanlarını, adaletsiz adaletin mağdur ettiği diğer insanları da yanlarına alıp, sokağa dökülmek, yakıp yıkmak, döküp devirmek normalde onların lügatinde yok. Dış güçlerin dümen suyuna gelmek de onlara göre değil.

 

Ama ilgililer onların durumuna o kadar duyarsız ki, sokak gösterilerini onların lügatine de zorla sokmayı başaracaklar gibi gözüküyor. Şimdilik onların her biri bir köşede bu haksızlığın giderileceği günü sabırsızlıkla ve umutla bekliyor. Ülkede işsizlik oranı yüzde on üçe, genç işsizlerin oranı yüzde yirmi beşe dayandığı halde, istihdam yaratan bu insanlar eli-kolu bağlı, hiçbir iş yapamadan, yakınlarından aldıkları borçla hazır yemeye zorlanıyorlar. Yazık, hem de ne kadar yazık!

 

Yargı reformunun ilk paketinde çek cezasının kaldırılmasına yer verilmemiş. Umutlar, iktidarın ceza indirimi dediği ikinci pakete kaldı. Aslında çek hapis cezası bir af veya ceza indirimi konusu değildir. Çünkü karşılıksız vadeli çek suç değildir. 5941 Sayılı yasa çok liyakatli (!) bazı kişilerin görülmemiş (!)  adalet anlayışına göre getirilmiş bir zulümdür. Bu ceza, özel bir madde ile temelli kaldırılmalıdır. Bu yanlış, ülkemize daha yıllarca zarar verecek, ekonomiyi de geriye götürecek türden bir yanlıştır. 

 

“Ak parti ilk dönemlerinde iyi iş çıkardı ama giderek cıvıttı, sıkıntısını da halkımız çekiyor,” diyenler iyice çoğalmaya başladı. Bunların daha da çoğalması istenmiyorsa bu saçmalığa bir son verilmelidir. Ekonomiyle ilgili, özellikle de ticaretle ilgili ceza yasalarının hazırlandığı mutfakta TOBB heyetinin de bir yeri olmalıdır. Onlar da seçilerek geliyor. Yoksa böyle hukuk bilen ama ticareti bilmeyen insanların kendi başına hazırladığı yanlış yasalar, odalar- borsalar tarafından da incelenmeden ve bilhassa ilgili halk kesimleriyle istişare bile edilmeden, jet hızıyla meclisten geçer ve yasalaşırsa, bu tür yanlışları fark eden hiçbir zaman olmayacaktır!

 

Çek hapis cezası sebebiyle iş insanlarımız çek kullanmaktan imtina ediyor, bono senedi kullanmaya yöneliyor. Oysa vadeli çek olmazsa ticaret yavaşlar, büyüme durur. Durmak geriye gitmektir. Ticaret yavaşlayınca üretim de küçülür. Bizim yetkililerimiz bunu düşünemiyorlar. Çünkü düzenli bir işi olan iş insanlarının çoğu Meclise girmeyi düşünmüyor. Bu yüzden Ankara’daki en önemli ekonomik kararları almak da (cezai yaptırımlar dahil olmak üzere) fiili ticareti ve piyasanın işleyişini hiç bilmeyen, Hukukçu, Doktor, Emekli Memur, Mühendis vb. meslek mensuplarına kalıyor.

 

Baksanıza çok sayıda iş insanımız devre dışı kalmış, yatırımlar durmuş, işsizlik ve zamlar çıldırmış, ekonomi geriye gitmiş, ülke fakirleşmiş…; olup biteni ve sebebini anlamadığı için kimsenin umurlarında bile değil. Başımıza gelen sıkıntıların çoğu bu yüzdendir. Buna bir çare bulunmalıdır. Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum