O Sevgiye Maya Çalmıştı, Biz Yoğurt Sandık!

Gülmeyi unuttuğumuz, gülümsemeyi unuttuğumuz, tebessümle bile aramızın olmadığı günlerdeyiz. Korona duman etti, perişan etti hepimizi.

Nasreddin Hoca bir maya çalmıştı bu topraklara… O sevgiye maya çalmıştı, biz yoğurt sandık. Halende gelsin maya çalsın her taraf gömgök yoğurt olsun derdinde gibiyiz!

İnanın o maya tutalı çok oldu, olmasına da, bizler bir türlü farkına varamamıştık.

Bu dönemde çok daha iyi anladık!

O maya sevgi oldu yayıldı.

O maya hoşgörü olmadı mı sanıyorsunuz?

O maya nezaket olmadı mı, davranışlarımıza hiç mi yansımadı?

O maya el uzatma olmadı mı dostluğa ve yardıma açılan?

O maya ile sevgi kesildi bu coğrafya…

Kimsenin kimseyi incitmediği…

Kimsenin kimseye hor bakmadığı…

Kimsenin kimseye kem söz söylemediği…

Kimsenin kimseye densizlik, edepsizlik yapmadığı…

Küfredenle acı söz söyleyenler, öfkeyle yürüyenler vazgeçirildiği, tövbe ettirildiği…

Sokaklarda gülen yüzlerin, birbirine selam verenlerin, esnaflara hayırlı işler dileyenlerin çoğaldığı, arttığı bir dünyayı özlemedik mi?

İnanın bu dönem bu saydıklarımıza doğru yöneldiğimiz bir dönem.

Birbirimize tutunduğumuz, aradığımız, sorduğumuz, kaybetmekten korktuğumuz bir dönem.

Bugünlerde bu saydıklarımıza ve sayamadıklarımıza ihtiyacımız var.

Kavgalardan, tartışmalardan, münakaşalardan, itiş-kakışlardan ne elde ettik, ne elimize geçti bugüne kadar.

Bunu çok düşündük mesela…

Sevelim sevilelim, dünyaya kimseye kalmaz diyen Yunus Emre hiç bu kadar aklımıza gelmemişti.

Çünkü, Pandemi döneminde en yakınlarımızı, can dostlarımızı, kardeşimiz gibi sevdiklerimizi kaybetmenin acısı her birimizin içine çöktü.

 

DÜNYANIN MERKEZİ NERESİDİR?

Hoca Nasreddin, dünyanın merkezinden dem vurmuştu. Neresidir dünyanın merkezi?

Nerededir dünyanın tam ortası diye de sormuştu, halende sorar durur.

O merkez, o türlü tahminlerde bulunduğumuz dünyanın tam ortası aslında sanıldığı kadar uzaklarda değil!

Yanı başımızda, elimizi uzatabileceğimiz kadar da yakın size, bize, hepimize…

Dünyanın merkezi sevgidir...

Hoşgörüdür anlayana…

Hoş bir espridir kahkahalar attıran…

Yüzlere yayılan tatlı bir gülümsemedir...

Birliktir, dirliktir, beraberliktir...

Neşeyle kolkola girmektir...

Hiçbir zaman birbirine düşmemektir...

Onun bunun lafıyla birbirine girmemektir...

Her ne olursa olsun birbirini itmemektir...

Kalp kırmamak birbirini üzmemektir...

Bile bile birbirini gücendirmemektir.

Nasreddin Hocayı belki de yeni anladık. Yeni yeni anlamaya başlıyoruz da diyebiliriz. En azından anladık ya…O da bir şey…

 

 

 

 

SENİ ARAMADIĞIMIZ GÜN OLMADI HOCAM!

Nasreddin Hocamız vakti zamanında çok değerli kelamlar eylemişti. Birçoğu bir kulağımızdan girdi, diğerinden çıktı gitti, çoğumuz güldük geçtik, üzerinde durmadık, gülelim diye yanına geldik dedik, kıssadan hisse almayı hiç ama hiç düşünmedik.

Doğru bildiğin yoldan yalnız gideceksin diyenlere senin doğrun sana, benim doğrum bana dedik, bana akıl öğretme, benim aklım bana yeter dedik.

Elmalarla armutlar toplanmaz dediler. Kim demiş dedik, toplamayı senden mi öğreneceğim, alt tarafı dört işlem dedik. Sadece elma ile armudu toplamadık, ne bulduysak topladık, sonra işin içinden ne çıkarmayla, ne çarpmayla, ne de bölmeyle çıkamadık.

Sapla samanı karıştırmayın demişlerdi. Biz karıştırıcılar bulduk, ne bulduysak karıştırdık, kafamız karışıktı, daha da karıştı, işin içinden çıkmak istedik, çıkamadık, kalakaldık.

İki kere iki, ne üç eder, ne de beş, dört eder, dört denmişti ya…Biz üç mü olur beş mi olur ifadesine taktık. Beşten fazla etmeli, nasıl eder, neden etmez diye bir daldık işin içine, rakamlar karıştı, rakamlar şaşırdı, rakamların içinden halen çıkamıyoruz.

Böyle gelmiş, böyle gider değil, böyle de gelmez, böyle de gitmez dense de, bu türden laflara ve anlatımlara bayıldık, kırılan kırılsın, yarılan yarılsın, küsen küssün dedik, barışmayı düşünmedik, yanlışımızı telafi etmekten kapak kaldırmadık, sonunda ne hallere düştüğümüzü, Pandemi denen bu dönemde anladık.

Bir yerde aklımız başımıza geldi. Geldi gelmesine de

İnan seni çok aradık ve anmadığımız gün olmadı Nasreddin Hocam.

 

NASREDDİN HOCASININ RİCASI!

Yıllar önce bir ricası vardı Hocanın;

Diyordu ki;

Söyleyin şu Vali Paşaya, Konya caddelerinde, sokaklarında dolaşsam kıyamet mi kopar?

Kıyamet kopmasına kopmazdı amma….

Gelemedi Hoca…

Göremedi Konya’yı...

Çağıranda olmadı…

Davet eden de…

Akıl eden de…

Çok özledim Konya’yı dedi…

Türüm türüm burnumda tütüyor dedi...

Bana kim sınır koydu, kim bu sınır koyucular dedi…

Neden sormazsınız, sual etmezsiniz dedi…

Var mı buna hakları dedi…

Ünün Akşehir’i aştı, dünyada tanımayan, bilmeyen kalmadı diyorlar, şunun şurasında Konya’ya kadar gidemiyoruz dedi.

Göle maya çalınmayacağını bilirsiniz, gelirsiniz yanıma içinizde maya çalmayanınız kalmaz,

Neden çalarız o mayayı bilir misiniz?

Yoğurt olsun diye mi?

Bizim çaldığımız maya, Gönüllere sevgi, muhabbet ve hoşgörü çalmak...

Sizinkilere aklım ermez dedi.

O söyledi, biz dinledik…

Her seferinde bir daha ki seneye inşallah dedik…

Nedendir bilinmez, bir yerlerde kaybettik, unuttuk işin davet faslını…

Halen de unutur gideriz! 2021’de bir hatırlayanımız olur mu, şimdiden bir duyuralım, hatırlatalım bekliyor çünkü Nasreddin Hoca…

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.