Erol Sunat

Erol Sunat

ALBAYRAĞIN ALTINDA TOPLANMAK!

ALBAYRAĞIN ALTINDA TOPLANMAK!

Mekanı cennet olsun, “Bayrak” şiirinin şairi rahmetli “Arif Nihat Asya”, “Bayrak” şiirinin ilk bölümünde “Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, / Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, / Işık ışık, dalga dalga bayrağım! / Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.” derken,

“Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün / Kızıllığında ısındık; / Dağlardan çöllere düştüğümüz gün /

Gölgene sığındık.” diye devam etmiş,

“Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim: / Yer yüzünde yer beğen! / Nereye dikilmek istersen,/ Söyle, seni oraya dikeyim!” diye bitirmişti o güzel şiirini.

Türk Milleti bayrağını üç kıtada sayısız coğrafyalarda şanla ve şerefle dalgalandırmıştı. Osmanlı’nın kurduğu, 20 milyon kilometrekarelik bir toprak bütünlüğü olan devlet,  her devlete, her millete nasip olmamıştır.

Türk milleti için albayrağının altında toplanmak demek, albayrağın açılması demektir ki, bu bütün Türk Milletinin ayağa kalkması, bir ve beraber olması demektir.

Albayrağımız açılmıştır!  

Albayrağın açılmasının ne anlama geldiğini komşularımız bilir, bizimle yüzyıllardır savaşanlar, eski ve yeni Haçlı seferlerinin düzenleyicileri bilir. Bilmezlikten gelenler, herkesten daha iyi bilir!

Türk Milleti olarak, bin yıla yakın bir zamandır çok iyi bildiğimiz,

Oldukça uzun bir süre hakimiyetimiz altında kalan Orta Doğu coğrafyası,

Milattan önceki yıllardan bugüne karışık,  karmaşık, her an savaş kıvılcımlarının çaktığı, savaşların eşiğinde,  savaşların tam merkezinde binlerce yıl geçirdi.

Bu topraklar huzur bulamayan, teskin olamayan, barışa, sükûna, huzura hasret bir coğrafya. Mezopotamya, Suriye’nin tamamı, Lübnan, Ürdün, İsrail ve Mısır savaşsız, kargaşa yaşanmadan, olaysız bir dönem geçirmediler.

Yaşadığımız yüzyıllar,  petrol gibi bir zenginliğin bu coğrafya da ortaya çıkmasıyla, “ Bir damla kan, bir damla petrol” diyen petrol tacirlerini, dünyanın bir ucundan, Ortadoğu coğrafyasına getirdi.

Ortadoğu’da sınırlar alt-üst oldu. Petrolü tekellerine almak isteyenler, yeni ve kolay idare edilebilir devletler ve devletçikler kurdurdular.

Petrol, dünyanın güçlü ülkelerinin yüzünü ve yönünü bu coğrafyaya öyle bir çevirdi ki,

Bu coğrafyadan ne çıkmak istiyorlar, ne de paylaşmaya yanaşıyorlar!  

Bize gelince al bayrağımızın altında toplanmaktan, bir ve beraber olmaktan başka çaremiz yok!

Çünkü Türk’ün Türk’ten başka dostu da yok, kardeşi de…

 

TÜRK MİLLETİ, DİRİLİŞ DENEN O KUTLU YOLUN PUSULASINI HİÇ KAYBETMEDİ!

Albayrağımız; gölgesine sığındığımız,

Dalgalandığı yerde korkuya ve kedere yer olmayan,

Ay yıldızlı ışığıyla aydınlandığımız,

Hür olduğumuzun nişanesi ,

Destanını okuduğumuz, destanını yazdığımız o bayrak, bizim altında toplandığımız kutlu bayrak.

Albayrağın altında, yani ayyıldızlı bayrağın altında toplanmak olağanüstü günlerin işareti.

Türk Milleti kadar olağanüstü gün yaşayan, bu günlerin çetelesini tutmayan bir başka millete rastlayamazsınız.

Asya’nın uçsuz bucaksız coğrafyasında ayakta kalmak,

Kurduğu devletleri ayakta tutmak,

Çin gibi gerçekten oldukça büyük ve güçlü bir İmparatorluğu dize getirmek,

Çin Seddini her defasında aşmak,

Çin sarayını basmak öyle her milletin harcı olmasa gerek.    

Türk milleti bugüne kadar hep tek başına, desteksiz, müttefiksiz savaştı. Müttefiki olduğu I. Dünya savaşı döneminde dahi, yine kendi başınaydı.

Tarih yine tekerrür ediyor.

9 Ekim 2019 Çarşamba günü saat 16.00’da başlayan “Barış Pınarı” harekatında yine yalnızız. Bu yalnızlık ne ilk, ne de son.

Binlerce yıllık bir tarihe sahip Türk Milletinin karşılaşmadığı zorluk, karşılaşmadığı hıyanet,  karşılaşmadığı entrika, hile, oyun, tezgah kalmadı.

Her defasında ayağa kalktı Türk Milleti…

Direndi, direnç gösterdi…Öldü, teslim olmadı. Esaret zincirini her defasında paramparça etti.

Diriliş denen o kutlu yolun pusulasını hiç kaybetmedi!

Açtı bayrağını, çıktı meydana, bora oldu, tayfun oldu, kasırga oldu, karşısında durmaya kalkan, engellemeye çalışanlar yerle bir oldu.

Türk Milletinin karşısına her kim çıktıysa, çıktığına bin pişman oldu.

Çinliler, Çin seddini hangi milleti durdurmak için yaptılar diye düşündünüz mü?

“Savaş Sanatı” kitabının yazarı Çinli Bilge “Sun Tzu”, o kitabı hangi milleti durdurmak için kaleme aldı sanıyorsunuz?

 

TÜRK MİLLETİ BAYRAĞINI AÇMAYA GÖRSÜN!

Türk Milleti açtı mı bayrağını,

Partiler birleşir, tek parti gibi olur!

Hasımlıklar, tartışmalar, kavgalar, fikir aykırılıkları sona erer.

Taşın altına, eller değil, yürekler koyulur o saatten sonra!

Kimin ne meselesi var?  Kimin kiminle ne derdi var? Kim kiminle kanlı-bıçaklı?

Her şey biter, el ele, omuz omuza verilir,

Açılan bayrağın altında, toplanır herkes ve tek vücut olunur.

Bu haslet, Türk Milletine Rabbimizin bir lütfu ve ihsanıdır.

Ölümden ve ölmekten korkmayan, ölürse şehit, kalırsa gazi olacağına inanan ve iman eden bir millet, onu iyi yönlendiren, güvendiği, inandığı, peşinden seve seve gideceği bir liderle, ne kimseden korkar, ne kimseden çekinir!

Buna en güzel örneklerden birisi Mustafa Kemal’le yürüdüğü diriliş destanlarının yazıldığı İstiklal mücadelesidir.

Yine Albayrağın altında topyekün bir araya geldik! Siyasi hesaplarımızı bir kenara bıraktık! Hırslarımızı içimize gömdük! Siyaseten var olan ve hiç uzlaşamayan siyasi görüşlerimizi askıya aldık!

Bu ortak kararı en son 1974 Kıbrıs Barış harekatında yaşamıştık.  Harekat başladığında, ordumuz Kıbrıs’a çıkartma yaptığında, İzmir’deydim. İzmir’in en işlek, en kalabalık caddesi olan Kemeraltı’nda insanlar coşmuştu.

Esnaflar, vatandaşlara, vatandaşlar kalabalıkta hiç tanımadıkları insanlara gözyaşlarıyla sarılıyorlardı.

Ne mi olmuştu? Albayrak altında toplanmıştık! Kenetlemiştik!

Siyasi kaygılarımız, sen-ben kavgalarımız, sizden-bizden hikayelerimiz, sağ-sol didişmelerimiz bıçakla kesilir gibi kesilmişti.

Sevgili okurlar!

Rabbimiz Mehmetçiklerimizi, evlatlarımızı cümle tehlike ve kötülüklerden korusun. Ordumuzu muzaffer eylesin,  “Barış Pınarı” harekatı, bölgeye barış getirsin, huzur getirsin inşallah…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR