“AVRUPA BİRLİĞİ YILANLAR VE ÇAKALLAR MAĞARASI!”

Korona, her ülkeyi kendi derdine düşürdü. Kimsenin kimseyi düşünmediği, yardımcı olmadığı, zor durumda olana yardım elini uzatmadığı, zor duruma düşenin elinden tutmadığı bir manzarayla buluşturdu.

Avrupa Birliğinin, kale gibi, yıkılmaz, sarsılmaz olarak gösterilen heybetli, haşmetli, azametli görünümü Korona tarafından paramparça edildi!

Avrupa Birliği, paramparça edilmekle kalmadı, üyelerini yalnızlığa iten ve terk eden bir birlik olmaktan da kurtulamadı.

İmajı sarsıldı!

Birliğin işlevi, gayesi sorgulanmaya başladı!

Bunun en çarpıcı örneği İtalya…

İtalya Başbakanlarından, Matteo Salvini, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, birliği İtalya'da yaşanan ölümlere kayıtsız kalmakla suçladı ve şöyle dedi "AB’den nefret ediyor ve tiksiniyorum. Birlikten ziyade, yılanlar ve çakallar mağarası. Önce virüsü yeneceğiz, sonra dönüp AB’yi düşüneceğiz. Gerekirse teşekkür etmeden ayrılacağız"

İtalya’nın, içinden çıkamadığı, yardım çağrıları gönderdiği halde birlikten çağrılarına cevap alamadığı bu dönemde,  iş işten geçtikten sonra, cılız birkaç yardımın dışında yardımına ciddi olarak koşan bir tane bile birlik üyesi olmadı!

Kim koştu İtalya’nın yardıma?

Dünyanın bir ucundan, doktorlarıyla koşup gelen Küba!

Salgından en çok etkilenen Lombardiya bölgesinde 52 Kübalı doktor göreve başladı.

Sonrasında Vietnam’dan test kitleri geldi.

Çin, yardım ekibiyle birlikte tonlarca tıbbi malzemeyi Roma’daki Fiumicino Havalimanı’na ulaştırdı.

Ruslar, İtalya ile yaptıkları anlaşma çerçevesinde, tıbbi ekipmanlar, virologlar, epidemiyologlar ve bilim insanlarından oluşan yardımlarını İtalya'nın en fazla sarsılan şehri olan Bergamo'ya gönderdi.

Siz İtalya olsanız, Avrupa Birliği hakkında ne düşünürdünüz?

İtalya, Yılan diye, Çakal diye kime sesleniyor?

Bütün bunları Korona belası savuşturulduktan sonra soracak ülkelerin başında geliyor İtalya…

Dünya üzerinde şu an itibarıyla en fazla can kaybına uğrayan ikinci ülke olan İspanya’nın durumu da, İtalya’dan çok farklı değil!

Avrupa ülkeleri çoktan , “Gemisini kurtaran Kaptan” durumuna düşmüş görünüyorlar!

 

AVRUPA, AVRUPA DUY SESİMİZİ DİYENLER, DUYDUK AVRUPA’NIN SESİNİ!

İtalya’nın ve İspanya’nın halini gördükten sonra, iyi ki bu birliğin içinde olmamışız, iyi ki bunların arasında yer almamışız demekten kendimizi alamadık!

Avrupa, Avrupa duy sesimizi diyenler, duyduk Avrupa’nın sesini! Bir zamanlar AB Bakanlığımız dahi vardı. Yüzdük, yüzdük kuyruğuna geldik diyenler, anlatanlar, Avrupa bir başka diye olayı tatlandıranlar vardı. Gördük Avrupayı!

Hatırlarsanız bu Avrupa Birliği için, bu birliğe girmek için bugüne dek neler yapmadık, neler. Çok uzun bir zamandır hükümetlerimiz AB’ye girmek için büyük çabalar sarf ettiler.

Burnu havada birlik, her defasında bize dünya kadar engel çıkarmıştı.

Kriterler koymuş, bu kriterleri halletse dahi, yine bilmem kaç yıl sonra girebilir, amma bu maddeleri yerine getireceğini sanmıyoruz diye konuşmaktan da geri durmamışlardı.

Bizden sonra başvuruda bulunan, bizden nüfus ve gelişmişlik olarak geride olan ülkeler birliğe alınmış, ancak Türkiye, birliğin kapısında bekletilmeye devam edilmişti.

Koronavirüs, birliğin boyasını, foyasını, cilasını gözler önüne sermekle kalmadı, birliğin tel tel dökülen hali için de, Avrupa Birliği demek ki, böyle bir birlikmiş dedirtti.

En büyük ve en içten destekçilerinden, söz sahibi üyelerinden olan İtalya’yı virüs karşısında yalnız bırakmakla, kendi sonunu hazırlarken, anlamını da kaybetti.

Aynı akıbetle İspanya’da yüz yüze…

Korona, Avrupa Birliğinin maskesini düşürdü!

Binlerce insanın ölümü karşısında dahi, ne yapacağını şaşıran, ortak bir akıl geliştiremeyen Avrupa Birliği sınıfta kalmaktan kurtulamadı.

Bu olaylar sona erdiğinde Avrupa Birliğinin geleceği ne olur, sorusu daha şimdiden sorulmaya başlandı!

 

KORONA, SİYASETİ VE YENİ PARTİLERİ GÜNDEMDEN DÜŞÜRDÜ!

Hatırlayacak olursanız, Korona konuşulmaya başlandığı günlerin öncesinde siyaset sahnesine çıkan

Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi yola çıkmış, teşkilatlanma noktasında ise il teşkilatlarının yarısından fazlasını da kurmuştu.

Konya İl Binası açıldı. Davutoğlu, Gelecek Partisinin otobüsünün üzerinden Konya’ya ve Konya’dan Türkiye’ye seslendi.

Mart ayında, Ali Babacan’ın kurduğu Deva Partisi kurucularını açıkladı. Ali Babacan konuşmasını yaptı. Partisinin kurulduğunu açıkladı.

İsminden de anlaşılacağı üzere, Türk siyasetinin ve Türkiye’nin derdine deva olma iddiasındaydı kurduğu parti.

Deva Partisinin kuruluşu ertelene, ertelene öyle bir zamana denk geldi ki, Türk siyasetine, deva olma iddiasını taşıyan maddelerini ve açıklamalarını, ne hatırlayan kaldı, ne de üzerinde duran!

Deva Partisi, Koronaya deva arayan dünyanın ve ülkemizin bir anda değişiveren gündeminin ağırlığı altında, kendini bir anda kenara alınmış gündemlerden biri olarak buldu.

Görülen o ki, Deva Partisi de, Gelecek Partisi de geleceklerini, Korona’dan sonra gelecek günlerde arayacaklar!

 

BUNDAN SONRA BELLİ Kİ, HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK!

Çaresi bulunamayan, bilinemeyen, devası olmayan bir illet, dünyanın başına çöreklendi.

Mart ayı dert ayı, Mart kapıdan baktırır derlerdi ya…

Mart, ülke içindeki siyasete, turizme, kültürel faaliyetlere, ticarete, ekonomiye kapılardan ve uzaklardan baktırdı.

Korona öyle sinsi, öyle sessiz, öyle bilinmez ve görünmez bir şekilde geldi ki, ülkemiz dahil, bütün dünyayı kilitledi.

Kıpırdayamaz, başka bir şey düşünemez hale getirdi.

Korona, sadece ülkemizin değil, dünyanın gündemini de alt-üst etti. Aşısı olmayan, ilacı konusunda emin olunamayan virüs kendisinden başka bir gündeme ne hak ne de şans tanıyor.

Ülkeler de hayat durdu. Ekonomi çarkları, çalışma çarkları, üretim çarkları en asgari seviyelerde çalışıyor. İnsanlar evlerine kapandı.

Bulaşma ihtimali yüksek olan virüs, kıtalararasında tur atıyor. Can alıyor, can yakıyor, dünyayı ölümle tehdit ediyor!

Dünya savaşı çıkarmak için dünyayı tehdit etmekten çekinmeyen, dünyanın her köşesini kan ve ateşe boğan, kan göllerine çevirenler ne yapacaklarını bilemez haldeler!

On binlerce insan hayatını kaybetti. Yoğun bakımda olanların sayısını bilen yok!

Ateş düştüğü yeri yakar misali, ateşin düştüğü yeri yaktığı ve yalnız başına bıraktığı ülkeler,

İçerisinde bulundukları birlikleri, kendi devlet adamlarını, yöneticilerini ve içinde bulundukları olağanüstü durumları sorgulamaya başladılar.

Bundan sonra belli ki, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

Korona sonrasında, yeni sayfalar açılacak, yeni milatlar konuşulacak, yeni başlangıçlar için adımlar atılacak!

Dünya, Korona sonrası belki de ülkelerden başlamak üzere yeniden şekillenecek!

İnanın o dünya, eskiden bildiğimiz, tanıdığımız dünya olmayacak!

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.