Erol Sunat

Erol Sunat

Gönlümüzü ferah tutamıyoruz!

Gönlümüzü ferah tutamıyoruz!

Büyüklerimiz gönlünüzü ferah tutun, rahat olun, merak etmeyin diye telkinlerde bulunan açıklamalar yapmaya devam ediyorlar.

Ferah, rahat ve tasasız olma hali olunca bazılarımız hayal kuruyor, bazılarımız o hayallere kandık da ne oldu, peşinden gittik de ne oldu serzenişlerinde bulunuyor.

İnsanlar gergin, yüzleri karışık, düşünceleri dağınık, umutları paramparça.

Her bir insan adeta ümitsiz vaka!

Yaşanan hayal kırıklığını anlatmak, yazmak kolay değil!

Sarsılmış, dağılmış, hesap-kitap yapmasının imkanı kalmamış insanlar ne yapar?

İşte onun içindir ki, ne yaparsak yapalım gönlümüzü ferah tutamıyoruz, olmuyor, gönlümüz ferah değil!

Nasıl olsun ki?

Geldik Ekim ayına, yıl bitti…

Pandemi ne azaldı, ne bitti!

Enflasyon gulyabani misali milletin akılını almaya devam ediyor.

Rakamlar, milletin aklıyla, mantığıyla ve yaşadıklarıyla dalga geçiyor.

İnsanımız neredeyse ekonomist oldu.

Aldığı zam almadan eridi!

Verileceği söylenen zam, söylendiği gün paspas oldu çiğnendi!

Enflasyon farkı ise adımı anmaya değmez deyip, kaçtı kayboldu!

Ne yapsın insanlar?

Bir cebindeki paraya bakıyor, bir de piyasalara…

Birde gönlünüzü ferah tutun denilen laflara! Sonrada başlıyor ağlanacak haline gülmeye…

Demek ki ferah olmak, ferahlamak böyle bir şey diye…

*****

Fahiş fiyat denen atın üzerinde fırsatçılar var.

Fırsatçı kaldırmış atını şaha!

At şahlanmış ezecek adam arıyor!

Fiyatlar şahlanmış yanına varılamıyor!

Çarşı-pazar şahlanmış önlerinden geçilemiyor!

Marketler deseniz indirimleri dahi fahiş!

Şu şahlanmanın tadına bir biz varamadık.

Senide şahlandıracağız diyecekler de herhalde seçim öncesini bekliyorlar.

Atını şaha kaldıranlar yüzünden ne sokaklardan ne de caddelerden geçilemiyor.

İnsanlar adını andığımız bu yerlerde dolaşmaktan korkar oldu.

Attığı nafile turlar cabası…

Nafile tur, ucuz ve cebimdeki paraya göre ne alabilirim kaygısının bir diğer adı.

Eve boş dönmeme adına pazarların dağılmasına yakın saatlerde pazara gidilmenin lisanı hal ile hüzünlü bir anlatımı.

Mutfaklar yanıyor diyenlerin feryadını “-ecek” ve “-acak” diye biten cümleler duyabilir mi?

Tencere boş…

Tava boş!

Gönlünü ferah tut diyenlere belli ki hava hoş!

*****

Gönlümüzü aylardan beri ferah tutmaya çalışıyoruz.

Ferah tutmak, kimsenin önüne bir ekmek koymuyor…

Pazardan pişecek, taşacak bir kilo sebze bırakıp gitmiyor.

Ferah tutmak, faturaları kartları ödemiyor.

Dükkan kirasını, vergiyi, çalışanın maaşını, sigortasını karşılamıyor!

Ferah tutmak, tarlada kalan mahsulün yok pahasına satılmasını engellemiyor.

Birde gönlünüzü ferah tutun yanınızdayız demiyorlar mı?

Bu yanınızda olmayı henüz anlayabilmiş değiliz.

Yanınızdayız, sizinleyiz, rahat olun diyenler lafını bitirip koyup gidiyor.

Laf elimizde, ödenecek borçlar cebimizde…

Lafla borç ödendiğini gören, duyan, bilen var mı?

*****

İnsanlar ferahlamak adına, borçlarını hafifletmek adına ne yaptılar?

Bankalara koştular.

Kredi çektiler, tekrar çarklarını döndürmeye çalıştılar!

Ne oldu?

Kredi alanların ödemeleri geldi. Lakin durumları düzelmedi.

Borçlar katlandı…

Katmerlendi…

Çünkü; İş o eski iş değil…

Müşteri o eski müşteri değil…

Herkes tedirgin, herkes ürkek, herkes endişeli…

Sonra işsizlik tavan yapmış durumda…

Nasıl ferah tutsun insanlar gönüllerini?

İş yok, istihdam kayıplarda, vaat ve laflar her köşe başında!

*****

Gönlümüzü neden ferah tutamıyoruz biliyor musunuz?

Merak etme diyorlar, nasıl merak etmeyelim?

Rahat ol diyorlar, nasıl rahat olalım?

Az daha sabır diyorlar, sabır taşı çatlayalı sizce de çok olmadı mı?

Az daha bekle diyorlar, daha ne kadar bekleyelim, beklediğimiz yetmedi mi?

Görünen dağın ardı yakın gibi cümlelerle insanlarla sanki köşe kapmaca oynuyorlar!

Böyle olunca da ferah olamıyoruz!

Özellikle genç işsiz oranımız bir hayli yüksek!

Vaat ve lafların peşine takılanları hüsran bekliyor, güvensizlik bekliyor, hayal kırıklığı bekliyor.

Rakamlara göre, Avrupa’nın en fazla asgari ücretle çalışanı bizim ülkemizde. Çin’den daha az ücretle çalışan asgari ücretlilere sahibiz!

Bazı şehirlerimiz bir zamanlar Çin olduk diye övünüyorlardı. Şimdi komple Çin olunca gönlünüzü ferah tutun diye ondan mı diyorlar?

Böyle bir tabloda, herkes mutlu hayatından, herkes memnun, kimsenin şikayeti yok denebilir mi?

Yorum sizin efendim….

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi

Kül

10 Mayıs 2024 Cuma 00:05
SON YAZILAR