Prof. Dr. Mehmet Fidan

Prof. Dr. Mehmet Fidan

AMAN AKLINIZA MUKAYYET OLUNUZ!

Yüce Rabbim bizleri öyle müthiş yaratmış ki bilim aklı bile hala çözmekle uğraşıyor. Bunlardan en önemli olanlardan biri de beyindir. Beynimizde otomatik bir cihaz olduğunu varsayarsak o cihazı biraz oynarsan insana her şeyi yaptırabilirsin.

   Bilgiye uzak toplumlar zihin kontrolüne daha çok maruz kalırlar. Yönlendirmeler ve ikna teknikleri bu toplumlarda daha çok yapılır. Hatta garip olan ise bu toplumlar sürekli zihinlerinin kontrolü yapıldığını düşünerek hayatını geçirir ve bundan da çok korkarlar.

  Beyinde; kimyasallar, protein ve elektrik vardır. Kimyasallar değişirse yani müdahale edilirse zihin kontrolü kolaylaşır. Proteinlerle müdahale edilirse hafızaya müdahale etmiş olurlar.

  Ortalama 25.000 Türk Dil Kurumunun verilerine göre Türkçe kelime bulunmaktadır. Bizim ise maalesef günlük hayatı 1000 kelimeyle ortalama götürdüğümüz bir ülkede yaşıyoruz. Hatta 100 kelimeyle günlük hayatını sürdürenlerde azımsanmayacak seviyededir. Kelime hazinesi ne kadar çok olursa o kadar zihin kontrolü ele geçirmek isteyenler açısından zordur. Hazine seviyesi düşük kitlelerin zihin kontrolü daha kolay olmaktadır. Onun için bir kez daha hatırlatırsak İKRA süresinin neden ilk ayet olarak indirildiğini herhalde daha iyi anlamış oluruz.

  Bizim gençlik hep geçmişe takılarak hayatını sürdürüyor. Geçmişin hep daha iyi olduğu ama gelecek konuşmaktan kaçan hatta gelecekle ilgili konuştuğunuzda hemen stres ve gergin olduklarını gözlemleriz. Yarını konuşmak yerine geçmişe takılıyoruz. Geçmişi konuşmak çok kolay. Yarını konuşmak tehlikelidir. Maalesef üniversitelerde bile hocalarımız geçmişten ve geçmiş olaylardan bahsederek derslerini işlemektedirler. Gelişmiş ülkelerde AN ve gelecek üzerine dersleri işlenir ve gençlik bu doğrultuda eğitilmektedir. Geçmiş zihinleri daha çok yormaktadır. Zaten bizim toplumdan zihin yorgunluğu beden yorgunluğumuzda ilk sırayı almaktadır.

  Her dönem zihin kontrolü üzerinde çeşitli metot ve araçlar üretilmektedir. Bu dönem de dijitalizim ile sosyal medya boyutu, müzikte dijital ama ne olduğu bile belli olmayan söz ve besteler, sanatsal diye ortaya atılan fikir ve düşünceler, sinema sektörünün tekelleştirilmesi ve ekstazi ve bonzai türü sentetik uyuşturucular. Rakı ve sigara gibi kısa süreli zevkler de beyinde hasar bırakır. Bitmiş bir beyin yani ha beyni çıkar at ha uyuşturucu ve tekel ürünleri kullanmaya devam et hiç farkı yoktur.

  Depresyonların %40’ı sosyal medyadan kaynaklanmaktadır. Beyin dışarda ne varsa onu öğrenir. Beyin karşılaştırma yaparak öğrenir. Örneğin çürük domatesi yanına iyisini koyarsan o zaman sana çürük olanını algılatmayı öğretir. Sosyal medya da çekilen görüntüler ve mesajlarla kendi yaşamını hemen beyin karşılaştırma yapar. Gerçeği ve güzel görmeyi engellettirerek zihnimizi yormayı sağlamaktadırlar. Bir ürün bedava hizmet olarak bizlere sunuluyorsa zaten kırk kere düşünmek gerekir.

  Gerçek dünyada yaşam kontrolü sosyal ilişki ile olurken sosyal medyada yaşam kontrolü sanal ilişkiliyle oluyor. Bir insanı diğer insandan ayıran en önemli özelliği gizemidir yani kendine ait olan özellikleridir. Bunları sanal ortamda paylaşarak bu gizemi kaybediyoruz. Kontrol etmelerine daha çok yardımcı oluyoruz.

 Bilgiye yatırım yapmamız gerekiyor. Oyuncu değil oyunu kuran biz olmalıyız. Bir ülkenin tarihi, sanatı, medyası, edebiyatı vd. dışarıda yazılmamalıdır. Kendi öz kaynaklarımız ve insanlarımıza güvenmeli ve ateşlemeliyiz. Yarınlar elbet bizim olacaktır. Kuran ve sünnet ışığında ki işaretleri iyi okuyalım, tabi ki anlayana…

 

 

 

  

 

  

 

   

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum