HACIVEYİSZADE HOCAMIZIN ARDINDAN!

Konya İmam Hatip Okulunun ilk öğrencilerinin en çok hatırası, Hocaları Hacıveyiszade Mustafa Kurucu Hocaefendiyle ilgiliydi. Yıllar önce gözleri dolu dolu onu anlatmışlardı.

Vefatının 60.yılında onu rahmetle anarken, bazı hatıraları da, sizlerle paylaşmak istiyorum. Mekanı cennet olsun.

 

259 Ahmet Altıntepe

AHMET BIRAK TAŞLARI!

Hacıveyiszade Hocamın dersiydi. Eskiden üç karne alırdık. Şubat tatili yakın. Evde bunaldık. Konya’da bunaldık. Hasret var.  Derste dalmışım. Bizim köyde bir taş oyunu oynardık. Taşları dizerler, yuvarlak bir taş olur, karşıya geçeriz o dizili taşa elimizdeki taşı atarız, bilye oyununa benzer bir şey.

Sınıfta hayalen onu oynuyorum.

Bir ses Ahmet!... dedi.,

Kendime geldim. Baktım Hocam…

Ahmet dedi bırak taşları. Biz dedi cennet bahçesinde ders anlatırız, Ahmet gitmiş köyde taş oynar.

Böyle bir Hoca’dan insan kopabilir mi?

Elini eteğini değil, bastığı toprağı öpmemiz lazımdı.

Onun dersinde çıt çıkarmazdık. Ondan alacağımız çok şey vardı.

 

232 Halit Yarımca

DIŞARI ÇIK, KAPIYI VUR DA ÖYLE GİR!

Hacıveyiszade Hocamız çok dirayetli bir insandı. Arapça ve Kuran-ı Kerim benim gibi yetişenlerde yeterli ölçüde olmadığı için o yaşlarda onun değerini anlayamadık. Hocam okul için ve bizler için çok büyük fedakarlıklar yaptı.

Mehmet Emin Atasagun, Resim dersinde kapıyı vurmadan içeri girdi. Hoca kapıyı vurmadın dedi, dışarı çık, kapıyı vur içeri öyle gir.

Atasagun yine kapıyı vurmadan içeri girdi.

Resim Hocası çık, kapıyı vur da öyle gir diye tekrar edince, kapıyı çarptı, dışarı çıktı.

Atasagun benim yaşımda olanlara göre yaşça 8-9 yaş daha büyüktü.

Olaydan sonra, dışarıda Hacıveyiszade Hocamızı bularak durumu ona anlatmış.

Teneffüste baktık ki, Hacıveyiszade Hocam, resim Öğretmenini çağırdı. Durumu anlattı. Atasagun Resim Hocasının elini öptü, olaylar büyümeden idareye yansımadan Hocamızın sayesinde tatlıya bağlandı.

 

15 Hüseyin Kale

KURAN-I KERİMİ ELİNDEN BIRAKMA

1953 yılında bir cahillik yaptık kavga ettik. Bizim evin bahçesine sebze ekmiştik. Kavga ettiğim çocuk, defalarca evin bahçesinin sebzesini, ötesini, berisini yedirdi. Bende ayağımın burnuyla kabalarına iki kere vurdum. Avukat Naim Gilistralı’nın akrabasıymış. Rapor almışlar beni mahkemeye vermişler.

Oradan birileri dedi ki ben yaptım dersen altı ay alırsın. İnkar et, ben yapmadım de dedi. Meğerse bana düşmanlık yapıyorlarmış.

Hakim dedi ki, yavrum bu çocukla dövüşmüşsün sana iki ay gün vereyim ne dersin.

Meğerse benim tecilimi, isterim, beraatimi isterim demem gerekiyormuş.

Ömrümde mahkeme görmemişim.  Verirsen ver dedim, yatır çıkarım. Hakim birkaç defa sordu. Ben her defasında yatır çıkarım efendim dedim. Sana iki ay dedi. Daha önce sabıkan olmadığın için bir ay veriyorum. Yat çık da aklın başına gelsin.

Oradan çıktım. Konya’da sanki başka avukat yokmuş gibi Naim Gilistralının yazıhanesine gittim. 

Ne o delikanlı dedi. Durumu anlattım. Ne yapacağız dedim. Ben dedi Ankara’ya bir yazı yazarım. O zamana kadar anca gelir sende yazın yatar çıkarsın dedi. Otuz lirada paramı aldı.

Cezanın tasdikten gelip gelmediğini öğrenmek için Savcılığa gittim. Kapıyı açtım Savcının yanında bir jandarma. Savcı, Jandarmaya bizim evi tarif ediyor.

Efendim dedim aradığınız adam benim. Kendi ayağıyla gelene de yeni rastlıyorum dedi. Jandarmayla git dedi.

Jandarmayla konuşa konuşa hapishaneye geldim. Gardiyanlar beni görünce başladılar gülüşmeye. Sen dediler böyle mi geldin.  Evet. Yatağın var mı? Ne yatağı dedim.

İçlerinden biri içeride tanıdığın biri var mı diye sordu.

Bizim köyden Alaaddin Top var dedim. Alaaddin Abiyi tanıyor musun dediler. Bizim köylü dedim. Meğer Alaaddin Abi “Dam Ağasıymış”. İçeri girdiğimde, yeğenim dedi yemek yapmayı bilin mi? Bilirim. Şu yatak boş. Kardeşimin yatağıydı. Tahliye oldu. Orada yatabilin.

Ertesi sabah, adımı anons ettiler. Hüseyin Kale ziyaretçin var diye.

Baktım okul arkadaşlarımda Ramazan Kunt. Hacıveyiszade Hocam bir iki kilo ya üzüm yada elmaydı meyve göndermiş, beş lirada para. Salı günü oraya geleceğim demiş.

Evde kimsenin haberi yok. Çarşıya gideceğim diye çıktım. Öldü mü, kaldı mı diye Konya’nın altını üstüne getirmişler.

Hacıveyiszade Hocam Salı günü geldiğinde beni buldurdu. Ben başladım ağlamaya. Kuzum dedi, burada içeride yatanların hepsi suçlu olduklarından burada yatmıyorlar. Üzülme, derslerine çalış, Kuranı Kerimi elinden bırakma dedi.

Hocam gittikten sonra, Hocamın talebesi olduğumu öğrenenler, Hapishanenin camisi kapalı dediler. Sen hocaymışsın bize namaz kıldır. Yaşlı yaşlı adamlar hocam diye bana hürmet etmeye başladılar. Bende bir ay onlara namaz kıldırdım. Hocam her geldiğinde benim istihkakımı getirirdi. Hapiste değilken biz otuz beş kadar hafız, Aziziyede hatim inerdik. Her sabah namazında hatim duası olurdu. Hocamda o dua sonrasında, her birimize hatim sahibinden aldığı parayı bölüştürürdü. Günlük 1 yada 1.5 lira her birimize dağıtırdı. Ben hatim dualarına iştirak etmişim gibi bir ay boyunca bu senin istihkakın diye bana para getirdi. Biz onların sayesinde okuduk. 

 

164 İbrahim Altunel

HACIVEYİSZADE HOCAM BENİM VELİMDİ

Hocalarımızın üzerimizde hakları çoktu. Hocalarımız bize hem Konya’yı, hem dünyayı tanıttılar.

Ben okula kaydolacağımda velim yoktu. Benim velim Hacıveyiszade Hocam oldu.

Biraz da çekinerek, sormuştum;

Hocam benim velim olur musunuz? Hay hay yavrum, hay hay kuzum dedi.

Biz Muhacir Pazarı ile okul arasında gider-gelir hiç devamsızlık yapmazdık.

Ancak tatil olduğunda, memleket hasretiyle bir gün önceden gider, bir günde sonra gelirdik.

Öyle olunca da, devamsızlık belgesi imzalatmamız gerekirdi.

Yine böyle bir tatil dönüşünde, bir gün geç geldim.

Devamsızlık belgesini Hocama imzalatmam lazım. Hocamı üzmek istemiyorum. Mahcubiyetim haddinden fazla…

Bu düşünceler içerisinde, Hocamın yanına vardım, durumu anlattım.

Tuzsuz dedi, niye devam etmedin.

Sonra gönlümü almak için;

- Tatlıya tuz konmaz, sana onun için tuzsuz dedim dedi. Yoksa senin tadın tuzun yerinde…

Hocamız dersten çıktığında, öğretmenler odasına gitmezdi. Sigara içilir, dedikodu yapılır düşüncesiyle itibar etmezdi öğretmenler odasına.

Bayan bir hademe vardı, Emine hanım.

Kızım Emine Hanım, bana bir kahve yap derdi.

Kahvesini içtikten sonra, seccademi seriver kızım derdi.

Namazını kılardı.

Hocamız baş tacımızdı.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum