Erol Sunat

Erol Sunat

ÇARK!

ÇARK!

Ramazan’dı, bayram öncesiydi derken, insanların cebindeki para bitti. Allah’tan sokağa çıkma yasağı vardı. Bayramda gelende giden de olmayacaktı. Nihayetinde bayram olmasına bayramdı amma, Bayram havası yoktu. İnsanlar eski bayramları hatırladılar içlerine bir burukluk, bir hüzün çöktü.

Görüntülü telefonlar tek tesellisi oldu birçok kimsenin.

İnşallah benzeri yaşanmaz temennileriyle bir ramazan ayı ve bir bayram böyle geçti-gitti.

Marketler ve pazarlar çok pahalıydı. Hani ateş pahası derler ya…

Altın ve döviz yükseldi-alçaldı.  Dalgalandı. Ne yapacakları belirsiz!

Ekonomiye hayat veren, insanlara yaşama sevinci veren, evlerine ekmek götürme sevinci veren çarkların yeniden dönmeye başlaması herkesin en büyük beklentisi.

O çarklar artık, dönmeyi bekliyor. Çünkü, ne pas tutmaya hevesleri var, ne niyetleri! Boş-boş dönmekten gıcırdamaya, iniltili sesler çıkarmaya başladılar.

Böyle giderse çarkların dişlileri kırılırsa, aşınırsa ne olacak? Hem çarklara, hem onların dönmesini bekleyenlere yazık olmayacak mı?

Sonrasında, bu çarkların tamiri imkansız hale geldiğinde, çarklar duracak, benden buraya kadar diyecek, herkes başının çaresine baksın diyecek!

Ardından Enflasyon canavarı eskisinden daha beter çıkacak ortaya…

Şu anda şikayet ettiğimiz ne varsa hepsini üst üste katlayacak!

Yaz geldi, her şey ucuzlar bundan sonra demeyecek, iğneden ipliğe ne varsa sil baştan yeni bir ayarlama yapacak.

Kime çarparsa, yıkıp-yakıp geçecek!

Çarkları da, parça parça edip, meydanların tam ortasına yığacak!

Bundan sonra beni değil Korona, Koronanın feriştahı gelse durduramaz diye de naralar atacak!

 

“BİRİ YER BİRİ BAKAR, KIYAMET ONDAN KOPAR!”

Şu anda, parası-pulu kalmayan, aldığı ücretler ve maaşlar yetmeyen, ayın sonunu hiçbir şekilde getiremeyen insanlar için çarkların acilen dönmesi lazım.

Özellikle işsizler için, işsiz kalanlar için, asgari ücretliler ve onlardan daha az ücret alanlar için!

Hem de bugünlerden tezi yok!

Fırsatçıların şımarıklıkları, “Paran varsa alırsın, yoksa bakar kalırsın” der gibi tavırları artık bitmeli.

Çünkü, can sıkmaya, can yakmaya, “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar!” gibi lafların dolaşmasına sebep olmaya başladı.

Onun içindir ki, öncelikle, vatandaşa ekmek ve aş temin edecek çarklar dönmeli, insanların yüzü gülmeli, o çarklarla beraber cümle çarklar ahenkle şarkılar-türküler söylemeye başlamalı.

2020 yılının ikinci yarısına böyle bir umutla başlamayı bekliyor Türkiye!

 

KARNI AÇ OLAN İNSANA SİYASETİN ÖNCELİĞİNİ NASIL ANLATACAKSINIZ?

Ekonomi çarklarının acilen dönmesi beklenirken, siyasetin çarkları bir anda araya girdi, beklenenden çok daha hızlı dönmeye başladı.

Siyasetle birlikte seçim davulları çalmaya, ritim tutmaya başladı.

Dem o dem değil, devran o devran değil, diyeni de, diyenleri de dinlemedi!

Çok mu acelesi vardı? Ekonomiden daha mı acildi?  Bu sorular havada kaldı!

Bayram sonrası, Haziran ayında ne olacak, ne bitecek, gidişat ne olacak bilmiyoruz!

Korona sonrasında yapılan siyaseti, atışmaları, sataşmaları, tartışmaları, siyaset kantarına çıkma niyetlerini şimdilik herkes boş gözlerle seyrediyor!

Neden mi?

Karnı aç olan insana, işi ve aşı olmayan insana, evine ekmek götüremeyen insana,

Borcunu-harcını ödeyemediği için derin düşünceler içinde kalan insana,

Siyasetin önceliğini, siyaset çarklarının dönmesi gerektiğini nasıl anlatacaksınız?

Sizi duyması mümkün mü? Adamın karnı aç, nasıl duysun senin ne dediğini!

Hem neden duysun ki? Vatandaşın derdi başka, siyasetçinin daha bir başka!

Mevzu geçimle seçim arasında gidip gelmeye çoktan başladı!

İşte onun içindir ki;

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyenler, her geçen gün daha da haklı çıkmaya başladılar! 

 

SİYASETTE, ÇIRAKLAR VE KALFALAR USTALARINI AZ MI GEÇTİ?

Seçim haberleri gördüğünde, tartışmaları işittiğinde kanal değiştirenlerin sayısındaki artışlardan siyasetçilerin haberi yok galiba!

Siyaset çarkının yağı, tuzu, sermayesi laftır!

“-ecek” diyerek, “-acak diyerek bugüne kadar geldik, gelmesine de…

Deniz bitti, gemi karaya geldi dayandı!

Siyasetçilerin tamamı ve onlara oy veren bizler,

Aynı gemide olduğumuzu ara ara unutuyor gibiyiz!

Siyasette, çıraklar ve kalfalar ustalarını az mı geçti?

Senin gücün şu, anketlerde aldığın alacağın şu,

Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın babından yapılan açıklamalar,

Sadece siyaset çarklarını döndürür!

Güzel Türkçemizde, “ummadığın taş, baş yarar” diye bir deyim var.

Ummadığın taş, baş yarar mı, yarar! Hem o kadar çok yardı ki!

Türk siyasi tarihi bunun örnekleriyle dolu. Dolu amma, geriye doğru dönüp bakmama gibi bir hastalığımız var. Dünde öyleydi, bugün de öyle…

 

TÜRK SEÇMENİ, HİÇBİR ZAMAN ÇANTADA KEKLİK OLMADI!

Çok partili siyasete girdiğimiz 1950 yılından bu yana, Türk Milleti, birçok siyasi partiyi ve siyasetçiyi omuzladı.

Sana güveniyorum,  sana inanıyorum, seni seviyorum, senin yanındayım, bundan böyle seninleyim dedi. Sandıktan çıkamaz denilenleri sandıktan çıkardı.

Bizden başka bir yere gidemezler diyenleri de sandığa gömdü!

Türk seçmeni, hiçbir zaman çantada keklik olmadı! Bu şekilde anılmaktan ve hesap edilmekten duyduğu hoşnutsuzluğu dönem-dönem sandıkta gösterdi. 

Özellikle Mahalli seçimlerde bunu çok daha fazla ön plana çıkardı!

Oylarının, herhangi bir siyasi partinin tapulu malı gibi görülmesini kabul etmedi.

Sevdiğini, saydığını, peşinden yürüyüp gittiğini hiç kimseden saklamadı.

Hangi siyasi partidense iftihar ederek bunu seslendirdi.

Benim ailem Demokrat Partiliydi, Halk Partiliydi diyerek bugünlere gelinmedi mi?

1950 yılından bugüne, tam 70 yıldır, bu siyaset devam ediyor.

Bugün ne kadar siyasi parti varsa, bu iki büyük partiden alınan ilhamla kurulan partiler.

Onların siyasi yarışlarından bugünlere geldik!

Türk Milleti, her dönemde siyaseten sevdiklerine yapılan haksızlıkları ve yanlışlıkları unutmadı, affetmedi, zamanı geldiğinde gereğini ve gerekeni yaptı!

  

KORONA KUYRUĞU

Bugün, 12 Eylül öncesinde ki kuyruklar yok, karaborsa yok, tezgah altına indirilen ürünler yok!

O yıllarda paranız geçmezdi.

Esnafla aynı siyasi fikirleri taşımıyorsanız, size hiçbir şey satmazdı.

Semtine dahi uğratmazdı.

Bugün, öyle günlerde yok, o ilginç kuyruklar da!

O kuyruklar yerine, günümüze has Korona kuyrukları var! Fahiş fiyatlar var!

Sosyal mesafeli Korona kuyruklarını marketlerde ve fırınlarda görebilirsiniz!

O günlere göre, bugün yok-yok, her şey var, lakin, o ürünleri alabilecek paramız yok!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR